Ramazan Ruhunu Bütün Hayata Taşımak
Ramazan ayında kazanılan ibadet şuuru, takvâ, sabır ve manevî hassasiyetin yılın tamamına nasıl taşınması gerektiği anlatılıyor.
Feyizli ve bereketli iklimiyle yoğrulduğumuz mübârek Ramazân-ı şeriflerdeki mânevî ve uhrevî güzellikleri diğer aylarda da devam ettirmeliyiz.
RAMAZAN’I BİR ÖMRE TAŞIMAK MÜMKÜN MÜ?
Ramazân’ı ibâdetlerimizle, güzel amellerimizle bütün bir ömre yaygınlaştırmalıyız. Âriflerin tembihleri olan;
«Her gördüğünü Hızır, her geceyi Kadir bil!» düstûruyla yaşamalıyız.
Cömertliğimizi, misafirperverliğimizi, fakir-fukarâyı gözetmemizi, gariplere sıcak bir gönül dergâhı olabilmemizi, bütün aylara ve mevsimlere taşıyabilmeliyiz.
Ramazan’da, oruç ile bize helâl yiyecekler bile yasaklanmaktadır. O hâlde haram ve şüphelilerden ne kadar kaçınmamız gerektiğini düşünmemiz lâzım...
Unutmamalı ki oruç, büyük bir hasene olup mü’mindeki melekî yönü güçlendirmektedir. Oruçlu insan büyük ölçüde meleklerdeki rûhâniyetten bir nasîb almaktadır. Çünkü oruç sayesinde hayvanî gücün zayıflaması nispetinde hatalar da azalır. Nefsini kontrol altına almada ve irade sahibi olabilmede oruçtan daha tesirli bir ibâdet yoktur.
Bu hâl, insana bütün bir ömür lâzım olan en güzel kulluk hâlidir.
Dolayısıyla kulluk ve ibâdetlerdeki hassâsiyetimiz, sadece Ramazân-ı şerîfe mahsus kalmamalı. Bedene açlık ile, nefsimize günahlardan sakınmak ile, gönlümüze de her an Allâh’ı hatırlamak ile tutulması îcâb eden Ramazan orucunun feyzi, diğer zamanları da içine almalıdır.
Rahmet, mağfiret ve cennet müjdelerinin muhatabı olabilme gayreti, sadece Ramazan aylarında gösterilmesi gereken bir gayrete dönüşmemeli. Çünkü son nefesimizin hangi ayda hangi günde olacağı meçhul. Dolayısıyla bu meçhûle, malûm olan güzelliklerle, feyizlerle, aşk ile yani kısacası Ramazân-ı şerifteki mânevî hâl içerisinde yürümeliyiz.
Tâ ki müttakîler ve ihlâs sahibi sâlihler arasına katılabilelim. Tâ ki samimiyetimiz, istikamet kandilimiz olsun. Tâ ki Hazret-i Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’in muhabbet ve şefaatini kazanabilelim. Tâ ki Cenâb-ı Hakk’ın;
“Ey itmi’nâna ermiş (itaatkâr) nefs!
Sen O’ndan, O da senden râzı olarak Rabbine dön!
(Sâlih) kullarımın arasına katıl ve cennetime gir.” (el-Fecr, 27-30) hitâbına ebediyyen mazhar olabilelim...
Kaynak: Osman Nuri Topbaş, Hidayet Güneşi, Yüzakı Yayıncılık









YORUMLAR
-
İlk yorumu yapan siz olun!