İslam’ı Önce Kendimizde, Sonra Çevremizde Nasıl Yaşatabiliriz?
Abdullah Sert Hocaefendi: İslam’ın güzelliklerini önce kendi hayatımızda yaşamak, sonra başkalarına taşımak için neler yapabiliriz?
Özbekistan’a gitmiştik, 1992 yılında; Rusya’dan ayrılıp bağımsızlığını yeni kazandığı bir dönemdeydi. Merhum Musa Efendi Hazretleri, “Orada piranımız var, hadi bir gidelim ziyaret edelim” dedi. Biz de onun öncülüğünde o mübarek kişiyi ziyaret ettik.
Semerkant’a uğradığımızda, oradaki bir zat bize şunları anlattı: “Burası aziz bir sahabiye ev sahipliği yapmıştır. Biliyorsunuz, Kusem ibn Abbas, Peygamber Efendimiz’in amcasının oğlu Hazreti Abbas’ın oğludur. Bu zat buraya gelmiş, 6 ay boyunca halkın dilini öğrenmiş, fakat kimseye bir şey söylememiş, hiçbir şeyden bahsetmemiş. Sadece dilini öğrenmeye odaklanmış. 6 ayın sonunda artık halkın diliyle konuşup insanları İslam’a davet etmeye başlamış. İnsanlar da onun halini görünce, ‘Sözüyle ve haliyle yaşayan biri, ne güzel şekilde davet ediyor’ demişler. Burada adeta İslam’ın güzelliklerini taşıyıp yaymaya başlamış.”
Bu nedenle bazıları gidip bidatî mesajlar veriyor, bazıları doğrudan ahlakıyla insanlara örnek oluyor, bazıları da fiili cihatlarla Allah’ın dinini anlatıyor.
Peki, bugün biz ne yapacağız? Öncelikle kendi dünyamızda İslam’ın güzelliklerini yaşayacağız. Sonra evlerimize, yuvalarımıza bakacağız. Evimizde gerçekten İslam’a bir davet ihtiyacı var mı? Çocuğumuzu namaza davet edebiliyor muyuz? Ailemizi birtakım yanlışlıklardan kurtarabiliyor muyuz? Mal ve hayâdan kendimizi koruyabiliyor muyuz?
Öncelikle kendimizi İslam’a davet edelim, İslam’ın güzelliklerini yaşayalım. Sonrasında ailemize, çocuklarımıza, komşularımıza vesileler bularak, halimizle, sözümüzle davet edebiliriz. Tartışarak, iddialı şekilde cedelleşmeye gerek yok.
Netice olarak Rabbimiz inşallah bizleri, İslam’ı güzel yaşamaya ve bu dini başkalarının yüreğine güzel bir şekilde taşımakta rol almaya muvaffak eylesin.









YORUMLAR
-
İlk yorumu yapan siz olun!