Hacıların Meyveleri Türkiye'den

Suudi Arabistan, 2016 hac mevsimi için Türkiye'den 120 bin ton yaş meyve ve sebze alımı yapılacağını duyurdu.

Cidde Sanayi ve Ticaret Odası'ndaki Meyve ve Sebze Esnafları Komitesi Başkanı Suheym Gamidi, bu yıl hac mevsimi boyunca Türkiye'den 120 bin ton meyve ve sebze alımı için gerekli anlaşmaların imzalandığını söyledi.

Türkiye menşeli ürünlerin kalite ve fiyat bakımından uygun olması nedeniyle Suudi Arabistan piyasasında daha fazla yer almaya başladığını ifade eden Gamidi, hac mevsimi için Türkiye'den alınması planlanan 120 bin ton meyve sebzenin 40 bin tonunun narenciye, 40 bin tonunun domates ve diğer 40 bin tonunun ise muhtelif sebze ürünlerinden oluşacağını kaydetti.

TÜRKİYE ÜRÜNLERİNİN TERCİH EDİLMESİ GURUR VERİCİ

Suudi Arabistan'da son dönemlerde Türkiye menşeli ürünlerin arttığına dikkati çeken Başbakanlık Türkiye Yatırım Destek ve Tanıtım Ajansı (TYDTA) Körfez Ülkeleri Temsilcisi Dr. M. Mustafa Göksu, yapılan etkinlik ve faaliyetlerle meyve sebze ihracat hacminde geçen yıla kıyasla yüzde 40 gibi bir artışın meydana geldiğini belirtti.

TYDTA temsilcisi Göksu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Mayıs ayında TYDTA ve THY Riyad Ofisi, Antalya'da körfez ülkelerinden meyve sebze ithalatçıları ile Antalya'daki meyve sebze üreticilerini bir araya getiren bir tanıtım faaliyetinde bulunmuştu. Kalbi Türkiye ile atan bölge insanına ürünlerimizi ulaştırma açısından bu tür tanıtım faaliyetleri önem arz ediyor. Çok verimli geçen bu faaliyet sonrasında 2014 ve 2015'in ilk yarısında 41 milyon dolar olan Suudi Arabistan'a meyve sebze ihracatı 2016 yılının ilk 6 ayında 68 milyon dolara yükseldi. Türkiye ürünlerinin tercih edilmesi gurur verici."

 

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.