İlmi Olarak Sahabi Kime Denir?

Bir kimsenin ilmi anlamda sahabi sayılabilmesi gereken şartlar nelerdir, muhtelif İslam alimlerine göre sahabi efendilerimizin sayısı nedir ve son sahabinin vefat tarihi hangisidir?

Sahip, arkadaş demektir. Sahib’in çoğulu sahb, sahb’in çoğulu da eshâbdır. Şahıs olarak sahabe de eshâb karşılığı bir çoğuldur. Sahabeden tek bir şahsa sahâbi denir.

ASIL SAHABE

Asıl sahabe, Peygamberimize sallallahu aleyhi ve sellem iman etmiş olarak görmek şerefine ermiş, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ile sohbetleri, konuşmaları ve rivâyetleri bulunan kimselerdir. Şeriat ıstılâhında sahal be; kendisi iman etmiş olarak Peygamberimiz’i sallallahu aleyhi ve sellem görmüş ve iman üzere de ölmüş olan kimselerdir. İman etmeden görüp iman edince göremeyenler ve iman ederek görüp, kâfir olarak ölenler sahabe sayılamazlar.

İmâm-ı Âzam ile İmâm-ı Şâfi Hazretlerine göre; irtidat, geçmişteki amelleri iptal edeceğinden Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve selleme iman ile onun sohbetinde bulunmuş, yine Peygamberimiz’in sallallahu aleyhi ve sellem hayatında mürted olmuş, daha sonra da tekrar Müslümanlığa dönmüş olduğu halde Resûlullah’ı sallallahu aleyhi ve sellem görememiş olanlar da sahâbi sayılamaz.

Amma muhaddisler hadisleri nakletmeleri itibariyle bu gibi şahısları sahabeden saymakta be’is görmemişlerdir. Eş’as b. Kays bu kabildendir. Peygamberimiz’in sallallahu aleyhi ve sellem sağlığında iman etmiş veya iman ederek onu görmüş, dininden dönerek kâfir olduktan sonra Peygamberimiz’in sallallahu aleyhi ve sellem sağlığında tekrar Müslüman olarak sohbette bulunanlar sahâbi sayılırlar. Abdullah bin Ebû Serh bu kabildendir.

Peygamberimiz’in sallallahu aleyhi ve sellem peygamberliğinden evvel O’nunla görüşmüş fakat bi’setten sonra görüşememiş olan Zeyd b. Âmr b. Nüfeyl, Bahirâ gibiler pek çok ulema tarafından sahabi sayılmazlar. Çünkü onlar sohbetin Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimizin bi‘setinden sonra olmasını şart koşarlar.

Amma vahyin başlangıcına yetişip vahyin Peygamberimiz’e verdiği dehşet karşısında ona tesellide bulunan Veraka b. Nevfel’i âlimlerden çoğu sahabi olarak kaydetmişlerdir. Peygamberimizi sallallahu aleyhi ve sellem görmüş ve O’na kavuşmuş olanların sahabi olabilmeleri için iyiyi, kötüden ayırd edebilecek bir çağda olmaları şarttır. Akıllı olup bulûğ çağına gelmeden Peygamberimiz’i sallallahu aleyhi ve sellem görmüş, onun sohbetinde bulunmuş olan Hz. Hasan ve Hüseyin ve Abdullah b. Zeyd radıyallahu anhüm bunların tümü sahabidirler. Fakat kundakta iken Peygamberimiz’in sallallahu aleyhi ve sellem iltifatına mazhar olup büyüyünce Rasûlullah’ı ebedi âleme şeref vermiş olarak bulanlar sahabi değildirler.

KİMLERE SAHABİ DENİLİR?

Bir kimsenin sahabi olması şu yollarla bilinebilir:

1 ) Cennetle müjdelenen on sahabî ve diğer bazıları gibi tevâtürle,

2 ) Ukkâşa b. Mihsan radıyallahu anh gibi tevatür derecesini bulmayan bir şöhret ile,

3 ) Sahabeden veya tâbiînden bir şahsın falanın Resûlullah sallallah hu aleyhi ve sellem’le sohbeti vardır demesiyle,

4 ) Kendisi yaş itibariyle Asrlı Saadette bulunmuş olmak ve adâleti sabit olmak şartiyle, ben sahabiyim, demesiyle olabilir.

SON SAHABE

Hicretin yüz onuncu senesinden sonra “ben sahabiyim”, diyenler yalancı sayılırlar; çünkü yüz on senesinden sonra sahabeden hiçbiri kalmamıştır. Başta Buharî olmak üzere sahabenin isimlerini yazan birçok yazarlar çıkmıştır. Bunlar içerisinde en son ve en meşhurları Ebû Ömer Abdülber’in (368l473) el Istiâb’ında 3500 sahabi ismi var. İzzeddin EllEzdi’nin (555l630) Üsd’ül Gâbe’sinde 7554 isim var. Îbnli Hacerli Askalani’nin (673 l 748) Isabe’sinde 11783 sahabi ismi vardır.

Sahabenin hepsi adâletlidir. Sahabeli kirâm, zamanlarında meydana gelen müessif hadislere karışmış olsun olmasın hepsi, adâletlidirler. O, hadiselerden fitl ney’e karışanlar bir içtihat neticesi olarak fitneye karıştılar. İçtihatlarında hata etseler bile ecir alacaklardır.

Sahabenin adâleti hakkındaki âyet ve hadisler olmasa bile onların hak için memleketlerinden hicretleri, dinli islâm’a yardımları, iman uğrunda kendi öz babaları ile bile harb etmeleri, onların adâleti için yeter bir delildir. En büyük rütbe iman ederek isterse bir saat olsun Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimizin teveccühüne ermektir. Halbuki sahabe içerisinde bir saat sohbetten tut da uzun seneler Peygamberimizin sallallahu aleyhi ve sellem sohbetinde bulunanlar vardır.

Kaynak: İbrahim Koçaşlı, Sünen-i Ebi Davud ve Tercemesi, Erkam Yayınları

İLK SAHABİLER KİMLERDİR?

İLK SAHABİLER KİMLERDİR?

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.