En Büyük Ticaret İçin Üç Şart

En büyük ticaret için üç şart nedir? Osman Nuri Topbaş Hocaefendi cevaplıyor.

En büyük kârlı ticaretten Cenâb-ı Hak bahsetmektedir: “Ticâreten len tebûr”, yani asla zarara uğramayacak bir ticaret (Fâtır, 35/29). Peki bu ticareti kim umabilir?

Birinci şart: Kitâballah. Allah’ın kitabını tilâvet edenler; okuyanlar, okutanlar ve bu uğurda emek verenler…

İkinci şart: Namazı ikame edenler. Namazı zâhir ve bâtın yönleriyle hakkıyla eda edenler… Namazın şartlarından biri kıraattir. Kıraat düzgün olmazsa namaz da sahih olmaz; çünkü kıraat farzdır. Namaz, kul ile Cenâb-ı Hak arasında bir mülâkattır; ferdî ibadetin zirvesidir. Kur’ân-ı Kerîm doğru bir şekilde tahsil edilmeden arzu edilen kıvamda bir namaz gerçekleşmez. Nitekim Cenâb-ı Hak: “Secde et ve yaklaş.” buyurmaktadır (Alak, 96/19). O’na yaklaşabilmek için kalbi zâhir ve bâtın yönleriyle ikmal etmek gerekir.

Cenâb-ı Hak yine: “Biz Kur’ân’ı şifa ve rahmet olarak indirdik.” buyurur (İsrâ, 17/82). Kur’ân şifa ve rahmettir. Namazı ikame eden kul için de “Secde et ve yaklaş.” hitabı bir davettir (Alak, 96/19).

Üçüncü şart: İnfak hususunda ise Cenâb-ı Hak, kendilerine verdiğimiz rızıktan Allah için gizli ve açık şekilde sarf eden kulları över (Fâtır, 35/29). Bu, Allah’a dostluğun bir göstergesidir. Zira sevdiklerimizden Allah için vermedikçe dostluk kemale ermez.

Demek ki bu üç şart gerçekleştiğinde, “ticâreten len tebûr” müjdesine mazhar olunur. Umulur ki mümin, en hayırlı ticareti yapmış olur. Cenâb-ı Hak nasip eylesin, âmin.

Bunlar asla zarara uğramayacak bir kazancı umabilirler. Çünkü Allah mükâfatlarını tastamam öder ve lütfundan onlara fazlasını verir. Şüphesiz O, çok bağışlayan ve şükrün karşılığını bol bol verendir (Fâtır, 35/30).

İslam ve İhsan

TİCARET AHLAKI NASIL OLMALIDIR?

Ticaret Ahlakı Nasıl Olmalıdır?

EN KÂRLI TİCARET NEDİR?

En Kârlı Ticaret Nedir?

İSLAM’DA TİCARET MALINDA BULUNMASI GEREKEN ÖZELLİKLER

İslam’da Ticaret Malında Bulunması Gereken Özellikler

MÜSLÜMAN TÜCCARLARIN ÖZELLİKLERİ

Müslüman Tüccarların Özellikleri

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.