Hilal-i Ahdar’dan Bugüne Sigaranın Gerçek Bedeli
İşgal günlerinde başlayan bağımlılıkla mücadele, bugün de sigaranın sağlığa, nesillere ve ekonomiye ödettiği ağır bedelle devam ediyor.
1919-1920 yılları, Osmanlı Devleti’nin son günleri, İstanbul işgal altındayken şehirde alkol kullanımında belirgin artış olur.
BAĞIMLILIKLAR MİLLETLERİ NASIL ESİR ALIYOR?
Hatta Galata köprüsünün Beyoğlu tarafındaki ayağının civarında zaman zaman motorlarla Karaköy civarındaki gençlere ücretsiz alkol dağıtıldığı görülür.
Alkol (ve diğer bağımlılıklar) milletleri tutsak etmenin, köleleştirmenin en bilinen yoludur. Hadisenin şahidi bir grup “vatansever” Mazhar Osman Uzman önderliğinde harekete geçer. Memleketin medar-ı iftihar kurumlarından “Hilal-ı Ahdar” kutlu bayrağımızdaki, beyaz hilale eşlik etmek üzere kurulur.
Mücadelenin tarihi, son kurduğumuz devletin tarihinden eski ama düşmanın dünyadaki varlığı Âdem aleyhisselamdan hemen sonraya kadar uzanıyor. Zira sigaranın, alkolün babası şeytan o zamandan beri çalışıyor.
SİGARA VE BAĞIMLILIKLARIN TOPLUMA ÖDETTİĞİ AĞIR FATURA
Kıymetli yol arkadaşımız, Mehmet Dinç hocamız geçen hafta "Yeşilay Türkiye Tütün Raporu 2025"i kamuoyuyla paylaştı ve “Bir bağımlılığı masum görmek, diğer bağımlılıklara geçişi kolaylaştırıyor. Bu nedenle bağımlılıklara karşı toplumsal direncin korunması ve herkesin bu konuda sorumluluk üstlenmesi büyük önem taşıyor” dedi.
“Dünyada her yıl 8 milyon kişi, Türkiye'de ise 100 binin üzerinde insan tütün nedeniyle hayatını kaybediyor. Tütün bağımlılığını diğer bağımlılıklardan daha az zararlı, daha az masum görmemiz mümkün değil. Dünyada 2 milyon kişi akciğer kanseri nedeniyle hayatını kaybediyor, bunun yüzde 85'i sigaradan kaynaklanıyor. Dünya Sağlık Örgütüne göre tütün bağımlılığı dünyada en normalleştirilmiş ölüm nedeni. Bu tablo ne kabul edilebilir ne de görmezden gelinebilir” diyen hocamız şu ilginç tespiti ekledi: “Elektronik sigaralar diğer tütün ürünlerine geçişi kolaylaştırıyor.”
Dinç, bu ürünlerdeki tatlandırıcı, aroma ve renkli ambalajlar yanında dijital platformlardaki hedefli reklamların da gençleri nikotinle tanıştıran yeni bir kapı haline geldiğinin altını çizerek, “Elektronik sigaralar, sigarayı bırakma aracı gibi pazarlanmasının aksine, diğer tütün ürünlerine geçişi kolaylaştırıyor. Bu nedenle, tütün ve nikotin ürünlerinin toplumda normalleştirilmiş bir davranış gibi görülmesine karşı, güçlü bir toplumsal tutum geliştirmek zorundayız” değerlendirmesinde bulundu.
Bir diğer kıymetli refikimiz, Prof. Dr. Muhammed Tayyib Kadak hocamız ise "Tütün bağımlılığı çoğu zaman bağımlılık olarak görülmüyor. Bağımlılık bir irade sorunu değil, bir beyin hastalığıdır. Bu çerçevede süreklilik ve profesyonel destek, tedavi sürecinin en önemli unsurlarıdır" ifadelerini kullandı.
Biz de bu mel’unun sağlığa zararlarından bahsedelim, çorbada tuzumuz olsun istedik.
En meşhur zarar solunum sistemine tabii ki. Dumanda bulunan maddeler, solunum yollarında kronik inflamasyona yol açar. Her an zatürre olmuşsunuz gibi düşünün.
Bizim hastaneye yatırdığımız ve 3-5 günde toparlayan çocukların anneleri elli kere sorar; “Hocam kalıcı hasar olur mu, iz kalır mı?” diye. Cevap; genellikle kalmaz, endişe etmeyin deriz. Ama süreç ayları yılları buluyorsa, bu soruyu sormak abes.
Hadi kullanan kendi etti kendi buldu. KOAH oldu, astımı alevlendi, envai çeşit kanser onu buldu. Peki pasif içicinin hesabını kim verecek?
Sigara, damarların yapısını bozarak damar sertliği denen hadiseye neden olur.
Hani çok kıymetli kombi, çamaşır makinesi gibi cihazlarımıza giden borular azıcık daraldığında demirden çelikten yapılmış motorları yanıyor, alet çöpe gidiyor ya, onun gibi. Son derece canlı, nazik, kırk çeşit fonksiyonu olan damarlarımız iş görmez hale gelince kiminin böbrekleri ölüyor kiminin kalbi tekliyor. Beyinde azıcık sulanma zaten garanti.
Sigara dumanında 70’ten fazla kanserojen madde bulunmaktadır. Akciğer kanserinin yanı sıra ağız, gırtlak, yemek borusu, mide, pankreas ve mesane gibi birçok organ kanserinin gelişiminde sigaranın temel risk faktörü olduğu bilimsel araştırmalarla kanıtlanmıştır. Sigara kullanımı hem doğrudan içicilerde hem de pasif içicilerde kanser riskini belirgin şekilde artar.
Sigara içen erkeklerde sperm kalitesini düşerken kadınlarda hormonal dengenin bozulması sonucu fertilite (çocuk sahibi olma kabiliyeti) azalıyor.
Bu tabloyu görünce uyanan ülkeler olmuş. Dünya Sağlık Örgütü’nün 2025 raporuna göre: 2000 yılında yaklaşık 1,38 milyar insan tütün kullanıcısıyken, 2024 itibariyle bu sayı 1,2 milyara düşmüş durumda.
2024 itibariyle, Türkiye’de yetişkin nüfus arasında tütün (sigara) kullanımı yaygınlığı yaklaşık %31 olarak raporlanıyor; bu oran erkeklerde yaklaşık %42, kadınlarda ise %20. Bazı raporlara göre 2024 yılında Türkiye’de yaklaşık 21,1 milyon aktif sigara içicisi bulunuyor.
Olayın bir de ekonomik cephesi var.
Sigaranın Türkiye ekonomisine yıllık direkt maliyeti yaklaşık 24 milyar ABD doları olarak hesaplanmış. Daha geniş bir perspektiften bakıldığında bağımlılıklar (sigara, alkol, uyuşturucu, kumar) nedeniyle Türkiye ekonomisinin yılda yaklaşık 78 milyar dolar kayıp yaşadığı öne sürülüyor ve sigaranın bu zararda önemli bir paya sahip olduğu ifade ediliyor.
Rakamlar konuşulur unutulur gider. Bir çalışmada şöyle bir tarif var: “Yıkıcı ekonomik hasar” yani sigortası olmayan bir şahsın, sigaraya bağlı gelişen bir sağlık probleminin tedavi maliyeti de çok yüksek. Tanım çok açıklayıcı, yıkıyor, mahvediyor.
Ülkemizde sigaraya başlama yaşı 16 küsura düşmüş. Bir yandan sigarayla geçirilen gün sayısı artmış olacak – beklenen kadar yaşayabilirse eğer- diğer yandan “sigara kültürü” bu kadar kabullenilmiş maalesef.
Konu kapsamlı raporlarla toparlanıp cilt dolduracak kitaplarda ancak özetlenebilir durumda. Biz sadece üç beş başlıktan bahsedebildik. Meraklıları için Yeşilay’ımız, adım başı YEDAM’larımız, sosyal medyanın her mecrasında sayfalarımız sizi bekliyor.
“Dumanı” sadece köyümüzün dağ başlarında, sıcak evlerimizin bacalarında görelim inşallah...
Kaynak: Fırat Erdoğan, Altınoluk Dergisi, Sayı: 479









YORUMLAR
-
İlk yorumu yapan siz olun!