Hendek Savaşı Nerede Yapıldı?

Hendek Savaşı nerede oldu? Yedi Mescitler nedir, nerededir? Hendek Savaşı’nın yapıldığı yerler.

Hz. Peygamber’in müşriklerle yaptığı en önemli savaşlardan birisi de, Uhud savaşından iki yıl sonra, hicretin 5 nci yılı Şevval (23 Şubat 627) ayında Medine’nin kuzeyinde cereyan etmiştir. Uhud’ta müslümanların gücünü tam olarak kıramayan Kureyş müşrikleri, Gatafan Kabileleri ve bunlara destek veren Kureyza Yahudileri 12 bin kişilik bir güçle Medine’ye saldırma kararı almıştı. Bu haberi alan Allah’ın Rasûlü derhal bir savaş meclisi topladı. Kenti savunma kararı alınınca, Selman-ı Fârisî’nin, “bizde bir şehir üstün güçlerle kuşatıldığı zaman daima çevresine bir hendek kazılır ve şehir bu şekilde savunulur” demesi üzerine, bu görüş benimsendi. Çünkü şehrin diğer tarafları dağ ve hurmalıklarla çevrili idi. Buna göre, şehrin dışa açık olan tarafına iki hafta süren çalışmalarla hendekler kazıldı.[1] Atla bile aşılamayacak genişlik ve derinlikte olan hendekten çıkan toprakların arkasına da sahabe birlikleri mevzilendi. Savaşabilecek müslümanların sayısı üç bin kadardı. 36 da at vardı.

Uhud-Medine yolu üzerinden gelen birleşik güçler, hendek gerisinde mevzîlendiler. Önemli bir çatışma olmaksızın muhasara uzadı. Mevsimin kış oluşu, Medine’nin dışarısı ile irtibatının kesilmesi, yiyecek sıkıntısı doğurmaya başlamıştı. Bu arada Allah’ın Elçisi Gatafan kabilesi reisleri ile görüşerek Medine hurma gelirinin üçte biri karşılığında savaştan çekilmeleri teklifini yapmışsa da, Sa’d İbn Muaz ve Sa’d İbn Ubâde ile istişare sonucunda bu teklifinden vazgeçti.[2] Bu arada Kurayza Yahudileri de saldırmazlık antlaşmasını bozarak, düşmanın safına geçmişti. Ancak düşman safında iken gizlice İslâm’a giren Nuaym İbn Mes’ud es-Sakafî’yi, Kurayzalılar’la birleşik güçlerin arasını açmak için görevlendiren Allah’ın Elçisi, bunda muvaffak oldu.

Bir ay süren kuşatmanın arkasından Cenâb-ı Hakk’ın yardımı görüldü. Çıkan soğuk bir rüzgâr tüm düşman çadırlarını yıkıyor, ateşlerini söndürüyor, atları ürküyor ve kendileri de toz toprak içinde kalıyordu. Bu durum düşmanı korkuttu ve savaşı bırakıp çekildiler. Ancak önceki anlaşmayı bozan Yahudiler de o bölgeden sürgün edildi. Aşağıdaki âyet ve devamı birkaç âyet bu olayla ilgili olarak inmiştir. “Ey iman edenler! Allah’ın size olan nimetini hatırlayın. Hani size ordular saldırmıştı da, biz onların üzerine bir rüzgâr ve sizin görmediğiniz ordular göndermiştik. Allah ne yaptığınızı görüyordu.” [3]

YEDİ MESCİTLER NEDİR?

Hendek savaşının yapıldığı bölgede birbirine yakın küçük yedi tane mescit bulunmaktadır. Bunların Medine’ye gelenler tarafından ziyaret edilmesi âdet hâline gelmiştir. Bütün bu mescitlerde iki rekât tehıyyetü’l-mescit namazı kılınarak, ziyaretler sırasında ecir kazanıldığında ve tarihi olayları hatırlayarak ibret alındığında şüphe yoktur.

Dipnotlar:

[1] İbn Hişam, Sîre, Mısır 1375/1955, II, 214, 216, 220, 255. [2] İbn Hişam, Sîre, II, 233; Taberî, Tarih, II, 572, 573. [3] Ahzâb, 33/9.

Kaynak: Prof. Dr. Hamdi Döndüren, Delilleriyle İslam İlmihali, Erkam Yayınları

İSLAM DEVLETİ’NİN SON SAVUNMA SAVAŞI HANGİSİDİR?

İslam Devleti’nin Son Savunma Savaşı Hangisidir?

MEDİNE’DE GEZİLECEK YERLER

Medine’de Gezilecek Yerler

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.