Derviş Muhammed İmkenegi Hazretleri Kimdir?

Altın Silsile’nin 20’nci halkası, Hz. Ömer’in neslinden Derviş Muhammed Hazretlerinin hayatı...

Muhammed Zâhid Hazretlerinin kızkardeşinin oğlu olan Derviş Muhammed Hazretleri, Şehr-i Sebz’in İmkene köyündendir. Hazret-i Ömer’in neslindendir. Dayısı Muhammed Zâhid Hazretlerinin sohbet ve hizmetinde bulunarak tasavvuf yolunda ilerlemiş ve kendisine hilâfet verilmiştir.

Derviş Muhammed Hazretleri mânevî hâlini gizlemek maksadıyla uzun müddet köylerde talebelere Kur’ân-ı Kerîm tâlim edip dînî bilgiler vermekle meşgul oldu. Gâyet sâde ve mütevâzı bir hayat yaşadı. İnsanlar seneler sonra Kübrevî halîfelerinden Nûreddîn Muhammed Hâfî’nin işaretiyle onun büyük bir Hak dostu olduğunu fark ettiler. Bundan sonra halkın, Derviş Muhammed Hazretlerine alâkası giderek arttı, etrâfında sohbet halkaları teşekkül etmeye başladı.

Derviş Muhammed Hazretleri ziraatle meşgul olup geçimini el emeği ile temin ederdi. Her zaman takvâ ve azîmetle amel etmeye îtinâ gösterirdi.

Medrese ilimlerine vâkıf olduğu ve bilhassa hadis dersleri verdiği kaydedilen Derviş Muhammed Hazretleri, tasavvufun derin meselelerine dâir bir risâle de te’lif etmiştir.

DERVİŞ MUHAMMED İMKENEGİ (K.S.) ÖĞRENCİLERİNE TAVSİYESİ

Talebelerine ve kendisinden nasihat isteyenlere, bid’atlerden kaçınarak Sünnet-i Seniyye’ye uygun bir hayat yaşamalarını tavsiye ederdi. İnsanların tasavvufî edeplere riâyet etmelerini isterdi. Allah Resûlü Efendimiz’in Sünnet’ine sımsıkı sarılan mürşid-i kâmillerin irşâdına gönül vererek mânevî terbiyelerine girmenin çok mühim olduğunu söylerdi. Zira hakîkî mürşid-i kâmillerin telkin ettikleri mânevî terbiye usulleri ve edepler, Resûlullah Efendimiz’in “tezkiye” vazifesinin zaman ve mekânlara yayılmış tatbikâtından başka bir şey değildir.

DERVİŞ MUHAMMED İMKENEGİ (K.S.) KABRİ NEREDE?

Derviş Muhammed Hazretleri hicrî 970 senesinin Muharrem ayında vefât edip İmkene’nin kuzeyindeki Esfirâz köyüne defnedildi. Bugün burası Özbekistan’ın Kaşkaderyâ bölgesinde bulunan Kitab nâhiyesinde yer almaktadır.

Kaynak: Osman Nuri Topbaş, Altın Silsile, Erkam Yayınları

ALTIN SİLSİLE

Altın Silsile

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.