Hayvanlara Dijital Takip Cihazı Takmanın Fıkhî Açıdan Sakıncası Var mı?

Hayvanlara dijital takip cihazı takmanın fıkhî açıdan sakıncası var mı?

İnsana öyle bir cihazın takılması; nereye gittiğini, ne yaptığını, ne ettiğini bilmek açısından mahremiyetini ihlal etmesi yönüyle kişi mahremiyetiyle bağdaşmayan bir unsur olarak değerlendirilebilir. Ama hayvanlarda mahremiyet diye bir şey yok. Yani bir insanın evine kamera yerleştiriyorsunuz, ne yaptığını ne ettiğini hariçten görüyorsunuz, bu hane dokunulmazlığına tecavüz sayılır. Ama, ahıra yerleştiriyorsunuz, ağıla yerleştiriyorsunuz; burada “kardeşim sen hayvanların mahremiyetine ne hakla tecavüz edersin, yani saldırırsın” türünden bir tepki olmaz.

Binaenaleyh, bir hayvana yerleştirilen bu takip cihazının hedefi ne olur? Bu hayvan nerededir veya işte birtakım yırtıcı hayvanlar, kuşlar vesaire... Bunların göç yolları nelerdir, bilmeye katkı olarak yapılan çalışmalarda kullanılan şeylerdir. Bunlarda da insan fıtratına aykırı bir amaç güdülmediği sürece bir problem olduğu kanaatinde değilim. Yani aklıma böyle sakıncalı bir şey gelmiyor. Hayvan nerededir, nerede arandığında bulunacak? Veya işte birtakım hayvanlar, sokak hayvanları... Allah, köpekleri kedileri sokaklar için yaratmış. Bunları birtakım kimseler önce sahipleniyorlar, ondan sonra sokağa bırakıyorlar. Devlet de tedbir olsun diye bunları kim sahipleniyorsa onların usulüne uygun, yani eğer sokağa bırakacaksan kendi kafana göre sokağa atman değil de, “ben işte buna bakıyordum, artık bakabilecek bir durumum yok” diyerek devlete teslim etmek suretiyle bu işlerin olabilmesi için takip sistemi icat etmişler. Bunlarda bir sakınca olduğu kanaatinde değilim, evet.

İslam ve İhsan

HAYVANLARA NASIL DAVRANMALIYIZ?

Hayvanlara Nasıl Davranmalıyız?

PEYGAMBERİMİZİN HAYVANLARA ŞEFKAT VE MERHAMETİ

Peygamberimizin Hayvanlara Şefkat ve Merhameti

HAYVANLARA ŞEFKAT VE MERHAMET

Hayvanlara Şefkat ve Merhamet

BÜTÜN MAHLUKATA MUHABBETLE İLGİLİ ÖRNEKLER

Bütün Mahlukata Muhabbetle İlgili Örnekler

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.