Gazzeliler Çadırların Arasında Da Olsa Çocuklara "Ramazan Coşkusunu" Yaşatmaya Çalışıyor

Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus kentinde bulunan Necat Mülteci Kampı sakinleri, yaşam için gerekli temel ihtiyaçların bile zor bulunduğu bir ortamda bereket, iyilik ve dayanışma ayına hazırlanırken, daha güzel ramazanların hayalini kuruyor.

İsrail'in abluka ve saldırıları altındaki Gazzeliler, 3 yıldır çadır hayatının zorluklarıyla mücadele ediyor. İnsanoğlunun en çok ihtiyaç duyduğu istikrarlı ve onurlu yaşamdan mahrum bırakılan Filistinliler, siyasi ve askeri belirsizliklerin devam ettiği, barınma ve yeme içme gibi en temel ihtiyaçların bile karşılanamadığı bir ortamda hayata tutunmak için ellerinden geleni yapıyor.

Ramazanı büyük bir coşkuyla, adeta bir bayramı karşılar gibi karşılayan ve büyük hazırlıklar yapan Gazzeliler, ramazan hilalinin, çadırlarda bile sönmeyeceğini ve Filistinliler için bu hilalin büyük bir umut olduğunu gösteriyor.

Necat Kampı sakinleri de bu amaçla kolları sıvadı. Kampta girişilen hummalı çalışmayla çadırlara "hayırlı ramazanlar" yazıları asıldı. Ramazanla bütünleşen "fener" resimleri yapılarak, kamp boydan boya Filistin bayraklarıyla donatılırken, akşamları ortamın aydınlanması için bayrakların arasına lambalar yerleştirildi ve led ışıklı süslemeler asıldı.

Kamptaki mescidin üstündeki direğe devasa bir fener asılırken, kamp meydanına çocukların eğlenmesi için salıncak ve trambolin getirildi. Çocuklar ramazan boyunca sürecek bu eğlenceye salıncakta sallanarak ve trambolinde zıplayarak daha şimdiden başladı.

AA muhabirinin mikrofon uzattığı genci yaşlısıyla kamp sakinleri, huzurlu ve saldırıların durduğu bir ramazan geçirmeyi ve daha güzel ramazanlara erişmeyi diledi.

Bomba yağmayan, kayıp verilmeyen bir ramazan diliyorlar

Kamp sakini çocuklardan Muhammed Abdulfettah Fucu, "Bu zor şartlarda, abluka altında ve yaşadığımız acılara rağmen kendi kendimizi mutlu etmeye çalıştık ve bu nedenle kampı süsledik." dedi.

Ramazanın özel ritüelleri olduğunu, süslemelerin de bunlardan biri olduğunu anlatan Fucu, iftar ve sahurda hep bir araya geldiklerini, bunların Gazze'de kutsal kabul edilen değerler olduğunu ifade etti.

Ramazanın gelişiyle Gazze'de kadın, erkek, çocuk, yaşlı, herkesin çok mutlu olduğunu dile getiren Fucu, İslam alemine şöyle seslendi:

"Yahudilere, savaşı durdurmalarını, ramazan ayında bizi bombalamamalarını söylesinler. Çünkü bu mübarek ayda kimseyi kaybetmek istemiyoruz. Biz sofraya oturduğumuzda birinin eksik olmasını istemiyoruz. Pek çok aile yarın o sofraya fertleri eksik bir şekilde oturacak."

Eski güzel ramazanları özlemle yad eden Fucu, "Bugün o günlerden geriye hiçbir şey kalmadı. Ölenler, şehit olanlar oldu. Savaş bizi yaraladı." dedi.

Ramazanı çadırda değil evde karşılayacakları günlerin hayalini kuruyorlar

Bir diğer çocuk Dima Zuğrub ise karton kutulardan fenerler yaptıklarını ve hazırlıkları tamamladıklarını dile getirdi.

"Ramazan ayını büyük bir mutluluk ve evimize dönme umuduyla karşıladık. Refah'ı (göç ettiği yer) çok özledik ama inşallah en kısa zamanda evimize döneceğiz. Burada kalmayacağız, inşallah döneceğiz." diyen Zuğrub ramazanı çadırlarda değil evlerde karşılama temennisinde bulundu.

Kamp sakinlerinden Ebu Mahmud Aşur ise Gazzelilerin ramazanı bu yıl da çok zor şartlarda karşıladığını kaydetti.

Refah'tan Han Yunus'a göç ettiklerini aktaran Aşur, "Bu yılki ramazan, inşallah öncekilerden daha iyi olur." temennisinde bulundu.

Kaynak: AA

İslam ve İhsan

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.