Gebelik Döneminde Beslenme

Hamilelik süresince beslenme nasıl olmalı? İşte hamilelik döneminde beslenme önerileri.

Hâmilelik, yaklaşık 40 hafta sürecek mükemmel bir yolculuk... Evlâdınızın günbegün gelişimine şâhit olmak, onu hissetmek, onunla birlikte hareket etmek; dünyadaki en huzurlu hissiyatlardan biri… Bu anları en güzel şekilde geçirebilmek adına sağlıklı bir hâmilelik dönemi hem bebeğiniz, hem de sizin için çok önemlidir. Bu dönemin anahtar unsurları ise dengeli beslenme, doğru kilo almak, ortalama bir fizikî aktivite, gerekli görüldüğünde vitamin-mineral takviyesi alınması ve zararlı olabilecek bütün risklerden kaçınmaktır.

HAMİLELİKTE NE YEMELİ, NE KADAR YEMELİ?

Toplumumuzda sıkça kullanılan “iki canlı” kavramı, daha fazla yemenizi çağrıştırsa da daha dikkatli ve daha sağlıklı yemeniz gerektiği için kullanılmalıdır. Bu sayede bebeğinizin sağlıklı gelişimine katkı sağlayabilirsiniz.

Hâmileliğin başlangıcından doğuma kadar hızlı bir büyüme, gelişme gerçekleştiğinden, yeterli protein alınması önem kazanmaktadır. Yumurta, kurubaklagiller, mercimek türleri, deniz mahsulleri, kümes hayvanları, yağsız etler ve süt ürünleri en zengin protein kaynaklarıdır.

Meyve, sebze ve tam tahıllar ise, bebeğinizin ihtiyaç duyacağı bütün vitamin ve minerallerin en iyi kaynaklarıdır. Ayrıca posa bakımından zengin olduklarından, hâmileliğin özellikle son dönemlerinde ortaya çıkan bağırsak problemleri için de koruyucu olmaktadırlar.

Netice olarak sebze grubu, meyve grubu, tahıl grubu, süt grubu ve protein kaynakları (et, yumurta, kurubaklagil gibi) olan beş gıda grubuna günlük beslenmenizde mutlaka yer vermeniz gerekmektedir. Miktarlar vücut ağırlığınıza, yaşınıza ve hâmileliğinizin dönemine göre değişiklik gösterse de genel olarak:

2-3 su bardağı süt veya yoğurt,

60 gram peynir,

3-4 köfte büyüklüğünde et, tavuk veya balık,

1 adet yumurta,

2-3 adet meyve,

3-4 porsiyon sebze (sebze yemeği ve salata şeklinde),

3-7 porsiyon (ekmek, çorba, pilav, makarna) tahıl tüketilmelidir.

HAMİLELİKTE KAÇ KİLO ALINMALI?

Hâmilelik süresince kilo alınması, hamilelik öncesi kilo, yaş, çoğul hâmilelikler (ikiz, üçüz) gibi faktörlere bağlı olarak değişiklik göstermektedir. Hâmilelik öncesinde vücut ağırlığınız normal ise,  (BKİ değeri 25’in altında ise) hamilelik süresince 11,5 ile 16 kg kilo kazanılması normaldir. Ancak hafif kilolu iseniz, 7-11,5 kg ve obez iseniz 5-9 kg’dan fazla kilo almamanız doğru olacaktır.

Hâmilelik boyunca doku gelişimi artarak devam ettiğinden, hâmilelik süresince kilo da artmaya devam etmektedir. Hamileliğe normal kiloda başlandığında, ilk 3 aylık dönemde ortalama 2 kg, 3-6 ay arasında ortalama 5-6 kg ve son üç aylık dönemde de ortalama 7 kg alınması normal olarak kabul edilmektedir.

Hâmilelik süresince aşırı kilo alınması, “hâmilelik zehirlenmesi” olarak bilinen preeklemsi, sezaryen doğum ve diyabet gibi durumların gerçekleşme ihtimalini artırdığı gibi doğum sonrası süreçte emzirmenin tesir altında kalmasına ve hâmilelik öncesi kiloya geri dönülememesine sebep olmaktadır. Eğer anne, hâmilelik süresince obez ise, bebeğinin hayatın ilerleyen dönemlerinde obez olma ve kan basıncında artış ihtimalleri de ne yazık ki artmaktadır. Düşük doğum ağırlıklı bebek riskini artırdığından hâmilelik süresince kilo kaybı ise kesinlikle tavsiye edilmemektedir. Fazla kilonuz var ise kilo kaybı için uygun dönem hamilelik öncesidir.

“Sağlıklı kilo alınması için neler yapılabilir?” diye bakacak olursak;

İlk üç aylık dönemde ekstra bir ihtiyacınız olmamaktadır. Zararlı gıdalardan uzak durarak normal beslenmenize devam edebilirsiniz. Üç aydan sonra, günlük 250-300 kalori fazladan almanız gerekmektedir. Bu kaloriye ise, 1 su bardağı süt ve 2 dilim tam buğday ekmeği arasında bir dilim peynirle yapacağınız bir ara öğün karşılık gelmektedir.

Altı aydan sonraki dönemde ise, günlük yaklaşık 500 kalori fazladan almanız gerekmektedir. Bu kaloriye ise, normal beslenmenize ek olarak günlük 1 su bardağı süt, 1 kâse yoğurt, 1 adet meyve ve 2 dilim tam buğday ekmeğiyle hazırlayacağınız bir sandviçle ulaşabilirsiniz. Bu belirttiğim gıdalar, örnek birer ara öğündür, ancak şahsî farklılıklara göre değişiklik yapılabilir. Önemli olan şeker, beyaz ekmek gibi basit karbonhidrat kaynaklarından, asitli, renkli, yapay tatlandırıcılı içeceklerden ve işlenmiş gıdalardan uzak durmaktır. Ancak canınızın çektiği gıdalardan da aşırıya kaçmamak ve her gün olmamak şartıyla, elbette tüketebilirsiniz.

HAMİLELİKTE EGZERSİZ

Kilo kazanılmasını dengelemek ve kolay bir doğum için hâmilelik süresince aktif olmak ve düzenli fizikî aktivite yapmak gerekmektedir. Mümkünse haftanın her günü en az 30 dakikalık hafif tempolu yürüyüş, en kolay yapılacak aktivitelerden biridir. Ancak aktivite öncesi doktorunuza danışmayı ihmal etmemek gerekmektedir.

HAMİLELİKTE MUHTEMEL PROBLEMLER İÇİN TAVSİYELER

Dengeli ve sağlıklı beslenmeye çalışmak ideal olsa da hâmilelik süresince bunu uygulamak pek de kolay olmamaktadır. Bazı hâmilelerde mide bulantısı, gıdalara karşı hassasiyet, şişkinlik, gaz gibi gıdayla alakalı problemler yaşanabilmektedir. Bu gibi durumlarda neler yapılabileceğini kısaca değerlendirelim.

HAMİLELİKTE MİDE BULANTISINA NE İYİ GELİR?

Sık aralıklarla küçük porsiyonlarda beslenmeye çalışabilirsiniz. Günlük 2 litre su almaya dikkat edin. Gazlı içeceklerden uzak durun. Baharatlı ve yağlı yiyecekler ile yoğun kokulu gıdaları tüketmemeye gayret edin. Sabah bulantılarınız çok oluyorsa, uyandığınızda birden ayağa kalkmayın. Başucunuzda tuzlu krakerler ve su bulundurun.

HAMİLELİKTE GAZ SANCISINA VE ŞİŞKİNLİĞE İYİ GELEN YİYECEKLER

Tam tahıllar, fındık, fıstık, ceviz gibi yağlı tohumlar ile sebze ve meyveler en iyi posa kaynakları olduğundan, günlük olarak tüketmeye çalışın. Kabak ve lahana yemekleri ile kuru kayısı, kuru incir, kuru erik ile birlikte tüketeceğiniz ılık su, bağırsaklarınızı rahatlatmaya yardımcı olacaktır. Günlük 2 litre su tüketimi, bağırsaklarınız için de çok faydalıdır.

HAMİLELİKTE MİDE YANMASINA VE HAZIMSIZLIĞA NE İYİ GELİR?

Mide yoğunluğunu birden artırmamak maksadıyla sık aralıklarla küçük porsiyonlarda beslenin. Baharatlı, yağlı, asitli besinler (limon, portakal, mandalina gibi) mide yanmasını tetiklemektedir. Yemek yedikten sonra dik durmak, yaklaşık 3 saat yatmamak, gıdaların yemek borusuna kaçmasını engelleyerek rahatlamanıza yardımcı olacaktır.

Sıhhatli günler dilerim.

Kaynak: Tuğba Alkan Tuğ, Şebnem Dergisi, Sayı: 176

 

EMZİREN ANNELERE GAZ YAPAN 14 YİYECEK

Emziren Annelere Gaz Yapan 14 Yiyecek

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.