Bir Ağaç Dalını Yoldan Kaldırdı, Cennete Nail Oldu
Abdullah Sert Hocaefendi, küçük görünen bir iyiliğin, meselâ bir dalı yoldan kaldırmanın, insana cennetin kapılarını nasıl açabileceğini açıklıyor.
Ebû Hüreyre radıyallahu anh’tan rivayete göre Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdular:
“Bir kimse yol üzerinde bir ağaç dalı gördü. «Allah’a yemin ederim ki, bunu Müslümanları rahatsız etmemesi için buradan kaldıracağım» dedi ve kaldırdı. Bu yüzden cennete nâil oldu.” (Müslim, Birr 128)
Şimdi şöyle düşünelim: “Ne olacak, yanımdan kim kaldırırsa kaldırsın; ben kenardan geçerim” demek doğru değildir. İlk defa sen mi gördün? Bu Müslümanlara zarar verir.
Misal olarak söyleyelim: Bazen yollara bir şey düşer. Mesela otobanda gidiyorsunuz, koca bir cisim yola düşmüş. Arkanda da gelen giden yok. “Ya ben arabamı kenara çekeyim, şu düşeni kenara alıvereyim” deseniz —tabii dikkat etmek lâzım, kazaya fırsat vermeden, güvenliği sağladıktan sonra— bu davranış büyük sevap olur. Çünkü bazen küçücük bir şeyden dolayı ne kazalar oluyor yollarda değil mi?
Niyete bağlıdır bütün bunlar. Gerçekten imkânın varsa, fırsat da elindeyse, bakın Rasûlullah Efendimiz ne buyuruyor: Bir ağaç dalını gördü, “Bu Müslümanlara zarar verir, buradan kaldırayım” dedi; Allah da bu yüzden onu cennetine koydu.
Hani hadis-i şerifte:
“Yoldan eziyet verecek bir şeyi kaldırmak da sadakadır” (Buhârî, Sulh 11, Cihâd 72, 128) buyuruyor Efendimiz.
Bu hadisi geniş mânada anlarsak, Müslümanlara manen eziyet verecek her şeyi kaldırmak da sadakadır. Örf, âdet, hayat tarzı, davranışlar… Eğer Müslümana zarar veriyorsa, bunların hepsi sadaka hükmündedir.
Bir başka misal: Bir şahıs yolda yürürken önünde bir diken dalı gördü ve kenara attı. Bu sebeple Allah ondan râzı oldu, kusurlarını affetti.
Ne kadar sade, değil mi? Hayatımızda her gün karşımıza çıkabilecek şeyler… Sabah yeni apartmanınızın önüne çıkıyorsunuz, maalesef bazen ben de görüyorum: Tam kapının önüne birisi gelmiş, bir şey içmiş, şişeyi bırakıp gitmiş. Biraz sonra oradan ufak bir çocuk çıkacak, okula gidecek… Eliniz kopmaz; eğilip alıp bir çöp kutusuna atıverirsiniz. Statünüz düşmez yani. Merak etmeyin. Bunu belediyenin gelip yapmasını beklemeyin. Siz kaldırırsınız, sevabı da siz alırsınız.
Bazen bakıyorum; apartmandan bir anne çıkıyor, yanında iki küçük çocuğu var. Mecburen o cam parçasını kenara almak zorunda kalıyor ki çocukları zarar görmesin.
İslâm işte buradan başlıyor, kıymetli kardeşlerim! Yoldan eziyet verecek şeyi kaldırmaktan…
Şimdi bir düşünün: Yollarımızda sadece cam kırıkları yok, mânevî cam kırıkları da var. Aileye giden yollarda, mescide giden yollarda, Hakk’a giden yollarda nice engeller var. Bizim görevimiz, sadece cam parçalarını değil; insanların gönül yollarını tıkayan, huzur yollarını kapatan, sevgiyi engelleyen, mânevî engelleri de kaldırmaktır.
İşte bu da hizmetin farklı boyutlarıdır. Cenâb-ı Hak, bunları yapan kullarına şüphesiz çok büyük ecirler ihsan edecektir.


YORUMLAR
-
İlk yorumu yapan siz olun!