Görme Engelli Kardeşler 60’ından Sonra Kur’an-ı Kerim Öğrendi

Adıyaman’da görme engelli kardeşler 60 yaşından sonra Kur’an-ı Kerim öğrendi.

Adıyaman’da görme engelli Bahri ve Bayram Tunç kardeşler, azmederek gittikleri kursta Kur’an-ı Kerim’i okumayı öğrendi.

Kent merkezinde yaşayan ve gençlik yıllarında görme yetilerini kaybeden 70 yaşındaki Bahri ve 65 yaşındaki Bayram Tunç, İl Müftülüğüne bağlı Abdullah Bin Ümmü Mektum Görme Engelliler Kur’an Kursuna katıldı.

Braille alfabesiyle yazılan Kur’an-ı Kerim’de kısa sürede ilerleme kaydeden kardeşler, şu an tilavet eğitimi görüyor. Azmederek Kur’an-ı akıcı okumayı öğrenen kardeşlerin en büyük hayali ise ileride çok iyi bir hafız olabilmek.

KURAN ÖĞRENMEK EN BÜYÜK HAYALİMDİ

Kardeşlerden Bahri Tunç, Kur’an-ı Kerim’i öğrenmenin en büyük hayali olduğunu, bu hayaline ulaşmak için de çok çalıştığını söyledi.

Kursa bir hocanın tavsiyesiyle başladığını anlatan Tunç, “Kursun kapısından içeriye ilk ayak bastığım an beni bir heyecan, bir sevgi sardı ve içime bir huzur girdi. Kurs eğitimi bana ve kardeşime çok faydalı oldu. Ben kurstan memnun kaldıktan sonra görme engelli olan Bayram kardeşimi de alıp getirdim, çok memnunuz.” dedi.

Kardeşlerden Bayram Tunç da Kur’an öğrenmenin mutluluğunu yaşadığını ve bunun hiçbir duyguya eş olmadığını dile getirerek, “Kursa geldiğimden beri içimde hep bir huzur var. Belediye tarafından bize verilen araç ile buraya gelip Kur’an öğreniyoruz.” diye konuştu.

Kurs hocası Ümit Şahin ise Kur’an-ı Kerim dersleri dışında dini bilgiler, itikat, ibadet ve ahlak dersleri üzerine dersler verdiklerini söyledi.

DİNLEYEREK KURAN ÖĞRENDİLER

Görme engelli Bahri ve Bayram Tunç kardeşlerin, Kur’an-ı Kerim öğrenirken çok istekli olduklarını aktaran Şahin, şunları kaydetti:

“Bahri ve Bayram Tunç kardeşler, daha önce santralde çalıştıklarından dolayı parmak hassasiyetlerini biraz yitirmiş durumdalar ve genelde dinleyerek Kur’an-ı Kerim öğreniyorlar. Namaz surelerinin tamamını bitirdiler, sadece bir sureleri kaldı. Ezbere okuyabiliyorlar. Bizler Allah’ın ‘oku emrinin’ muhattabıyız, engelli oluşumuz bu vazifeyi üzerimizden kaldırmıyor. Hepimiz öğrenmek ve öğretmekten sorumluyuz.”

Kaynak: AA

 

KUR’AN ÖGRENMEK İSTİYORUM

Kur’an Öğrenmek İstiyorum

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.