Bugün Kötülerin İlk Hedefi Ailemizi Yıkmak

Aile ve Dini Rehberlik Bürolarında (ADRB) görev yapacak vaizlere yönelik düzenlenen seminerin açılışında konuşan Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş, Türk aile yapısının günümüze kadar çok güçlü geldiğini ama bugün kötülerin ilk hedefinin aileyi yıkmak olduğunu söyledi.

Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş, Aile ve Dini Rehberlik Bürolarında görev yapacak vaizlere yönelik düzenlenen hizmet içi eğitim seminerinin açılışına katıldı.

İstanbul Anadolu Dini İhtisas Merkezi Konferans Salonu’nda yapılan seminerde konuşan Başkan Erbaş, toplumun bel kemiği olan ailenin sağlam olması durumunda toplumun da sağlam olacağını vurguladı.

“Aileyi güçlendirmeye yönelik çalışmalar yapın”

Ailenin direği olan kadınların sağlam olması durumunda da ailenin sağlam olacağına işaret eden Başkan Erbaş, “Sizin hedef kitleniz de öncelikli olarak kadınlarımız, kızlarımız, çocuklar. Onlarla ilgili nasıl çalışmalar yapmalıyız? Onların çocuklarını daha iyi yetiştirebilmeleri için, çocuklarına rol model olabilmeleri için neler yapmamız lazım. Sizler aile rehberlik bürolarında sadece bürolara birileri gelsin, problemini anlatsın çözüme kavuşturalım demeyeceksiniz. Gerektiğinde ev ev, kapı kapı dolaşıp insanımızın aile yapısını güçlendirmeye yönelik çalışmalar yapacaksınız.” dedi.

Başkan Erbaş, Türk aile yapısının günümüze kadar çok güçlü geldiğini ama bugün kötülerin ilk hedefinin aileyi yıkmak olduğuna dikkati çekerek, “Farklı farklı isimlerle aileyi hedef alıyorlar. İsimlerini ağzıma bile almak istemiyorum, sizler biliyorsunuz. Çok telaffuz da etmemek lazım, telaffuz edildikçe yayılıyor, daha fazla merak uyandırıyor.” diye konuştu.

Vaizlik mesleğine, “daha fazla insanı nasıl kurtarabilirim” niyetiyle başlanması gerektiğini dile getiren Başkan Erbaş, “Rabbimiz Kur’an’da vadediyor; bir insanı kurtarmak bütün insanlığı kurtarmış gibi sizlere sevap kazandıracak. Bütün yaptığımız işlerin nihai hedefi kendi amel defterimizi doldurmak değil mi? Amel defterimizi doldurmanın yolu da daha fazla ne kadar insan kurtarabilirsek, Rabbimizin rızasına uygun bir hayat yaşamaları için katkıda bulunabilirsek işte o zaman bizim amel defterimiz dolacak.” açıklamalarında bulundu.

Başkan Erbaş, günümüzde ailenin yapısına yönelik saldırılara karşı önlem alınması gerektiğini vurgulayarak, “Müslümanca bir duruş sergileyen aileyi nasıl oluşturabiliriz, bu ailenin zedelenmesine çalışanlara nasıl engel olabiliriz, aileyi çürütmek isteyenlere karşı neler yapabiliriz? İşte geceniz gündüzünüz bu olacak.” ifadelerini kullandı.

Vaizlerin aynı zamanda muallim olduğunu ifade eden Başkan Erbaş, “Allah Resulü Efendimizin (s.a.s.) sözünü aklınızdan çıkarmayın; ‘Ben muallim olarak gönderildim.’ Sizler aynı zamanda muhatap kitlenizin öğretmenlerisiniz, o açıdan da muallimliğinizi en güzel bir şekilde yapmalısınız. Peygamber Efendimiz metodunu da veriyor; ‘Öğretiniz, kolaylaştırınız, zorlaştırmayınız, müjdeleyiniz, nefret ettirmeyiniz.” dedi.

Başkan Erbaş, konuşmasının ardından kursiyerlere çalışma hayatlarında muvaffakiyetler diledi. Hizmet içi eğitim seminerinin açılışına İstanbul İl Müftüsü Prof. Dr. Safi Arpaguş da katıldı.

İstanbul Anadolu Dini İhtisas Merkezi’nde 217 kursiyer 6 hafta sürecek seminerle, dini danışmanlık ve manevi rehberlik alanlarında eğitim alacak.

Kaynak: Diyanet Haber

İslam ve İhsan

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.