İdlib'de Engelli Çocuklar Gönüllü Öğretmenlerin Desteğiyle Geleceğe Adım Atıyor

Suriye'nin kuzeybatısındaki İdlib ilinde Beşşar Esed rejim güçleri ve destekçilerinin saldırılarıyla ampute kalan çocuklar, gönüllü öğretmenlerin açtığı merkezde özel eğitim alıyor.

Aralarında yetim ve kimsesiz çocukların da olduğu maddi imkansızlıklar nedeniyle okula gidemeyen iç savaş mağduru çocuklar için 13 İdlibli öğretmen "İlk Adım" isminde bir eğitim merkezi açtı.

Eğitim merkezinde ilkokul ve ortaokul öğrencilerine Türkçe, İngilizce, Arapça, matematik ve din dersleri veriliyor, özel ihtiyaç sahibi çocuklara özel aktiviteler düzenleniyor.

Saldırılar nedeniyle engelli kalan çocuklar, merkezde aldıkları özel eğitimle rehabilite edilerek topluma kazandırılmak isteniyor.

Eğitim merkezinin sorumlusu Merva Avad, yaptığı açıklamada, merkezin ampute, özel ihtiyaç sahibi, saralı ve felçli olan çocuklar için kurulduğunu söyledi.

Çocuklarını okula göndermek isteyen ailelerle tek tek konuşup proje hakkında bilgilendirme yaptığını belirten Avad, "Bu işi gönüllü olarak yapıyoruz. Çocukların acısını hissedip paylaşmak istiyoruz. Onların sesini herkese duyurmak için buradayız." dedi.

Burada 35 engelli ve 13 kimsesiz çocuk olmak üzere toplam 48 öğrencinin eğitim gördüğünü anlatan Avad, "Çocuklara eğitim verip rehabilitasyon ve topluma entegrasyonlarını sağlayıp sağlıklı bir nesil kazandırmak istiyoruz." ifadesini kullandı.

Avad, "Eğitim merkezine gelmek isteyen çok sayıda engelli çocuk var ama imkan yok. Benim tek hayalim tüm ampute çocuklara ulaşmak ve onların eğitim korkusunu yenmelerinde yardımcı olarak topluma doktor, mühendis gibi faydalı bir nesil yetiştirmek " şeklinde konuştu.

Çocukların eğitim merkezinde bir dizi eğitimden geçtiğini aktaran Avad, programlarında Türkçe, İngilizce, Arapça konuşma, matematik ve din dersinin yanı sıra fiziksel ve psikolojik rehabilitasyon uygulamaları bulunduğunu vurguladı.

Avad, herkesin engelli çocuklara eğitim verme fikrini manevi olarak desteklediğinin ancak kimsenin maddi destekte bulunmadığının altını çizerek okulun kapanması halinde öğrencilerin psikolojik olarak yıkılacağına dikkati çekti.

Esed rejim güçlerine Hama’nın Keferhud bölgesine yoğun saldırıları sonucu ailesiyle göç etmek zorunda kalan 9 yaşındaki Muhammed Medluş da "Göç ettikten sonra İdlib'deki evlere Rus savaş uçağının saldırısı sonucu bacağımı kaybettim. Allah benden bacağımın birisini aldı. Şimdi tek isteğim her gün bu okula gelmek. Okula gelmediğim günlerde çalışıp babama yardım ediyorum." dedi.

Okula gitmek için babasının motosikletine yakıt alacak parası bile olmadığını söyleyen Medluş, sosyal medya üzerinden "İlk Adım"la tanışıp kayıt olduğunu, merkezdeki herkesin kendisi gibi engelli olduğunu ve arkadaşlarını çok sevdiğini anlattı.

Esed rejim saldırısında bir bacağını kaybeden 10 yaşındaki Sevsan Acem ise anne babası ile televizyon izlediği sırada Rus savaş uçağının evlerine düzenlediği hava saldırısı sonucu bacağını kaybettiğini söyledi.

Bacağına her baktığında çok üzüldüğünü dile getiren Acem, "Beni okula babam getirip götürüyor. Okulda Türkçe, İngilizce, Arapça ve matematik öğrenerek, türlü türlü aktiviteler yapıyoruz. Okulumu çok seviyorum. Burada arkadaşlarımla oyun oynuyorum. Büyünce öğretmen olup çocukları eğitmek istiyorum." diye konuştu.

14 yaşındaki Muhammed el Assad da kardeşi ve kuzeni ile bakkaldan yiyecek aldığı sırada Rus savaş uçaklarının saldırısına uğradığını söyledi.

Saldırıda kuzeninin öldüğünü, kardeşinin şarapnel parçası ile yaralandığını ve kendisinin ise bacağını kaybettiğini anlatan el Assad, "İlk Adım eğitim merkezine kayıt oldum. Eğitimime devam ediyorum. Okuma yazma öğreniyorum. Burası çok güzel. İngilizce, Türkçe, Arapça, öğreniyorum, yüzme ve futbol gibi çok sayıda aktivite yapıyoruz." ifadesini kullandı.

El Assad, eğitimini tamamladıktan sonra doktor olmayı hayal ettiğini sözlerine ekledi.

Kaynak: AA

İslam ve İhsan

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.