Felçli Köpeği Hayatta Tutan 'anne' Sevgisi

Zonguldak'ın Alaplı ilçesinde yaşayan Ayten Oktay, 3 aylıkken geçirdiği felç nedeniyle ön ayaklarını kullanamayan ve fazla yaşayamayacağı söylenen "Pamuk" isimli köpeğini bir yıldır elleriyle besliyor.

Zonguldak'ın Alaplı ilçesi Musabeyli köyünde yaşayan Ayten Oktay, yavruyken geçirdiği felç nedeniyle ön ayakları kullanamayan ve veterinerin "fazla yaşamaz" dediği "Pamuk" isimli köpeğini bir yıldır elleriyle besliyor.

Sokak köpeğinin bir yıl önce dünyaya getirdiği 9 yavrudan birini sahiplenen 50 yaşındaki Oktay'ın, "Pamuk" ismini koyduğu köpeği 3 aylıkken geçirdiği felç nedeniyle ön ayaklarını kullanamaz hale geldi.

Veterinere götürdüğü köpeği ile "fazla yaşamaz" denilmesine aldırmadan ilgilenmeye devam eden Oktay, kaşıkla beslediği "Pamuk"un bir an olsun yanından ayrılmıyor.

Oktay, AA muhabirine yaptığı açıklamada, felç olmasına rağmen köpeğini hiçbir zaman terk etmediğini söyledi.

Elinden geldikçe sokak hayvanlarını beslediğini belirten Oktay, "Evimizin arka tarafında sokak köpeği doğum yapmıştı. 9 yavrusu oldu. 3 ay boyunca anneleriyle birlikte 9 yavru köpeğe baktım. Sonra bakmakta zorlanınca 8 tanesini Alaplı Belediyesi hayvan barınma evine gönderdik. Bir tanesini çocuklarım çok sevmişti. Onu sahiplendik ancak bir süre sonra felç geçirdi." diye konuştu.

"HER GÜN KAŞIKLA ONA SÜT İÇİRİYORUM"

Oktay, köpeğini çok sevdiğini ve onun ölmesini istemediğini dile getirerek, "Her gün kaşıkla ona süt içiriyorum. Yaz ayında vücudunda yaralar oluyor, onları temizliyorum. Onun ölmesini istemiyorum. Onun için ona gözüm gibi bakıyorum. Günde 3 kez yürütmeye çalışıyorum. Benim tek isteğimi köpeğimin tekrar ayağa kalkması." ifadelerini kullandı.

İslam ve İhsan

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.