İmam-ı Gazali’nin Manevi Arayışı ve Uzlet Hâli

İmâm-ı Gazâlî Hazretlerinin ilmi makamları ve şöhreti bırakarak zâhirî ilimlerden hakikate ve tasavvufa yöneliş hikâyesi.

İmâm-ı Gazâlî Hazretleri, zamanındaki bütün ilimlerin zirvesinde olduğu hâlde, Rabbine yakınlığa nâil olabilmek için uzun bir müddet “hîçlik hâli”nde, yâni bütün nefsânî arzulardan vazgeçmiş bir vaziyette yaşamıştır.

İMÂM-I GAZÂLÎ’NİN KALBÎ UYANIŞI VE UZLETİ

İmâm-ı Gazâlî Hazretleri, ilmin zirvesindeki hâlini şöyle anlatır:

“Aklî ve şer’î ilimlerle iştigaldeydim. Çok talebelerim vardı. Hâlimi düşündüm. Gördüm ki, çeşitli iptilâlar ile sarılmışım. İlimdeki niyetimi düşündüm. Hâlis, Allâh rızâsı için olmayıp, makam sevdâları ve şöhretlerle karışık buldum. Yakînen anladım ki, helâk edici bir girdaptayım, uçurumun kenarındayım. Kendi kendime:

«Haydi çabuk ol, artık ömründen çok az bir kısım kaldı. Kazandığın ilim hakîkate ve tatbikâta geçmez ise, bir aldatmacadan ibârettir. Şimdi gereksiz alâkaları kesmez, engelleri kaldırmaz isen, sonun ne olacak?» dedim.

O zaman bir hâl oldu. Dünyâ ve dünyâcılardan kaçmak ile dünyâ arzuları ve âhiret isteği arasında hayret vâdisinde altı ay şaşkın, inler ve ağlar bir hâlde kaldım. Kalbim muzdarib oldu. Aczimi gördüm ve anladım. İrâde ve ihtiyârımın tamâmen elimden çıktığını seyrettim. Devâsız derde, çâresiz hastalığa dûçâr olan bir kimse gibi, Allâh’a yalvararak ve sızlanarak ilticâ ve tazarrûda bulundum. Nihâyet:

«…Darda kalan kimse duâ ettiği zaman, onun duâsını kabûl edip fenâlığı kaldıran...» (en-Neml, 62) âyetinde buyrulduğu gibi, Allah Teâlâ duâmı kabul edip kalbimi uyandırdı. İçimdeki mal ve makam arzusu kaldırıldı. Hepsinden yüz çevirdim. Zikir, uzlet, halvet, mücâhede, riyâzat, nefsin tezkiyesi ve ahlâkın mükemmelleşmesi ile meşgul oldum. İlm-i yakîn ile bildim ki, Allâh’a kavuşanlar ve hidâyet yolunun yolcusu olanlar, bilhassa tasavvuf ehli olan büyüklerdir. En güzel sîret ve ahlâk onlardadır. Zîrâ onların zâhir ve bâtınlarındaki hâller, peygamberlik nûrundan alınmıştır. Yeryüzünde de peygamberlik nûrunun ötesinde bir nûr yoktur.”[1]

Dipnot:

[1]. Bkz. Gazâlî, el-Münkızu mine’d-Dalâl, İst. 1994, s. 35-39.

Kaynak: Osman Nuri Topbaş, Faziletler Medeniyeti 1, Erkam Yayınları

İslam ve İhsan

EN BÜYÜK CİHAD: NEFS TEZKİYESİ

En Büyük Cihad: Nefs Tezkiyesi

NEFS TEZKİYESİ VE KALP TASFİYESİNE İBRETLİ MİSALLER

Nefs Tezkiyesi ve Kalp Tasfiyesine İbretli Misaller

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle