Fetih Suresi 29. Ayeti Nasıl Anlamalıyız?

Fetih suresi 29. ayeti nasıl anlamalı ve amel etmeliyiz? İnsan yetiştirmenin nebâta benzetilmesindeki hikmet nedir?

Tohumdan fidana, oradan binlerce meyve ve tohum saçan bir ağaca uzanan nebâtat âlemindeki zamana yayılan neşv ü nemâ, fert ve toplumun yetiştirilmesi husûsuna mühim bir temsili ifade eder:

Âyet-i kerîmede Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz ve beraberindeki ashâbın, sahih İncil’deki teşbihinin şöyle olduğu bildirilir:

“...(Onlar) filizini çıkarmış, onu kuvvetlendirmiş, kalınlaşmış, gövdesi üzerine dikilmiş, çiftçilerin hoşuna giden bir ekin gibidirler.

Allah; böylece bunları çoğaltıp kuvvetlendirmekle, inkârcıları öfkelendirir…” (el-Fetih, 29)

Tefsirlerde bu temsil şöyle îzâh edilir:

  • Ashâbın Mekke dönemindeki sayıca az ve güçsüz zamanları; taze filiz vermiş, zayıf bir ekine benziyordu.
  • Zamanla sahâbîler sayıca çoğaldı. Hicretten sonra müslümanlar bir site devleti hâline geldi. Bu da kalınlaşıp gövdesi üzerinde durabilen bir ekinin hâline benzetildi.
  • Ekini eken çiftçiler, irşad ehlidir. Peygamberler ve onların vârisleri olan âlimlerdir. Onlar bu güzel manzaradan dolayı sevinirler. Nitekim Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz’in en saâdetli ânı; Hakk’a irtihâl edecekleri gün, hücre-i
    saâdetin perdesini açıp, saflar hâlinde namaz için toplanmış ashâb-ı kirâmı seyredince, ardında güzel bir nesil bırakmanın huzuru ile tebessüm ettikleri zamandı.
  • Kâfirler ise yetişen nesillere karşı öfke ve gayz içindedirler. Asr-ı saâdette; Bi‘r-i Maûne ve Recî tuzakları, İslâm’ı tebliğ eden Kur’ân talebelerine karşı kuruldu. Tarih boyunca da İslâm düşmanlarını en çok rahatsız eden manzara, İslâm tahsili gören gençler olmuştur. Kur’ân kurslarından, imam hatip liselerinden rahatsız olan, bunların kapatılmasına uğraşanlar; camilerdeki yaşlı cemaatten pek rahatsızlık duymazlar.

İnsan Yetiştirmenin Nebâta Benzetilmesindeki Hikmet

İnsan yetiştirmenin, nebâta benzetilmesinde; bu kudsî vazifenin sabır, sebat ve ihtimam gerektirdiğine de işaret vardır. Hiçbir bitkinin büyümesi, çiçek açıp meyve vermesi gözle görülebilecek bir hızla gerçekleşmez. “Koruk sabırla helva olur.” Eğitim faaliyetleri, acelecilik kaldırmaz.

Eğitim, sabır ve sebat ister.

Meselâ;

Bir akarsuyu, karşısına çıkan yüksek bir dağın tepesine doğru tırmandırmak neredeyse imkânsızdır. İnatla buna uğraşmak boşuna yorulmakla neticelenir.

Ancak nehri dağın etrafından dolaştırarak aktarmak mümkündür. Yol uzun ve meşakkatli görülebilir; fakat neticeyi hâsıl eder, gayeye ulaştırır.

Nesilleri yetiştirmek için gösterilecek gayretler; uzun vâdeli, geniş ufuklu faaliyetlerdir. Öyleyse, evlâtların dînî eğitimini, sadece bir yaz kursundan tahsil etmesini beklemek asla doğru değildir. Hattâ dünyevî bir meslek için 15-16 sene tahsile masraf edilirken, dînî tahsilin bir yaz cami kursunda tamam oluvereceğini düşünmek, -Allah korusun-, İslâm’ı istihfâf etmek / hafife almak olur.

Her anne-baba, evlâdının istikbâlini düşünür. Fakat bu istikbâli, dünya hayatının ölçeğinde, dar ufuklu görenler, sadece dünyevî tahsile ehemmiyet verirler. Âhiret ufuklarına bakabilenler ise, evlâtlarının eğitimini uhrevî kulluk tahsilinin üzerine tesis ederler.

Kaynak: Osman Nuri Topbaş, Yüzakı Dergisi, Yıl: 2026 Ay: Ocak, Sayı: 251

İslam ve İhsan

İNSAN YETİŞTİRMEK ÜZERİNE

İnsan Yetiştirmek Üzerine

KAMİL İNSAN YETİŞTİRME SANATI

Kamil İnsan Yetiştirme Sanatı

İNSAN YETİŞTİRMENİN ÖNEMİ

İnsan Yetiştirmenin Önemi

İNSAN NASIL KAZANILIR?

İnsan Nasıl Kazanılır?

İNSAN KUR’ÂN İLE NASIL YÜCELİR VE YÜKSELİR?

İnsan Kur’ân ile Nasıl Yücelir ve Yükselir?

İNSAN YETİŞTİRME SANATI

İnsan Yetiştirme Sanatı

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

  • Esselamü aleyküm ve rahmetullahi ve berakatatühü. Gerçekten çok güzel bir durum Rabbim nasip etsin inşaAllah hepimizde tüm kuranı öğrenmeyi öğretmeyi

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.