İnfâk Ederken Muhtacın Gelip İstemesini Bekleme!
İnfâk vazifesini edâ ederken nelere dikkat etmeliyiz? Rabbimiz (s.a.v) bizden nasıl bir infak hassasiyeti bekliyor?
İnfâk vazifesini edâ ederken, muhtacın gelip istemesini beklememek gerekir.
Muhtaç olduğu hâlde, iffet ve kanaatkârlık sebebiyle, isteyemeyenleri arayıp bulmak, onları sîmâlarından tanıyacak derecede kalbî bir hassâsiyete ulaşmak gerekir.
Cenâb-ı Hak âyet-i kerîmede buyurur:
“(Yapacağınız hayırlar) kendilerini Allah yoluna adamış, bu sebeple yeryüzünde kazanç için dolaşamayan fakirler için olsun. Bilmeyen kimseler, iffetlerinden dolayı onları zengin zanneder. Sen onları sîmâlarından tanırsın…” (Bakara, 273)
Bu âyette Cenâb-ı Hak, kalplerimizi mânevî bir röntgen hâline getirmemizi; iffetinden dolayı sıkıntısını, ihtiyacını belli etmeyen mü’min kardeşlerimizi fark edebilecek bir kalp kıvâmını kazanmamızı istiyor.
Müslüman, sadece mazlum ve muhtaç müslümanlardan değil; kapısındaki, kendisine emânet edilmiş sâir mahlûkattan dahî mes’uldür. Nebatattan bile mes’uldür.
Dünyada kendisinden istifâde edilip, hakkı verilmeyen mahlûkat da, mahşer yerinde haşredilecek ve hakları kendilerine tevzî edilecektir.
Hâsılı;
Mal ve servet, âhiret sermâyesidir. Âyet-i kerîmede, Kārûn’a, kavminin sâlih kişilerinin şöyle nasihat ettiği bildirilir:
“Allâh’ın sana verdiği serveti O’nun yolunda harcamak sûretiyle âhiretini kazanmaya çalış!
- Dünyadan nasibini unutma!
- Allah sana nasıl ihsanda bulunduysa, sen de başkalarına öylece ihsanda bulun!..” (el-Kasas, 77)
İbn-i Abbâs Hazretleri; «dünyadan nasîbin»; «dünyada âhiret için amel etmek» olduğunu bildirmiştir. (Taberî, Tefsîr, el-Kasas, 77)
Yani, dünya malından, dünyada kifâyet ve riyâzat ölçüsünde istifâdemizden başka bir nasîbimiz yoktur. O, âhireti kazanmaya sevk edilmelidir.
Kaynak: Osman Nuri Topbaş, Yüzakı Dergisi, Yıl: 2025 Ay: Kasım, Sayı: 249













YORUMLAR
-
İlk yorumu yapan siz olun!