İlk Defa Yıldız Ölümü Gözlendi

Bilim adamları, ilk kez uzayda bir yıldızın kara delik içinde yok oluş sürecini tüm aşamalarıyla kayda geçirdi. Kara deliğin yıldızın büyük bölümünü yuttuğu, parçalanan kısımların ise kara delik dışında, yörüngede sürekli dönen bir disk içinde birbirlerine çarparak yok olduğu gözlendi.

ABD Uzay ve Havacılık Dairesi (NASA) ve Massachusetts Teknoloji Enstitüsü (MIT) araştırmacıları, NASA'nın Swift uydu teleskobunun uzak bir galakside günümüzden 290 milyon yıl önce Güneş benzeri yıldızın dev bir kara delik tarafından yutulduğu gök olayının optik ve mor-ötesi yansımalarını tespit ettiğini duyurdu.

"ASASSN-14li" adıyla anılan gök olayında Güneş'e benzeyen yıldızın, galaksinin merkezinde, Güneş'ten 13 kat büyük kara deliğe fazlaca yaklaşması sonucu bir girdaba yakalandığı ve kara deliğin yüksek çekim gücüyle parçalanana kadar girdap içinde sürüklendiği belirtildi.

Kara deliğin yıldızın büyük bölümünü yuttuğu, parçalanan kısımların ise kara delik dışında, yörüngede sürekli dönen bir disk içinde birbirlerine çarparak yok olduğu kaydedildi.

BİLİM TARİHİNDE BİR İLK

Araştırmacılar, gözlemin kara deliklerin yıldızları yutmasıyla ilgili yeni bilgileri ortaya çıkardığı, özellikle yıldızın parçalanmasına ve geride kalan parçaların kara delik çevresinde birbirine çarparak ufalanmasına dair gözlemlerin bilim tarihinde bir ilk olduğu vurgulandı.

Swift misyonunun baş araştırmacısı Dheeraj Pasham, "(Yıldızın kara delik içinde yok olmasından) bir ay sonra X ışınlarında parlaklık değişimleri olduğunu, yıldızın daha önce kaydettiğimiz optik ve mor-ötesi ışımalarına benzer yansımaların oluştuğunu gözledik. Bu optik ve mor ötesi yansımaların, kara deliğin uzağında, yörüngede eliptik akışlar halinde dönen materyallerin birbirine çarpmasıyla oluştuğunu düşünüyoruz." değerlendirmesinde bulundu.

Kaynak: yenisafak.com

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.