Hüdayi Vakfı’ndan Mecsid-i Aksa İçin Yardım Çağrısı

Hüdayi Vakfı, İslam dünyasına işgalci İsrail'in Mescid-i Aksa'daki hukuksuz ve acımasız faaliyetlerine karşı “dur” çağrısı yaptı.

Hüdayi Vakfı, işgalci İsrail'in Mecsid-i Aksa’daki hukuksuz ve acımasız faaliyetlerini sonlandırması için İslam dünyasına destek çağrısında bulundu.

MAZLÛMUN ÂHINA KULAK VER! SES VER! EL VER!

“Bütün Müslümanların harîm-i ismeti sayılan Mescid-i Aksa’mızın, mübârek Ramazan-ı Şerif’in şu son günlerinde zâlimlerin çizmeleri ile kirletilmesi, zulmün bardağı taşıran damlalarından biri olmuştur. Zâlimin karşısında hakkı haykırmak büyük cihad ise de bugün yapılması gereken sadece sözlü kınamalar değil; mazlûma uzanan ellerin tutulması ve gerekirse kırılması ve güçlü bir şekilde “dur” denilmesidir. Müslüman halkların yüreklerine düşen acı dillerine ve sokaklarına yansısa da esas beklenen; bu halklara önderlik edenlerin, terör devleti İsrail’e karşı hep birlikte gür bir sesle, söz ve güç birliği etmeleridir. Halkı Müslüman olan bazı ülkelerin, böyle bir terör devleti ile yan yana fotoğraf çektirme yarışına girmeleri, İslâm’a ve Müslümanlara karşı büyük bir ihanettir. Bugün mazlumun yanında yer almaktan korkanlar, yarın zalimlerin pençesinde zilleti yaşamaya mahkûm olacaklardır.

Hukuk tanımadan, pervasızca ve dünyanın gözü önünde Filistin halkının evlerini ve topraklarını gasbeden, mabetlerine saldıran, çocuk-yaşlı demeden katliam yapmaktan çekinmeyen canilerin cezasız kalması, genelde insanlığın ve özelde İslâm milletlerinin derin bir gafleti ve hatta suç ortaklığıdır. Halkı Müslüman olan ülkeler başta olmak üzere, duyarlılığını kaybetmemiş tüm insanlığı, zulüm karşısında söz birliği ve güç birliğine davet ediyor ve yeryüzünde barış ve adaleti tesis etmek için mazlumun âhına kulak vermeye, ses vermeye ve el vermeye çağırıyoruz.”

Aziz Mahmud Hüdayi Vakfı

MESCİD-İ AKSA NEDİR, NEREDEDİR?

Mescid-i Aksa Nedir, Nerededir?

MESİCİD-İ AKSA'NIN TARİHİ VE MÜSLÜMANLAR İÇİN ÖNEMİ

Mesicid-i Aksa'nın Tarihi ve Müslümanlar İçin Önemi

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.