İlk İlahi Emirden Çıkarılacak 3 Mühim Ders

İlk ilahi emir olan "Oku" emrinden çıkarmamız gereken 3 mühim ders nedir?

Rasûlullah Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’e Hirâ Mağarası’nda gelen ilk vahiyde de, okumak ve ilim hususlarının tebârüz ettirildiğini görüyoruz:

İlk ilâhî tâlimat:

“Yaratan Rabbinin adıyla oku!” (el-Alak, 1)

Her işe besmeleyle başlayacağız. Rabbimiz’in yüce ismini zikrederek, âdetâ O’ndan izin alarak okuyacağız. Yani sınırlı aklımızı vahyin üstüne koymaya kalkmayacağız, aklımızı vahyin muhtevâsında kullanacağız.

Rabbimiz’in adıyla okumak ilk vazifemiz. Cenâb-ı Hak; bu kâinâtı kudret akışlarıyla, azamet nakışlarıyla doldurmuştur. Kul, temâşâ ettiği her nakışta, tefekkür içinde derinleşecek. Zikre alışacak. Cenâb-ı Hakk’ın azamet-i ilâhiyyesini ve kudret akışlarını aşk ve vecd ile okuyacak. Böylece büyük bir haz duyacak. Kulluğunu idrâk edecek.

Kul, Allâh’ın adıyla iki kitabı okuyacak:

  • Kur’ân-ı Kerim (Kavlî âyetler)
  • Kâinat Kitabı… (Kevnî âyetler)

İnsan ise, bu kitapların özü, fihristi ve sırrı…

Kavlî ve kevnî âyetlerin karşılıklı okunmasına sayısız misallerden biri de şöyledir. Âyet-i kerîmede buyurulur:

“Dönüş sahibi olan göğe andolsun!” (et-Târık, 11)

Dünyanın etrafındaki atmosfer ve tabakalarını inceleyenler, burada dört ayrı dönüş sistemi tespit etmişlerdir:

Troposfer tabakası (9-16 km): Buharlaşarak yeryüzünden yükselen suyun, yoğuşarak yağış olarak yere geri dönmesini sağlar.

Strotosfer-Ozonosfer tabakası (25-50 km): Uzaydan gelen zararlı mor ötesi ışınları yutarak yeryüzüne ulaşmadan uzaya geri dönmelerini sağlar.

İyonosfer tabakası (50-1000 km): Yeryüzünden yayılan radyo dalgalarını yeryüzünün farklı bölgelerine geri yansıtarak telsiz konuşmalarının, radyo ve televizyon yayınlarının uzak mesafelerden izlenebilmesini sağlar.

Manyetosfer tabakası (10.000 km-60.000 km arası): Güneş ve diğer yıldızlardan yayılan zararlı radyoaktif parçacıkları yeryüzüne ulaşmadan uzaya geri döndürür. (Mikdat KADIOĞLU, Modern Meteoroloji Işığında Kur’ân Âyetlerine Bakış, s. 82)

Hâsılı;

Esas tahsil; ancak mekteb-i âlemde, bu hârika kitapları okuyabilmek, idrâk ile hazmedebilmek ve muhtevâsınca yaşayabilmektir. Bu iki kitap, Cenâb-ı Hakk’ın kula büyük bir yardımı ve ihsânıdır.

Müteâkip âyette Cenâb-ı Hak, sonsuz kudretinden bir misal veriyor:

“O, insanı «alak»tan (aşılanmış yumurtadan) yarattı.” (el-Alak, 2)

Evvelâ bu âyet, bir Kur’ân mûcizesi… Embriyolojinin bilinmediği bir asırda Cenâb-ı Hak, insanın yaratılışını safha safha bildiriyor. Biyoloji, anatomi, fizyoloji hepsi Allâh’ın sanatı… İnsan; o her biri bir fabrika gibi olan hücreler, sistemler, uzuvlardan teşekkül eden varlık, zerre kadar bir sudan yaratılıyor. Zerreye sığan DNA’da, âdetâ bir binanın plân ve projeleri gibi, her şey yazılıp dökülmüş.

İkinci ders: Cenâb-ı Hakk’ın, insanı bu dünyada bir zerre sudan yarattığını gören insan; O’nun âhirette de insanı yaratacağından, yaratma kudretinden nasıl şüphe duyabilir? İlk defa yaratan elbette yine yaratır.

Üçüncü ders ise, insana kendi aslını düşündürmektir:

İnsan bir gözyaşından veya bir alın terinden meydana gelmedi. Bir necâsetten meydana geldi. Mâ-i mehîn / hor görülen bir sıvıdan yaratıldı. Öyleyse;

  • İnsanın «ben» demeye ne kadar hakkı var?
  • Cenâb-ı Hakk’a ortaklığa kalkmaya ne kadar hakkı var?

Hazret-i Ali -radıyallâhu anh-’ın ifadesiyle;

“Övünmek Âdemoğlunun neyine ki?!. Evveli nutfe, sonu ise cîfedir! (Kabirde çürüyüp gidecektir.) Kendi rızkını dahî yaratamadığı gibi, kendini helâkten de kurtaramaz.”

Demek ki; okuma ve ilim faaliyetinde, insan dâimâ haddini bilecek. Allah adıyla, O’na ilticâ ederek; «Sen yâ Rabbî!» diyerek yola çıkacak.

Kaynak: Osman Nuri Topbaş, Yüzakı Dergisi, Yıl: 2025 Ay: Ekim, Sayı: 248

İslam ve İhsan

İSLAM’DA İLİMLE AMEL ETMENİN ÖNEMİ VE FAZİLETİ

İslam’da İlimle Amel Etmenin Önemi ve Fazileti

ALLAH’IN İLİM SIFATI NE DEMEK?

Allah’ın İlim Sıfatı Ne Demek?

İLİM ÖĞRENMEK VE KUR’AN ÖĞRETMEK İLE İLGİLİ ÖRNEKLER

İlim Öğrenmek ve Kur’an Öğretmek ile İlgili Örnekler

GERÇEK İLİM NEDİR?

Gerçek İlim Nedir?

DÜNYA VE AHİRETİMİZE FAYDA VEREN İLİM

Dünya ve Ahiretimize Fayda Veren İlim

FAYDALI İLİM

Faydalı İlim

İNSANIN EBEDÎ SAÂDETİ İÇİN LÜZUMLU OLAN İLİM

İnsanın Ebedî Saâdeti İçin Lüzumlu Olan İlim

İLİM NEDEN ÖĞRENİLİR?

İlim Neden Öğrenilir?

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.