Altınoluk Dergisinin Nisan 2026 Sayısı Çıktı

Altınoluk dergisinin 482. sayısı çıktı. Altınoluk dergisinin Nisan 2026 sayısı “Toplumun Temeli Çatırdıyor: Ekran Terörüne Kim Dur Diyecek?” kapağıyla yayınlandı.

Altınoluk dergisinin 'Toplumun Temeli Çatırdıyor: Ekran Terörüne Kim Dur Diyecek?' başlıklı 482. sayısında ekran terörünün, secdelerin nurunu ve kalplerimizin kıvamını tehdit ettiği vurgulandı. Altınoluk’un 40. yılında, istikametimizi korumak için derin bir teyakkuz çağrısı: Dikkatini koru, kalbini kurtar!

EKRAN TERÖRÜ: DİKKATİMİZ, İSTİKAMETİMİZ VE İSTİKBALİMİZ

Bir Hak dostuna muvaffakiyetin sırrı soruldu: “Oturdu mu oturacaksın, kalktı mı kalkacaksın, konuştu mu konuşacaksın, dinledi mi dinleyeceksin, yürüdü mü yürüyeceksin” dedi. “Biz de öyle yapıyoruz” dediler. “Hayır, dedi. Siz oturduğunuzda kalkmayı düşünüyorsunuz, kalktığınızda oturmayı, konuştuğunuzda susturmayı, dinlediğinizde sıranızın gelmesini, hâsılı tek iş yapamıyor, yaptığınıza teksif olamıyorsunuz. Ya geçmişte kalıyor ya geleceğin hesabını yapıyor, o yüzden anı kaçırıyorsunuz…”

O Hak dostu bu tespiti ne zaman yaptı bilinmez ama şu hız ve haz çağında yaşasaydı muvaffakiyetin tek yolu olarak sürekli dikkatimizi çalan ekranlarla mücadeleyi işaret ederdi herhalde. Cebimizde, çantamızda, avucumuzda ekranlarla yaşayan bizler için en zor iş doğru bildiğimize ve düzgün yaptığımıza odaklanmak ve yoğunlaşmak değil mi artık? Ekranlarla örülü bir hayata düştük ve hepsi en kıymetli sermayemizi, dikkatimizi elimizden almak için sürekli uğraşıyor.

Ekranlardan simamıza yansıyan o soluk ışık secdenin izini tehdit ediyor. Bu sadece yüzümüzdeki nuru, gözümüzdeki feri değil kalplerimizin kıvamını bozan bir şiddet eylemidir. Bu, ekran terörüdür. Televizyon, dizi, film, sosyal medya mecraları ve platformlarında iffet, hayâ ve namusa düşman içerikler, çarpık hayat tarzları bugün ailemizin ve toplumumuzun istikbalini çalmaya yönelik en büyük güvenlik tehdididir.

Ekrandaki terör yalnızca zararlı içerikle sınırlı değildir. Asıl zarar, dikkatimizin çalınmasıdır. Gözümüzü ve kulağımızı sürekli meşgul eden ekranlar, kalbimizin hayat damarlarını yavaş yavaş tıkıyor. Sürekli uyarılan dikkat, bir müddet sonra yoğunlaşması gerekeni göremez hâle geliyor. Telefonu eline alıp bir şey aramak, sonra ne aradığını unutmak; bir paragrafı üç kez okuyup anlamamak; bir fikrin peşinden on dakika gidememek… Bunlar tembellik değil, hasar belirtileridir.

Farkında mısınız, artık okuyup anlamayan, düşünceyi sürdüremeyen, akıllı ama sabırsız, bilgili ama sığ, meraklı ama yüzeyde kalan bir nesille karşı karşıyayız. Dikkat eşiği düştü.
Derin dikkat zayıfladı. Odaklanmak zorlaştı. Sürekli ekrana bağlı kalmak en insani yanımızı, yani derinlik ve samimiyeti elimizden aldı, yerine sathîlik ve dağınıklık ikame oldu. Durup düşünmeye vakit bulamayan bir hayatın içinde tefekkür, murakabe ve sükûnetin ne kadar hayati olduğunu belki de ilk defa bu kadar açık görüyoruz.

Elinizdeki sayımız bir teyakkuz çağrısıdır. Dikkatimizi kaybedersek istikametimizi kaybederiz. İstikametimizi kaybedersek istikbalimizi koruyamayız. Ekran terörünün halimizi ve geleceğimizi çalmasına razı olamayız. Dikkatimizi korumak, kalbimizi korumaktır. Ekran terörüyle mücadele, yalnızca zararlı içerikleri engellemek değil; dikkatimizi, vaktimizi, kalbimizi geri kazanma mücadelesidir. Bu mücadele, ‘oturdu mu oturmak, kalktı mı kalkmak’ kadar sade ama bir o kadar zordur.

Kırkıncı yılımızı doldurmamız vesilesi ile hazırladığımız özel sayımız alâka gördü. Bu vesile ile tebriklerini ileten, güzel temennilerini paylaşan dostlarımıza teşekkür ederiz. Altınoluk, En Güzel İnsan’ın nurlu izinden yürümeyi hayatının gayesi haline getirmiş hak dostlarının emaneti, bereketli bir gönül mektebidir. Bu mektepte yayıncısından yazarına, temsilcisinden dağıtıcısına, okurundan gönüllüsüne hepimiz kulluk tahsili için bulunuyoruz. Rabbimiz kemaline erdirsin. Bir sonraki sayımızda buluşmak temennisiyle Allah’a emanet olunuz.

Dergiyi temin etmek için tıklayınız...

Kaynak: Altınoluk Dergisi, Sayı: 482

İslam ve İhsan

HÜDAYİ VAKFI: EKRANLARDAN GELEN AHLAKSIZLIĞA KİM DUR DİYECEK?

Hüdayi Vakfı: Ekranlardan Gelen Ahlaksızlığa Kim Dur Diyecek?

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.