Bütün Eğitimlerin Kulluğa Hizmet Etmesi Gerekir

Bütün eğitimlerin hizmet etmesi gereken ana gaye nedir? İlim ehlini felâkete sürükleyen şeyler nelerdir? Hikmetten, manadan yoksun eğitimin zararları nelerdir? Osman Nuri Topbaş Hocaefendi anlatıyor.

Bu cihanda bir mümin için diğer bütün tahsiller, diğer bütün dersler, faaliyetler bu kulluk zeminini oturtturması lazım. Yani bütün eğitimlerin kulluğa hizmet etmesi icap eder. Hepsi coğrafya, fizik, kimya, embriyoloji vesaire, hepsi botanik; bunlar bir idrakini açması için faili mutlak Cenabı Hak. Cenab-ı Hak “Onlar yeryüzünde gezip görmediler mi?” buyuruyor; ilahi azamet ve ilahi kudret akışlarını insanın idrak etmesini istiyor. (Bknz. Ankebût, 29/20; Rûm, 30/9)

Ve kul Cenabı Hakk'ı unutmayacak. Cenabı Hakk'ı eğer unutursa bir felaket başlıyor. Cenab-ı Hak: “Allah'ı unutan, Allah’ın da kendilerini unutturduğu kimseler gibi olmayın” buyuruyor. ( Bknz. Haşr, 59/19)

Eğer mümin ders, kulluk dersine uymazsa mesleği de bütün ilimleri faydasız hâle geliyor. Hatta zararlı oluyor ve zalimler yetiştiriyor. Haberde okuyorduk geçen iki ay evvel; kulluk dersi almamış, kulluk tahsili görmemiş, Allah korkusunu taşımayan birtakım doktorlar, masum bebeklerin ölümüyle neticelenen yolsuzlukları işliyorlar.

Hâlbuki kulluk tahsilinde bir tıp tahsili şefkatli bir tedaviye ve şifaya vesile olabilmek, Allah’ın (c.c) rızasını kazanabilmek, bu tıp tahsiliyle ecir elde edebilmek içindir. Fakat zeminde yoksa eşkıya oluyor, cani oluyor. Kulluk dersi almadan verilen bir hukuk tahsili cellatlar yetiştiriyor. Hâlbuki kulluk zemininde olsa adalet tevzi etmesine vesile olur.

Yani bütün dünyevi tahsiller iki uçlu bıçak gibi. Fen ilimleri kulluk zemininde tefekküre vesile olur, Allah’ın azamet ve kudret akışını temaşaya götürür. Diğer taraftan da kulluk zemininden uzak olduğunda evrimci, tesadüfçü, nankör, alık ve nadan kişiler yetiştirir.

Gazze’de katliamı yapan ve onu destekleyenlerin hepsi zahiren yüksek tahsilli; profesörü var, çoğu doktorası var, birkaç üniversite bitirmiş. Bak hepsinin ortak hususiyeti: Bu tahsillerin Allah’a kulluk zeminden kopuk olması, vahiyden uzak olması. Onları vahşete götürdü.

Evlatlarımızın yabancı kültüre özenmemesini sağlamak için işte böyle kulluk zemininde bir tahsilin planlanması zaruri. İlim iki uçlu bıçak gibi. İlmi muhafaza etmek zordur, yaşamak da zordur, yaşatmak da zor. En güzel misal peygamberlerdir. İblis meleklerin hocasıydı; ilmi hiçbir işe yaramadı, tard edildi ve insanları idlale götürüyor. ( Bknz. Bakara, 2/34)

Karun öyle, Firavun öyle; ayet-i kerimede bunlar da âlim kimselerdi. Fakat nefsani hayatları onları felakete götürdü. ( Bknz. Kasas, 28/76-82)

Velhasıl ilmin gönle rahmet olması lazım. Onun için evlatlarımızı bir dini tahsil zemininde küçük yaştan itibaren yetiştirmek lazım. Birçok gafil anne baba “zamanla olur” diyor, “sonra olur” diyor. İslam’ı günü çok basit, sığ olarak görüyor.

Bir defa ilmin şerrinden kurtulmak için nefsin arzusunu bertaraf etmek zor. İşte Aziz Mahmud Hüdâyî Hazretlerine ciğer sattırıldı, Halid-i Bağdâdî’ye hela temizlettirildi, Yunus Emre eşikte bekletildi. Velhasıl ilmi hazmedebilmek için en başta enaniyetin bertaraf edilmesi zaruri. Bu bertaraf yerine tersine enaniyetini artırıyor, palazlandırıyor.

İslam ve İhsan

GERÇEK İLİM NEDİR?

Gerçek İlim Nedir?

İNSANIN EBEDÎ SAÂDETİ İÇİN LÜZUMLU OLAN İLİM

İnsanın Ebedî Saâdeti İçin Lüzumlu Olan İlim

ASIL TAHSİL, MARİFETULLAH’IN TAHSİLİDİR!

Asıl Tahsil, Marifetullah’ın Tahsilidir!

İLMİN ÜSTÜNLÜĞÜ İLE İLGİLİ ÂYET VE HADİSLER

İlmin Üstünlüğü ile İlgili Âyet ve Hadisler

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.