Cinnet Geçiren Bir Kişi Davranışlarından Sorumlu Olur mudur?

Cinnet geçiren bir kişi davranışlarından sorumlu olur mudur? Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Hamdi Yıldırım cevaplıyor.

Cin kelimesiyle cinnet kelimesi aynı kökten gelmekte; yani mecnun diyoruz. Mecnun ne demek? Cinlenmiş kişi demek, yani cinnet geçirmiş kişi demek, yani aklî melekelerini kaybetmiş kimse demek. Bir cinninin tasallutu altında, yani onun etkileşimi altında olan bir kimse farklı boyutlarda hem bedeni hem ruhî hem de aklî bir etkileşim altına girebilir.

Binaen aleyh burada eğer aklî melekelerinde bir kayıp söz konusu olmuş ve deli dediğimiz sınıfa girmişse, o zaman bu kimse yaptıklarından sorumlu olmaz. Delilik de biliyorsunuz deliliği tam zamanlı delilik ve yarı zamanlı delilik olarak ikiye ayırıyorlar. Tam zamanlı delilik yani “cünûn-u mutbık” dediğimiz adam her hâlükârda deli; yani aklî melekeleri yok. Bir de zaman zaman birtakım psikolojik hastalıklar var; bu hastalıklar nöbet esnası söz konusu olduğunda adamın aklı başından gidiyor. Bu gibi durumlarda da bu nöbetlerin geldiği zamanlarda bu kimse sorumlu olmaz.

Ne anlamda sorumlu olmaz? Cezai anlamda sorumlu olmaz. Yani bir cinayet işlemişse bu kimseye kısas uygulanmaz. Ama medeni anlamda yaptıkları zararların telafi edilmesi anlamında bunların zararları telafi edilir. Yani birinin gitti arabasına kafa attı, adam arabanın camını kırdı. “Ben cinnet hâlinde bu kafayı attım.” Tamam, cinnet hâlinde attın ama arabanın camının tamirini, buradan doğan zararı yüklenmek durumundasın. Senin cinnet hâlinde olman bir başkasının malını telef etmeyi meşru kılmaz.

Dolayısıyla cinai veya cezai anlamda bunların ehliyetleri söz konusu değilse de medeni anlamda yaptıkları zararın sorumlulukları vardır. Kendileri eğer mal varlıkları varsa öderler, yoksa birinci derece akrabaları bunu üstlenmek durumundadır.

Ama işte bu gibi durumlarda ibadet ehliyeti bunlarda var mıdır? Namazını kılmadı, orucunu tutmadı, birtakım laflar söyledi, gıybet yaptı vesaire filan; bunların sorumluluğu var mıdır? Bunların da sorumluluğu yoktur. Nitekim Hazreti Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur:

“Üç kişiden kalem kaldırılmıştır: Uyanıncaya kadar uyuyandan, buluğa erinceye kadar çocuktan ve aklı başına gelinceye kadar deliden.” (Ahmed, I, 154-155, 140. Bkz. Buhârî, Hudûd, 22)

Empati Kurun

Binaen aleyh Allah hepimizin beden, ruh ve akıl sağlığını muhafaza eylesin. Beden ve fiziki hastalıklarda insanlar görüyorlar; yani adamın ateşi var, halsizliği var, eli yok, ayağı yok, gözü kör; onlarla ilgili daha rahat empati kurabiliyorlar. Ama bakıyor mesela adam dalyan gibi delikanlı fakat birtakım psikolojik rahatsızlıkları var, aklî melekelerinde problemleri var; onu anlayamıyorlar, idrak edemiyorlar.

Mesela bu anlamda bu tür sakatlıkları olan çocukların aileleri çok büyük ızdırap çekiyor. Otobüste mesela çocuk bağırıyor, çağırıyor; “niye mukayyet olmuyor?” deniyor, sanki çocuk mukayyet olunabilecek bir çocukmuş gibi davranılıyor. Cenabı Allah bu gibi durumlarda bu kardeşlerimizin hâlleriyle hallenebilecek bir yürek nasip eylesin.

Ama şunu da ifade etmek isterim ki Basri hocam, Cenabı Allah adil-i mutlaktır. Ne demek adil-i mutlaktır? Cenabı Allah kuluna verdiği her nimetin veya her “tırnak içinde musibetin” karşılığını ondan bekliyor ve ona veriyor.

“Biz insanı mutlaka bir imtihandan geçiririz.” (Bknz. Bakara, 2/155)

Bugün mesela aklî melekesi yerinde olmayan sakat bir çocuğu olan bir anne babayı düşünün. Onlara dünya hayatı adeta zehir olmuş durumda. Ne cumartesi var ne pazar, ne cuma var. “Şöyle çocuğu bir yere bırakalım da alışverişe gidelim, Ümre’ye gidelim” gibi imkânları yok. Böyle bir çocuk varsa —otizm, zeka geriliği vesaire— hayat tamamen bu çocukla geçiyor.

Allah'ın O Kullarına İkramı

Fakat kıyamet gününde Cenabı Allah’ın onlara yaptığı muameleyi diğer insanlar gördüklerinde:

“Keşke dünyada bizim de başımızda böyle bir dert olsaydı.” diyorlar. Bugün Cenabı Allah’ın yaptığı bu özel muameleye biz de nail olsaydık, diyorlar.

Onun için Cenabı Allah hiçbir şeyi kullarına durduk yere vermiyor. Eğer bir sıkıntı vermişse, kul buna sabrettiğinde onun mükâfatını öyle bir veriyor ki diğerleri keşke dünyada biz de bu sıkıntıyı çekseydik diyorlar.

“Şüphesiz sabredenlere ecirleri hesapsız verilecektir.” (Bknz. Zümer, 39/10)

Onun için Allah’ın kendisine böyle bir imtihan verdiği kardeşlerimiz bunu bir ganimet olarak bilsinler, bunu bir cennet garantisi olarak bilsinler. Bir sabır imtihanından geçtiklerini bilsinler. Sabretmedin, isyan ettin, bağırdın çağırdın; sonuç değişiyor mu? Değişmiyor.

İslam ve İhsan

İNTİHAR ETMEK HAKKINDA HADİSLER

İntihar Etmek Hakkında Hadisler

İSLAM'A GÖRE İNTİHAR ETMENİN HÜKMÜ

İslam'a Göre İntihar Etmenin Hükmü

ADAM ÖLDÜRMEK VE İNTİHAR ETMEKLE İLGİLİ AYET VE HADİSLER

Adam Öldürmek ve İntihar Etmekle İlgili Ayet ve Hadisler

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle