Dua Bir İhtiyaç mıdır?

Dua; insanın sınırlı gücüyle, Allah'ın sınırsız kudretine sığınması ve 'Ben buradayım' diyen Rabbine 'Geldim' demesidir.

Dua, dilediğini yaratan ve yapan, kâinatın ve varlıkların idaresini yürüten Allah Teâlâ’ya yalvarmak, yakarmak, O’ndan istemek, O’na halini arz etmek, O’nun himayesine sığınmaktır. Aciz ve zayıf olarak yaratılan insanın, hayat veren, rızıkları takdir eden, darda kalanlara genişlik ihsan eden, Allah’a iltica etmesi, onun fıtratının gereğidir. İnanan ve inanmayan her insanın, dua etme ihtiyacı vardır.

Kur’ân’da, Peygamber Efendimize hitaben, “Kullarım, beni senden sorarlarsa (söyle onlara): Ben çok yakınım…”[1] âyetinde Allah Teâlâ, “Ben çok yakınım” buyurarak, kullarına gayet yakın olduğunu bildirmiştir. Bu sebeple kul dua yaparken, gönlünü Allah’tan başka her şeyden uzak tutmaya çalışmalı, kalbini ve zihnini meşgul edecek şeylerden arındırarak Allah’a yalvarmalıdır. Bu şekilde dua eden kulun, Allah’a yakınlığı artar. “Ben işimi Allah’a havale ediyorum. Şüphesiz Allah kullarını görür”[2] ayetindeki havale etme fiili, tam bir samimiyetle ortaya çıkmış olur. Artık göz, Hakk’ın gözü olarak görür; kulak, Hakk’ın kulağı olarak işitir, kalp Hakk’ın aynası olarak bilir, duyar ve ister. İşte dua, böyle bir yakınlık vasıtasıdır ve dolayısıyla ibadetlerin en üstünüdür. Nitekim Peygamber Efendimiz “Dua, ibadetin iliğidir”[3] buyurmuştur. Bir başka hadis-i şerifinde Peygamber Efendimiz, “Dua, ibadetten ibarettir”[4] buyurarak “Bana dua ediniz ki, size icabet edeyim”[5] âyetini okumuştur.

Dikkat edilirse görülür ki, duayı önemsemeyenler, ibadeti önemsemeyenlerdir. Bunlar ise Allah’ın yakın olduğunu ve duaya cevap verdiğini bilmeyen hatta Allah’a ortak kabul edenlerdir. Bunlar, Hakk’a yalvarmaktan kaçınırlar da yaratıkların takdirine kavuşmayı cana minnet bilirler. İşte Cenab-ı Allah, bu konudaki bütün şüpheleri def etmek ve kullarını irşat için duanın önemine ve oruç halinin, buna en uygun bir hal olduğuna işaret ederek, oruç emrinden (Bakara, 2/185) sonra, Peygamberine şöyle buyurmuştur[6].“Kullarım sana benden sorarlarsa ben yakınım, bana dua ettiği zaman, dua edenin duasına cevap veririm. Öyleyse onlar da benim emrime candan icabet edip, tutsunlar ve bana inansınlar…”[7] Demek ki, oruçla dua arasında sıkı bir ilişki bulunmaktadır. Bu durum, oruçlunun yapacağı duanın makbul olacağına da işaret etmektedir.

HER HÂLÜKÂRDA ALLAH’A DUA ETMEK

Dua, yalnız hastalık, musibet, darlık, sıkıntı ve doğal âfetlerde değil, sevinçli zamanlarda ve rahat anlarda da yapılmalıdır. Mümin, hayatın her safhasında Allah’ı anmalı, O’ndan istenmeli ve başarı talep etmeli, hakiki anlamda bütün maddi ve manevî kazanımlarının, O’nun lütfetmesiyle gerçekleştiğini itiraf ve ikrar ederek O’na şükredilmelidir. Cenabı- Hakk’a şükür anlamında söylediğimiz her söz, yakarış ve itiraf aynı zamanda bir duadır. Peygamber Efendimizin, “Sıkıntı ve zorluklarda Allah’ın duasını kabul etmesi kimi sevindirirse, rahatlık ve bolluk anında Allah’a çok dua etsin.”[8] Demek ki, duanın kabul edilmesi, genişlik ve refah zamanlarında duanın çok yapılması ile doğrudan bağlantılıdır.

DUA VE FITRAT

Her insanın fıtrî olarak duaya ihtiyacı vardır. Allah’a yalvarma, O’ndan yardım isteme, O’nun himayesine iltica etme duygusu, her insanın, vicdanî derinliklerinde mevcuttur. İnanan ve inanmayan, putperest ya da ateist herkesin maruz kaldığı sıkıntılar, uğradığı musibetler, semavî (göksel) ve arazî (yersel) âfetler karşısında bir güçten yardım istemeye ve O’na sığınmaya ihtiyacı vardır. Bu güç de bütün varlıkları yaratan ve âlemlerin Rabbi olan Allah’ın kudretidir. Çünkü O, her şeye kâdirdir. Her şey, onun dilemesi ve takdiri ile vücut bulmaktadır. O, Kayyûmdur. Bütün mahlukatın idaresini bizzat yürüten O’dur. O’nun dilemesi olmadan hiçbir şey meydana gelmez. İnsanın gücü sınırlıdır. Çünkü insan, zayıf yaratılmıştır.[9]

Kur’ân-ı Kerim’in beyanına göre insan,  başı darda kaldığı zaman Allah’a yönelir ve O’na dua etmeye başlar (Yûnus, 10/22). İnsan, bir sıkıntıya düştüğünde ilk müracaat ve dayanak noktası Allah’tır. Böyle bir durumda insanın vicdanının derinliklerinde olan inanma hissi ve ihtiyacı harekete geçmekte ve kendisini yaratana yönlendirmektedir. (Ankebût, 29/65).

RAMAZAN AYI VE DUA

Özellikle Ramazan ayında ve oruçlu durumda dua etmenin, çok bereketli ve feyizli olduğunu Peygamber Efendimizin yaptığı ve tavsiye ettiği dualarından anlamaktayız.

“Allah’ım! Senin için oruç tutum, senin verdiğin rızıkla orucumu açtım.”[10] “Yanınızda oruçlu kimseler iftar açsın, yemeğinizi iyi kimseler yesin, melekler size dua etsin.”[11] “Susuzluk gitti, damarlar ıslandı, inşallah ecir sabit oldu.”[12] “Üç kişinin duası reddedilmez. Birincisi, oruç tutan kimsenin iftar açıncaya kadar yaptığı dua. İkincisi, âdil devlet başkanının yaptığı dua. Üçüncüsü, mazlumun yaptığı dua.”[13]

KORKU ANINDA OKUNACAK DUA

Şeytanlar, cinler, insan suretinde şeytanların dostları, zorbalar, eşkıyalar ve inkârcılar tarafından sürekli olarak insanlık ve özellikle Ümmet-i Muhammed’in korkutulduğu bir dönemde duaya ne kadar ihtiyacımızın olduğunu söylemeye bile ihtiyaç yoktur. İnsan zayıf yaratılmıştır. Zaman zaman bazı olayların etkisinde kalarak korkar, sevinir, üzülür. İnsanın cinlerden, şeytanlardan ve kendi cinslerinden görünür görünmez düşmanları vardır. Bu yüzden her zaman insanın, Allah’a sığınmaya, O’nun himayesine girmeye ihtiyacı vardır. Bir ölüm halini andıran uyku halinde insan, güzel rüyalar görebileceği gibi, kötü rüyalar da görebilir. Uykuda kendisini sevindiren ve üzen olayları da yaşayabilir. Diğer zamanlarda ve uyku halinde korkan ve endişeye maruz kalanlara Hz. Peygamberimiz bir dua öğretmiştir. Ashab-ı Kiram’dan Halid b. Velid, uykusunda korkutulduğunu Hz. Peygamberimize anlatınca ona şu duayı okumasını söylemiştir. “Allah’an adıyla başlarım. O’nun gadabından, cezalandırmasından, kullarının şerrinden, şeytanların vesveselerinden ve benimle bulunmalarından Allah’ın tam kelimelerine sığınırım.”[14]

SAMİMİ BİR ŞEKİLDE DUA YAPMAK

Dua yapan kimse, uygun olmayan zorlamalardan kaçınmalı, son derece samimi ve gösterişten uzak durmalıdır. İçinden geldiği gibi meşru ölçüler dâhilinde dua yapmalıdır. Birilerinin beğenisini kazanmak için vezinli, kafiyeli ve eş cümlelerle dua yapmak hem doğru değildir hem de riyaya/gösterişe vesile olabilecek bir davranıştır. Nitekim Kur’an, bu konuda aşırı gitmeyi yasaklamış, Allah Teala’nın aşırı gidenleri sevmeyeceğini ifade etmiştir. “Rabbinize yalvara yakara ve gizlice dua edin. Biliniz ki O, haddi aşanları sevmez.”[15]

Duayı gizli bir şekilde yapmak, aslında ihlasın ve tevazuun da bir eseridir. Bağırıp çağırmak suretiyle dua yapmak, ihlas sınırından gösterişe, dua sınırından şikâyete ve davaya geçen bir hadsizliği kapsar. Duada layık olmayan bir şeyi ve günah olan şeyleri istemek de haddi aşma cümlesindendir. Aynı şekilde duada fazla söz söyleme ve uzatma da haddi aşma cümlesindendir. [16]

Duanın, samimi yapılması, naz ve niyaz kapısına gayet mütevazı bir şeklide yaklaşılması, içten ve yürekten bir yalvarışla Allah’a el açılması, kulluk vazifesinin icrasında büyük önem taşımaktadır. Allah’tan korkarak ve rahmetini umarak O’na dua etmeyi (Araf, 7/56) becerebilenlerin kurtuluşa ereceğini asla unutmamalıyız.

Dipnotlar:

[1] Bakara, 2/186.

[2] Ğâfir, 40/44.

[3] Tirmizî, Daavât, 1.

[4] İbn Mâce, Dua, 1; Tirmizî, Daavât, 1, Ahmed b. Hanbel, IV, 267.

[5] Ğâfir, 40/60.

[6] Geniş bilgi için bkz. Yazır, Muhammed Hamdi, Hak Dini Kur’an Dili, Eser Kitap Evi, İstanbul, 1971, I, 666-667, Bakara, 2/186. âyetin izahı.

[7] Bakara, 2/186.

[8] Tirmizî, Dua, 9.

[9] Bkz. Nisâ, 4/28.

[10] Ebû Dâvûd, Savm, 22.

[11] Ebû Dâvûd, Et’ıme, 54; Ahmed b. Hanbel, III, 138; Dârimî, Savm, 51; İbn Mâce, Sıyâm, 45.

[12] Ebû Dâvûd, Savm, 22.

[13] Tirmizî, Daavât, 129; İbn Mâce, Sıyâm, 48.

[14] Ebû Dâvûd, Tıb, 19; Tirmizî, Daavât, 93; Muvatta, Şiir, 9; Ahmed b. Hanbel, II, 181, IV, 57.

[15] A’raf, 7/55.

[16] Bkz. Yazır, Hak Dini Kur’an Dili, Sadeleştirenler, Karaçam, İsmail ve arkadaşları, IV, 65.

Kaynak: Kerim Buladı, Altınoluk Dergisi, Sayı:480

İslam ve İhsan

NEDEN DUA EDERİZ?

Neden Dua Ederiz?

DUA EDERKEN NELERE DİKKAT ETMELİYİZ?

Dua Ederken Nelere Dikkat Etmeliyiz?

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle