Ebu Cehil Taşların Şehadetine Rağmen Neden İman Etmedi?
Ebû Cehil’in, Peygamber Efendimiz’in mucizesi karşısında taşların şehâdetine rağmen iman etmeyişini anlatan ibretlik kıssa ve hakikati görememenin hikmeti.
Şeytan, Âdem -aleyhisselâm-’a baktığı zaman, karşısında topraktan yaratılmış bir insan göreceği yerde, insan silüetinde bir toprak yığını gördü. Bu sebeple ona secde etmedi. Âdem’deki aslî cevheri göremedi. Onun topraktan olan ceset yapısına aldandı da Rabbine isyan etti. Neticede huzûr-i ilâhîden kovuldu.
TAŞLAR ŞEHÂDET ETTİ, GÖZLER HAKİKATİ GÖREMEDİ
Ebû Cehil ve emsalleri de insanı toprak yığını zanneden iblis gibi Hazret-i Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’deki sonsuz ilâhî tecellîleri göremediler.
Cemâdâtın uyanıklığına mukâbil, Ebû Cehil ve emsallerinin gafletini îzah sadedinde Hazret-i Mevlânâ Mesnevî’sinde şu kıssaya yer verir:
“Ebû Cehil, bir gün Hazret-i Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’i aklınca imtihan etmek istedi. Ellerine taşlar alarak Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’in yanına geldi ve:
«–Bil bakalım, avucumda ne var? Gerçekten peygambersen ve sâhiden göklerin ardındaki sırlardan haberdar isen, bu kadar yakınındaki şeyleri de hemen bilmen lâzım!..» dedi.
Hazret-i Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem-:
«–Avucunun içindekileri ben mi söyleyeyim, yoksa onlar mı benim hak peygamber olduğuma şehâdet ederek konuşsunlar? Kudretullâh için senin avucundakileri dile getirmek çok basittir. Rabbim dilerse, bütün cansızlar canlanıp insan gibi konuşurlar. Esâsen onlar, Allâh’ın kudret ve azameti hakkında gönül sahiplerine nice sırlar ifşâ ederler. Fakat elbette sen ve senin gibi gâfiller, onların dilinden ve hâlinden anlayamaz!..» dedi.
Hazret-i Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem-, böyle söylerken, taşlar bir bir dile geldiler. Kelime-i şehâdet getirdiler.
Ebû Cehil, bu hâlden korktu, ürktü. Taşlar, elinden düştü. Nasipsiz bedbaht, îmân edip kurtuluşu seçeceği yerde:
«–Yalan, yalan!» diye haykırdı.
Sonra da:
«–Yeryüzünde Sen’inle başa çıkabilecek bir sihirbaz olamaz!» dedi.
Bu küfür tezâhürleri ile, kendisine kıyâmete kadar buğz edilecek kâfirlerin en mel’ûnu oldu. İlâhî rahmetten ebedî olarak uzaklaştırıldı.”
Ebû Cehil, hem kör, hem sağır... O, Hazret-i Âdem’i toprak yığını gören şeytan gibi ilâhî tecellîlere, nûr-i Muhammedî’ye âmâ oldu. Gözleri gaflet, hiddet ve küfür perdesiyle kapalı olduğu için, Âlemlerin Efendisi’ni kendisi gibi sadece etten ve kemikten bir kalıp zannetti.
Böylelerinin kıyâmete kadar mevcûdiyeti de bu âleme hâkim olan âdetullah îcâbıdır.
Kaynak: Osman Nuri Topbaş, Muhabbetteki Sır, Erkam Yayınları









YORUMLAR
-
İlk yorumu yapan siz olun!