Gazze'de 40 Bin Bebek ve 250 Bin Çocuk Açlıktan Ölüm Riski Altında

Gazze'deki Filistin Sağlık Bakanlığı, işgalcilerin sınır kapılarını kapatarak yardım girişini kısıtladığı Gazze Şeridi'nde 40 bin bebek ve 250 bin çocuğun açlık ve yetersiz beslenme nedeniyle ölüm riski altında olduğunu bildirdi.

Gazze’deki Filistin Sağlık Bakanlığı Genel Müdürü Munir el-Burş, basına yaptığı açıklamada, Gazze'de sadece hastalıkların değil, açlığın da can aldığını, savaşın bir an önce durdurulması gerektiğini söyledi.

"Gazze'de ölümler artık sadece hastalıklardan kaynaklanmıyor. Açlık da can alıyor. Bunun tek çözümü var, o da savaşın durdurulması." diyen Burş, Gazze'de açlık görüntülerinin işgalcilerin aksi yöndeki propagandalarını boşa çıkardığını söyledi.

Katil İsrail Gazze'de 1590 sağlık çalışanını şehit etti

Sağlık alanındaki kitlesel kayıpların da Gazze'de yürütülen toplu kıyımın bir parçası olduğunu belirten Burş, şunları kaydetti:

"Gazze'de daha önce çalışan 38 hastanenin sadece 15'i kısmen hizmet verebiliyor.

Saldırılarda binlerce sağlık çalışanı öldü veya alıkonuldu. 40 bin bebek ve 250 bin çocuk, yetersiz beslenme nedeniyle ölüm riski altında.

İşgalci güçlerin saldırılarında yaklaşık 1590 sağlık çalışanı hayatını kaybetti. Bunların yaklaşık 200’ü doktor. Ayrıca işgal güçleri, aralarında Kemal Advan Hastanesi Müdürü Doktor Hüsam Ebu Safiyye’nin de bulunduğu 1360 sağlık çalışanını halen alıkoyuyor."

İlaçların yüzde 70'i bulunamıyor

Gazze'de hamile kadınların yetersiz beslenme nedeniyle büyük sıkıntı yaşadığına dikkati çeken Burş, yetersiz beslenme kaynaklı 320 düşük vakası kaydedildiğini aktardı.

Neredeyse yarısı çocuk yaklaşık 19 bin şiddetli ishal vakası görüldüğünü kaydeden Burş, saldırlar ve abluka nedeniyle temiz suya erişimin çok güç olduğunu ifade etti.

Burş ayrıca Gazze'de ilaçların yaklaşık yüzde 70'inin bulunamadığını kaydetti.

Kaynak: Diyanet

İslam ve İhsan

GAZZELİ KARDEŞLERİMİZ İÇİN NELER YAPABİLİRİZ?

Gazzeli Kardeşlerimiz İçin Neler Yapabiliriz?

ZULÜM VE SOYKIRIMA KARŞI GAZZELİ KARDEŞLERİMİZİN MÜCADELESİNE MÜMİNCE BAKIŞ

Zulüm ve Soykırıma Karşı Gazzeli Kardeşlerimizin Mücadelesine Mümince Bakış

FİLİSTİNLİ KARDEŞLERİMİZE KARŞI SORUMLULUKLARIMIZ

Filistinli Kardeşlerimize Karşı Sorumluluklarımız

FİLİSTİNLİ KARDEŞLERİMİZ İÇİN DUA EDELİM!

Filistinli Kardeşlerimiz İçin Dua Edelim!

FİLİSTİNLİ KARDEŞLERİMİZE DUA

Filistinli Kardeşlerimize Dua

MAZLUM MÜSLÜMANLAR İÇİN OKUNACAK DUALAR

Mazlum Müslümanlar İçin Okunacak Dualar

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.