Farz, Şart, Rükün, Vacip ve Sünnet Ne Demek?

Farz, şart, rükün, vacip ve sünnet ne demektir?

Farz, şart, rükün, vacip ve sünnet terimlerinin anlamları:

FARZ NE DEMEK?

Farz”, kesin ve bağlayıcı bir delil ile yapılması istenen fiil ve amel demektir.

VACİP NE DEMEK?

Vâcip”, kesin olmayan bir delil ile yapılması istenen fiil ve amellere denir.

Farz olsun vacip olsun her iki görevin de yapılması zo­runludur. Yerine getirilmesinin gerekliliği bakımdan ikisi arasında bir fark bulunmadığı için Hanefîler vacibe amelî farz demişlerdir.

Kesin olmayan bir delil ile sabit olduğu için vâcibi in­kar eden kâfir olmaz. Farzı inkar eden ise kâfir olur.[1]

FARZ KAÇA AYRILIR?

Farzlar, şart ve rükün olmak üzere iki kısma ayrılır:

  • Şart Ne demek?

Şart, hükmün varlığı kendisine dayanan şeydir. Şart bulunmazsa hüküm de bulunmaz, ancak şartın bulunması hükmün bulunmasını gerektirmez. Meselâ abdest namazın şartıdır, abdest bulunmazsa namaz olmaz, ancak abdestli olunca namaz kılınmış sayılmaz. Aynı şekilde, ihram haccın şartıdır. İhrama girilmeden haccın diğer farzları geçerli olmaz.

  • Rükün (Rükn) Ne Demek?

Rükün, ibâdetlerin ve akitlerin aslî unsurları demektir. Mesela namaz ibadetinde, kıyam, kıraat, rüku ve secde rü­kündür. Aynı şekilde hac ibadetinde Arafat vakfesi ve ziya­ret tavafı rükündür.

Şartlar, rükünlerden önce yerine getiririlir. Şartlar yeri­ne getirilmeden rükünler geçerli olmaz.

SÜNNET NE DEMEK?

Sünnet, bir fıkıh terimi olarak farz ve vâcip olmayarak Peygamberimizin yaptığı ve Müslümanların da yapmasını istediği görevlerdir.

Farz olsun, vacip olsun sünnet olsun, her ibadetin kendi içinde farzları, vacipleri ve sünnetleri vardır.

FARZI TERK ETMENİN HÜKMÜ

Bir ibadetin farzı (şart veya rüknü) olan bir görev terk edilirse o ibadet geçerli olmaz. Mesela namazın abdestli ola­rak kılınması farzdır. Abdestsiz kılınan namaz geçerli değil­dir, yeniden kılınması gerekir. Aynı şekilde hacda ihrama girmek farzdır. İhrama girmeden hac yapılsa veya Arafat vakfesi ya da ziyaret tavafı terk edilirse yapılan hac geçerli olmaz, yeniden yapılması gerekir.

VACİBİ TERK ETMEK GÜNAH MI?

Vaciplerden biri terk edilirse yapılan ibadet bâtıl ol­maz, vacibin terki ile meydana gelen eksiklik keffaret veya ceza ile telâfi edilebilir. Mesela üç veya dört rekatlı bir na­mazda ilk iki rekattan sonra oturmak vaciptir. Bir kimse oturmadan üçüncü rekata kalkıverse namaz batıl olmaz, namazın sonunda “sehiv secdesi” ile bu eksiklik telafi edilir. Aynı şekilde hacda Müzdelife vakfesi vaciptir. Bu görev terk edilse hac batıl olmaz, bu eksiklik dem ile (bir koyun veya keçi kurban etmekle) telafi edilebilir.

Hacda terk edilen bir vacip usulüne göre iade edilirse her hangi bir ceza gerekmeden telafi gerçekleşmiş olur.

SÜNNETİ TERK ETMEK GÜNAH MI?

Bir ibadetin sünneti terk edilirse o ibadet batıl olmaz, sevabı eksilir. Mesela namazda sübhâneke duası okunmasa, hacda kudüm tavafı yapılmasa kılınan namaz ve yapı­lan haccı geçerli olur, ancak sünnet sevabından mahrum kalınır.[2]

Dipnotlar:

[1] bk. Ebû Zehra Muhammed İ slam Hukuku Metodolojisi, s. 42-63. Çeviri Ab- dülkâdir Şener, Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Yayınları, birinci baskı, Ankara, 1973.

[2] Semerkandî, II, 381.

Kaynak: Dİyanet Hac İlmihali

İSLAM, İMAN VE İHSAN NEDİR?

İslam, İman ve İhsan Nedir?

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.