HER SABAH YAPILMASI GEREKEN İBADET

Her sabah uyandığımızda güne şu tefekkür ile başlamalıyız: Cenâb-ı Hak bana ömür takviminden bir sayfa daha açtı. Dün dünyada olup bugün hayatta olmayan pek çok insan var. Yarına çıkıp çıkamayacağım meçhul. Dün Kirâmen Kâtibîn benim için neler yazıp âhiret dosyama havâle etti? Kim bilir bugün neler yazacak?

Cenâb-ı Hak; gecenin geçip gitmesine ve ardından tan yerinin ağarmasına kasem etmiştir:

“Fecre and olsun! (…) Geçip gideceği zaman geceye… Şüphesiz bunlarda, akıl sahibi bir kimse için üzerine yemin edilmeye değer bir özellik vardır.” (el-Fecr, 1, 4, 5)

Demek ki, gündüze de bir tefekkür ile başlamak îcâb eder.

Güne bu tefekkür ile girmek, günü bu şuur ve vecd ile doldurabilmek zarûrî… Böyle bir şuur ile girilen gündüzde de, girilecek geceye hazırlanabilmek elzem. Ancak böyle bir teyakkuz, tefekkür ve muhasebe zincirleriyle birbirine bağlı gece ve gündüzlerle; Hakk’a yüz akıyla takdîm edilebilecek bir kitâb-ı âmâl husûle gelir.

GÜNDÜZLERİ ALLAH'A İSYÂN ETME

Bir adam İbrahim bin Edhem Hazretleri’ne;

“–Gece ibâdetine kalkamıyorum, bana bir çare öğret.” deyince İbrahim bin Edhem Hazretleri, ona şu cevabı verir:

“–Gündüzleri Allâh’a isyân etme; yani gaflette geçirme ki, geceleri O seni huzûrunda durdursun. Geceleyin O’nun huzûrunda bulunmak, yüce bir şereftir. Günahkârlar ve gafiller, bu şerefi hak edemezler!”

GECE VE GÜNDÜZLERİN HASSASİYETİ

Gece ile gündüzün yerleri değiştiğinde de hakikat aynıdır. Geceleri ihyâ, gündüzleri gönlün Hakk’a isyan etmemesine, O’nun talimatları içerisinde bir hayat sürmesine vesile olur.

Bu feyiz ve rûhâniyetle dolu gece ve gündüzlerin, gergef gibi işlediği bir hayatta, hassâsiyetler artar. Kulluk ölçüleri, oduncu kantarından sarraf terazisine yükselir.

KUYUMCU TERAZİSİ

Oduncu kantarıyla, kuyumcu terazisi arasında büyük bir hassâsiyet farkı vardır.

Bunun gibi, kulluk, ibâdet ve muâmelât mevzularında; avam ile havassın edâ titizlikleri arasında çok fark bulunur.

Oduncu kantarında, ne alan ne satan birkaç kilogramlık bir farkı mühim görmez. Çünkü tartılan şey, nisbeten kıymetsizdir. Karşılığı da ona göre ucuzdur.

Fakat altın gibi kıymetli bir metâ teraziye vurulurken, alan da satan da miligrama kadar hassâsiyet arzu eder. Çünkü kıymetlidir. Hakk’ın sâdık kullarının ibâdetleri, hem kalpteki ihlâs ve huşû, hem şekildeki şer‘î ölçülere riâyet açısından büyük bir titizlik içindedir.

ZİRVEYE DOĞRU ÇIKTIKÇA HASSASİYET ARTAR

Havass; Rabbimiz’in katına, çok kıymetli, tertemiz, pırıl pırıl ameller götürürler. Cenâb-ı Hak da, böyle kullarına dünya ve âhirette aynı kıymette ve zarâfette mükâfatlarla mukabelede bulunur.

Bir kuyumcu terazisini hafif bir rüzgâr dahî sarsabilir. Zirveye doğru çıkıldıkça hassâsiyet artar. O zirvelere de o hassâsiyeti gözetebilecek zâtlar çıkabilir.

Kaynak: Osman Nûri Topbaş, Yüzakı Dergisi, Sayı: 88

PAYLAŞ:            

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle