Günde 10 Bin Çocuk Yetim Kalıyor

Savaş, hastalık ve yoksulluk gibi başlıca nedenlerden dolayı dünya yetimlerine her gün ortalama 10 bin çocuk ekleniyor. Yetimleri kıskaca alan misyonerler ise küçük yaşta sahiplendikleri yetimleri Hıristiyanlaştırıyor. Misyoner yetimhanelerin yüzde 70’ini Müslüman aile çocukları oluşturuyor.

İHH İnsani Yardım Vakfı, "Tarihi, Süreç İçerisinde Misyonerlik ve Misyonerlerin Yetim Faaliyetleri" başlıklı bir rapor yayınladı. Dünyadaki yetimlerin sayısı, misyonerlerin özellikle Müslüman yetimlere yönelik yürüttüğü faaliyetler ve bu faaliyetlerinin çalışma alanlarını gösteren rapor çarpıcı sonuçlar ortaya çıkardı.

2,5 MİLYON YETİM SATILIYOR

Rapora göre dünyada savaş, hastalık, yoksulluk gibi nedenlerden dolayı yaklaşık 400 milyon yetim bulunuyor. UNICEF raporlarında 200 milyon yetim bilgisi yer alsa da bu raporlara Çin, Myanmar, Afganistan gibi 52 ülke dahil edilmemiş. 6. yılına giren Suriye savaşı nedeniyle 800 bin çocuk daha bu yetimlerin arasına eklendi. Rapora göre ayrıca dünya yetimlerine her gün 10 bin çocuk daha ekleniyor ve senede 2 buçuk milyon yetim kaçırılarak satılıyor.

ÇOCUKLARIN YÜZDE 70'İ MÜSLÜMAN

İnsanları Hıristiyanlaştırma amacıyla çalışan misyonerler özellikle Afrika, Güneydoğu Asya, Orta Asya ve Balkanlar gibi fakirliğin, cahilliğin ve özellikle komünist rejimler nedeniyle insanların dinlerinden uzak tutuldukları coğrafyaları hedef alıyor. Misyoner kuruluşların bazılarının gizli, bazılarının da açıktan çalışması nedeniyle net bir rakam verilemeyen raporda, misyonerlerin on milyonlarca yetimle ilgilendikleri belirtiliyor. Sadece ABD merkezli Save The Children kurumunun 120'yi aşkın ülkede 166 milyonu aşkın çocukla ilgilendiği ve S.O.S yetim köyleri başta olmak üzere misyoner yetimhanelerdeki çocukların yüzde 70'inin Müslüman ailelerde doğdukları ama dinlerini değiştirdikleri ifade ediliyor.

Kaynak: İHH, Yeni Şafak

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.