Aşure Orucu Ne Zaman ve Kaç Gün Tutulur?

Aşûre orucu tutmak sünnettir. Peygamber Efendimiz, Yahudilere benzmemek için Muharrem ayının 9. ve 10. günü veya 10. ve 11. günlerinden birinde tutmamızı tavsiye etmişlerdir. (9 Muharrem 28 Ağustos 2020 Cuma günü, 10 Muharrem 29 Ağustos 2020 Cumartesi günü ve 11 Muharrem 30 Ağustos 2020 Pazar günüdür.)

AŞURE ORUCUNUN FAZİLETİ NEDİR?

Ramazân-ı Şerîf’in dışında tutulan en ecirli oruç, Allâh’ın ayı olan Muharrem’de tutulan aşûre orucudur.

Resûlullâh Efendimiz şöyle buyurmuşlardır:

“Ramazan orucu dışında en faziletli oruç, Allâh’ın ayı Muharrem’de tutulan oruçtur. Farzlar dışında en faziletli namaz da gece namazıdır (teheccüd).” (Müslim, Sıyâm 202, 203; Nesâî, Kıyâmü’l-leyl, 6)

- Resûlullâh aşûre günü oruç tutup; o gün oruç tutulmasını emredince, ashâb-ı kirâm:

“−Ey Allâh’ın Resûlü! Bu, yahudi ve hristiyanların saygı gös­terdiği bir gündür.” dediler. Efendimiz şöyle buyurdu:

“−Gelecek sene inşaallah dokuzuncu günü oruç tuta­rım.” (Müslim, Siyâm, 133; Ebû Dâvud, no. 2445; Taberânî, no. 10785; Beyhakî, IV, 287)

- Bir diğer rivayette de Peygamber Efendimiz şöyle buyurmuşlardır:

“Aşûre orucunu tutun; ancak bir gün ön­ce veya bir gün sonra tutmak sûretiyle yahudilere mu­halefet edin!” (Ahmed, I, 241; Bezzâr, no. 1052; Heysemî, III, 188)

Bu sebeple Hanefî mezhe­bine göre Muharrem’in sadece onuncu günü oruç tutulması, yahudileri taklit et­me anlamına gelebileceği için mekruhtur.

Efendimiz, ibadetlerinde bile gayrimüslimlere muhalefet hâlinde olmuştur. Bunun için bizler de, ibadetlerimizde onlara benzemediğimiz gibi diğer hâl ve hareketlerimizde de benzememenin gayreti içinde olacağız.

Hadîs-i şerîfte: “Kim bir kavme benzemeye çalışırsa, o da onlardandır.” buyrulmuştur. (Ebû Dâvûd, Libâs, 4/4031)

AŞURE NEDİR?

Aşure Nedir?

AŞURE NASIL ORTAYA ÇIKMIŞTIR?

Aşure Nasıl Ortaya Çıkmıştır?

AŞURE GÜNÜ YAPILACAK İBADETLER

Aşure Günü Yapılacak İbadetler

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

  • Aşure orucu hakkında okuduğum en güzel yazılardan birisi :) Allah emeklerinizi boşa çıkarmasın.Allah razı olsun

    Neden üçlemiyoruz da 9-10 yada 10-11 tutuyoruz, orasını anlamadım ?

    • Yahudiler tek gün tuttuğu için bir fazla tutun deniliyor .Bunu anlamayacak ne var

      • Bravo

    • Ya muharem ayin 9 ve 10 cu gunleri yada 10 ila11 ci gunleri oruc tutun diyor

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.