Çocuklara Takva Bilinci Nasıl Kazandırılır?

Çocuklarımızın gönüllerini ve davranışlarını takvâ ile yoğurmak için hangi adımlar atılmalı, hangi ölçülere dikkat edilmeli?

Osman Nûri Topbaş Hocaefendi, ebeveynlere, evlâtlarına takvâ bilincini kazandırmaları hususunda şu tavsiyelerde bulunuyor.

TAKVA BİLİNCİ NASIL OLUŞTURULUR VE GELİŞTİRİLİR?

–Evlâtların terbiyesinde, dört meseleye, dört merhaleye çok ihtimam göstermek lâzımdır.

Birinci husus: Helâl gıdâya çok ehemmiyet vermek lâzım. Zira lokma; haram veya şüpheli ise mânevî hayata zehir saçar. Kalbe kasvet, ibâdetlere karşı üşengeçlik ve Allah yolundaki hizmetlere karşı tembellik verir.

Buna mukabil, yenilen lokmalar helâl ise o da gönül feyzini ziyadeleştirip rûhâniyeti takviye eder. Sâlih amellere rağbeti artırır, bedenle birlikte rûha gıdâ, sadra şifâ olur.

Bahâeddin Nakşibend Hazretleri yiyeceğini kendi ziraatinden elde eder ve helâliyetine çok büyük bir ihtimam gösterirdi. Kendi muayyen tarlasında her sene bir miktar arpa, biraz börülce ve zerdali yetiştirirdi.

Ziraat yaparken kullanılan hayvanların, tarlanın, tohumun ve suyun helâl olması husûsunda çok dikkatli davranırdı. Bu sebeple pek çok âlim, teberrüken onun helâl yemeğinden yemek için sohbetlerine iştirâk ederdi.

O zamanın sâlihleri, hastalar olduğu zaman Bahâeddin Nakşibend Hazretleri’nin hânesinden ekmek alırlar;

“‒Bunu şifâ olarak yedirelim.” derlerdi.

Bir defasında mânevî hâllerinin kaybolduğundan yakınan bir talebesine;

“–Yediğin lokmaların helâlden olup olmadığını iyi araştır!” buyurmuştu. Talebesi gidip araştırdığında, yemeği pişirirken ocakta, helâl olup olmadığı şüpheli bir parça odun yaktığını tespit etmiş ve hemen tevbe etmiştir.

Onlar bir gıdâyı hazırlayanın kalbî durumuna dahî dikkat etmişlerdir.

Bir gün, Şâh-ı Nakşibend Hazretleri Gadîvet bölgesine gitmişlerdi. Bir derviş önlerine yemek getirdi. Hâce Hazretleri;

“–Bizim bu yemeği yememiz münasip değildir. Çünkü o, öfke ile pişirilmiştir. Unu elekten geçiren, hamuru yoğuran ve pişiren kişi öfkeliymiş!” buyurdu.

Mevlânâ Hazretleri, helâl ve haram lokmaların kişinin iç dünyasına tesirini şöyle ifade eder:

“Bu seher benden ilham kesildi. Anladım ki vücuduma şüpheli birkaç lokma girdi. Bilgi de hikmet de helâl lokmadan doğar. Aşk da merhamet de helâl lokmanın mahsûlüdür. Nur ve kemâli artıran lokma, helâl kazançtan elde edilen lokmadır. Eğer bir lokmadan gaflet meydana gelirse, bil ki o lokma şüpheli veya haramdır.”

Helâl gıdâya dikkat nereden başlar?

Tâ anne karnından...

Annenin aldığı gıdâ, kanı vasıtasıyla evlâdına intikal eder. Doğduktan sonra da sütüyle intikal eder. Helâliyetine göre tesir eder.

Annenin ağzından çıkan her bir kelime çocuğun şahsiyetine konulan bir tuğla mesâbesindedir. Yani anne yüreği çocuğun eğitim gördüğü ilk sınıftır.

Yüksek karakterli kişiler, daha ziyade sâliha annelerin yetiştirdiği insanlardır.

Takvâ eğitimi için;

İkinci husus: Anne-babanın evlâdını İslâm ahlâkı ile yetiştirmesi, İslâmî bir terbiye vermesi. Çünkü ağaç yaş iken eğilir.

Tabiî bunun için de anne-babanın sâlih ve sâliha olması şart. Çünkü eşler göz nûru olursa, evlâtlar da göz nûru olurlar. Çünkü evlâtlar anne-babayı nümûne alırlar. Taklit temâyülüyle öğrenirler. Anne-baba sâlih olur ise, onları taklit ile o evlâtlar da sâlih olurlar.

Üçüncü husus: Mektep ortamında ilmen, fikren ve kalben güzel bir eğitim ve öğretim.

Evlâdımızı mutlaka Kur’ân tedrîsinden geçirmemiz ve imam hatiplerde okutmaya gayret etmemiz gerekiyor. Anne-babalar bu mektepler arasından da titizlikle mânen en iyisini seçerek göndermeli evlâtlarını. Bunu seçerken;

“Benim ciğerpârem, hangi okulda Allâh’a daha yakın olur, hangi tahsilde, takvâsını koruyabilir?” diye ölçmeliler, araştırmalılar.

Yavruları için fânî hamallığı değil, ebedî kazancı hedeflemeliler...

Dördüncü husus: Erkeklerin sâlih arkadaşlarla ve kız evlâtların da sâliha arkadaşlarla beraber olmalarına zemin hazırlamak.

Çünkü insan, ister istemez beraber olduğu kimselerin karakteriyle yoğrulur ve ona göre şekillenir. Bu sebeple evlâtlarımızın vakitlerini hangi mekân ve vasatlarda geçirdikleri çok mühimdir.

Unutmamalı ki; bir kelb bile sâlihlerle beraberliğinden ve onlara gönül bağından dolayı Kehf sûresinde Kur’ânî bir ifade kazanmıştır.

Bununla birlikte, diğer taraftan;

Lût aleyhisselam’ın karısı ve Nuh aleyhisselam’ın ikinci karısının fâsıklarla kalbî bir beraberliğe kapıldıkları için cehennemlik oldukları Tahrîm sûresinde bildirilmektedir.

Kaynak: Osman Nuri Topbaş, Sual ve Cevaplarla Tasavvufi Mülahazalar, Yüzakı Yayıncılık

İslam ve İhsan

TAKVA EHLİNİN 5 ALAMETİ

Takva Ehlinin 5 Alameti

TAKVA SAHİBİ KİŞİLERİN ÖZELLİKLERİ

Takva Sahibi Kişilerin Özellikleri

TAKVA İLE İLGİLİ ÖRNEKLER

Takva İle İlgili Örnekler

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.