Çocukların Odasına Televizyon Koymayın

Yatak odasında televizyon bulunan çocukların, gelecekte aşırı kilolu olma ihtimali yüksek. Yapılan bir araştırmada küçükken odasında tv bulunan insanların fazla kilolu olduğu ortaya çıktı.

Prof. Dr. Halil Coşkun, University College London (UCL) tarafından yapılan araştırmanın detayları hakkında şu bilgileri verdi:

“Çocuklar ya da ergenler, yatak odasında tv izlerken atıştırmalık yiyor olabilir. Yetişkin programları izlerken önemsiz yiyecek reklamlarına maruz kalabilir ve yeterli uyumayabilirler. Tüm bu belirtilen maddeler kilo almayla bağıntılıdır.

Araştırmacılar, 2000/2001 doğumlu 12 binden fazla çocuğa ilişkin veriyi taradı. Bu veriler, televizyonun çocuk gelişimi ve çocukların yetişkinliğe geçişi üzerine olan etkileri incelemek üzere kurulan İngiliz Kohort Çalışması'na alındı. 7 - 11 yaşları arasındaki veriler araştırıldı. Çocukların yarısından çoğunun yatak odasında bir tv vardı.”

ERKEKLER DAHA FAZLA ETKİLENİYOR

Odasında tv bulunan erkek çocukların kilolu olma riskinin daha olduğunu belirten Coşkun, “Yedi yaşında yatak odasında tv bulunan kızların, yatak odasında tv bulunmayanlara kıyasla, 11 yaşlarında fazla kilolu olma riskinin yaklaşık yüzde 30 daha yüksek olduğu keşfedildi. Erkeklerin fazla kilolu olma ihtimali ise yüzde 20 daha yüksekti.

Ailelerden alınan bilgilere göre, kız çocuklarının yatak odalarında geçirdikleri süre arttıkça obezite riskinin de arttığı bulunmuştur. Fakat aileler erkek çocukları için böyle bir kanıda bulunmamıştır. Ayrıca yine ailelerden alınan bilgilere göre bilgisayar başında oyun oynayarak geçirilen sürenin, kilo alımıyla bir ilgisi yoktu.

İngiltere'de çocuklukta şişmanlık önemli bir halk sağlığı problemidir. İngiltere'de, 11 yaşındaki çocukların yaklaşık üçte biri kilolu ve beşte biri obezdir. Çalışmalar, genç bir çocukken yatak odasında televizyona sahip olmakla, birkaç yıl sonra kilolu olmak arasında açık bir bağlantı olduğunu gösteriyor.

Gelecekte, çocukluk dönemi obezite önleme stratejileri yapılırken, çocukların yatak odalarındaki televizyona erişimi obezite için bir risk faktörü olarak düşünülmelidir.” dedi.

ÇOCUĞUN YEDİ YAŞINDAN BERİ ODASINDA TV VARSA 

Araştırmanın güvenilir olduğunu söyleyen Coşkun, “Yapılan bu çalışma, Uluslararası Obezite Dergisi'nde de yayınlandı. Bu çalışmanın en güçlü yanlarından birisi çok sayıdaki çocuğu kapsamasının yanı sıra, çocukların sadece vücut ağırlıkları ve boylarının değil aynı zamanda vücut yağ ve kas oranlarının da ölçülmesidir. Araştırmacılar aynı zamanda çocuklar üç yaşındayken de çocukların boyları ve kiloları hakkında bilgi topladılar. Böylece çocukların tv izlemeye başlamadan önce hali hazırda kilolu olup olmadıkları hakkında bilgi sahibiydiler.

Araştırmadan da anlaşılacağı üzere, bu karmaşık bağlantıyı tam olarak anlamak için daha fazla araştırma yapılması gerekiyor, ancak bu çok büyük ve ulusal düzeyde örnekleri kapsayan yüksek kaliteli bir araştırmadır ve bu da burada gösterilen bağlantıların gerçek olduğunu düşünmek için oldukça güçlü bir temel sağlıyor. Yedi yaşından beri yatak odasında bir televizyona sahip olmanın, çocuklukta önceki ağırlığa bakılmaksızın, dört yıl sonra çocuğun kilolu olma riskini artırıyor. Bu nedenle, bulguların çok ciddiye alınması gerekir.” uyarılarında bulundu.

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.