Hasta Ziyaret Etmenin Sevabı

İslam’da hasta ziyaretinin önemi ve fazileti nedir? Hasta ziyareti ile ilgili hadisler...

Rebî bin Abdullâh şöyle anlatır:

Hz. Hasan ile birlikte Katâde’ye hasta ziyâretine gittik. Hz. Hasan hastanın başucuna oturdu ve ona hâlini hatırını sordu. Sonra da ona şöyle dua etti:

“Allâh’ım, kalbine şifâ ver, hastalığına da şifâ ver!” (Buhârî, el-Edebü’l-müfred, no: 537)

MÜSLÜMANIN MÜSLÜMAN ÜZERİNDEKİ HAKLARI

Hasta ziyâreti, Cenâb-ı Hakk’ın çok râzı olduğu ve büyük mükâfatlar vaad ettiği bir amel-i sâlihtir. Bu hususta pek çok hadîs-i şerîf vardır. Birkaçı şöyledir:

“Müslümanın, Müslüman üzerindeki hakkı beştir: Selâm almak, hasta ziyâret etmek, cenâzenin arkasından yürüyüp (namazını kılmak ve defniyle meşgul olmak), dâvete icâbet etmek ve aksırana «Yerhamükellâh: Allah sana merhamet eylesin!» demek.” (Buhârî, Cenâiz 2; Müslim, Selâm 4)

“Hasta ziyâretinde bulunan kimse, dönünceye kadar cennet yolundadır.” (Müslim, Birr, 39)

“Allâh Teâlâ, kıyâmet gününde şöyle buyurur:

«–Ey Âdemoğlu! Hastalandım, Ben’i ziyâret etmedin!» Âdemoğlu:

«–Sen âlemlerin Rabbı iken ben Sen’i nasıl ziyâret edebilirdim?» der. Allâh Teâlâ:

«–Falan kulum hastalandı, ziyâretine gitmedin. Onu ziyâret etseydin, Ben’i onun yanında bulurdun. Bunu bilmiyor musun?...” (Müslim, Birr, 43)

SABAHLARI HASTA ZİYARET ETMENİN FAZİLETİ

Saîd bin Ilâka diyor ki:

Hz. Ali (r.a) bir sabah elimi tuttu:

«–Haydi, seninle Hasan’a hasta ziyaretinde bulunalım!» dedi, gittik. Ebû Mûsâ’yı hastanın yanında bulduk. Hz. Ali (r.a) ona:

«–Ey Ebû Mûsâ! Hasta ziyareti niyetiyle mi yoksa normal bir ziyaret için mi geldin?» diye sordu. Ebû Mûsâ (r.a):

«–Hayır, bilâkis hasta ziyareti için geldim» dedi. Bunun üzerine Hz. Ali (r.a) şöyle buyurdu:

«‒Resûlullah Efendimiz’i şöyle buyururlarken işittim:

“Bir Müslüman, hasta olan bir Müslüman kardeşini sabahleyin ziyarete giderse, yetmiş bin melek akşama kadar onun için istiğfar eder, rahmet diler. Eğer akşamleyin ziyaret ederse, yetmiş bin melek onun için sabaha kadar istiğfar eder, rahmet diler. Ve o kişi için Cennet’te derlenmiş meyveler de hazırlanır.» (Tirmizî, Cenâiz 2/969. Ayrıca bkz. Ebû Dâvûd, Cenâiz 3; İbn-i Mâce, Cenâiz 2)

Kaynak: Dr. Murat Kaya, Hz. Hasan Ve Hz. Hüseyin’den 111 Hayat Ölçüsü, Erkam Yayınları

 

PEYGAMBERİMİZİN HASTA ZİYARETİ

Peygamberimizin Hasta Ziyareti

ŞİFA AYETLERİ

Şifa Ayetleri

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.