Altınoluk Dergisinin Mayıs 2019 Sayısı Çıktı

Altınoluk dergisinin 399. sayısı çıktı. Altınoluk dergisinin Mayıs 2019 sayısının konusu; “Gök Kapıları Nasıl Açılır?” oldu.

Altınoluk dergisinin Mayıs 2019 sayısının sunuşu şu şekilde;

BU GİDİŞ NEREYE?

Zaman Allah’ın sırlarından bir sır, aramızda dönüp duruyor. Bu deveran içinde tükenen bizden başka nedir? Tükettiğimiz fani ömrümüz, kazandığımız bâki hayatımızdır. Ne kazanıyor, ne kaybediyoruz? Zamanın akışı işte bu noktada bize bir şeyler söylemelidir. Her günün, ayın ve yılın bir muhasebesi olmalıdır ki “bu gidiş nereye” diye sorup, gereğini yerine getirecek bir irade hâsıl olabilsin.

Zamanın akışı önemlidir, çünkü “tefekkür etmeyene yazıklar olsun” itâb-ı nebevisine konu ayetlerde, gecenin ve gündüzün ardı ardına gelişine de dikkat çekilir. Zamanın farklı dönem, mânâ ve mahiyetlerle değişimindeki sır nedir, bunu tefekkür etmemiz istenir. Eriştiğimiz şu mübarek Ramazan ayı önümüze işte tam da bu çerçevede tefekkür edilecek minyatür bir ömür tablosu koyuyor.

Bu minyatür tabloda ömür sadece otuz gündür. Bahşedilmiş hayat, Ramazan gibi bir rahmet, mağfiret ve kurtuluş iklimidir. Bu hayatın belli dönemlerinde, belli temrinlerin, belli şartlarla yerine getirilmesi esastır. Sabır ve hudutlara riayet gerekir. İlk on gün rahmettir, tıpkı çocukluk ve gençliğin diriliği gibidir. İkinci on gün mağfirettir, olgunluğun mutat kılan tabiatında bir af umudu ışıldar. Üçüncü on gün günahlardan kurtuluştur, yolun sonu gözükmüş, görülecek olan muştulanmıştır. Otuz günlük ömür üç dönemi ile dolu dolu yaşanmışsa o ömrün sonu bayram olur ki böylesine ancak hamd ve şükür düşer.

Otuz günlük muvakkat bir fırsata böyle bir zaman idraki ile bakan, ömrü de bir Ramazan kıvamında yaşar ve son nefes bayramına erer. Biz hulûlü ile müşerref olduğumuz şu kutlu mevsimin böyle bir şuura vesile olmasını niyaz ediyoruz. Bir benzeri olmayan oruç ibadeti ile fıtrat güzelliklerimizi tamir etmeyi, iftar sevinci, seher ve sahur neşemiz ile haz ve zevklerimizi tashih etmeyi, teravih ve teheccüd ile manevi heyecanımızı tezyid etmeyi, infak ve ikram gayretlerimizle sosyal hayatımızı tanzim etmeyi diliyoruz.

Dua buyurunuz da bu Ramazanımız hepimiz için göklerden beslenme ve ahdini tazeleme mevsimi olsun. Nefsanî hazlardan ruhanî hazlara terfi edelim. Kur’an, kıraatı, manası ve idraki ile göğümüzde yükselen burcumuz olsun. Orucun nazarımıza saldığı nur ile etrafımızdaki muhtaçlara yönelelim. Kalbimizi sabır, sebat ve azimle taçlanmış bir mânevî kampa sokalım. Orada açlığın lezzetine doyalım, ruhaniyetin neşvesine kanalım, kardeşliğin ferahlığı ile dolalım ve otuz günlük bir minyatür ömrün mücahedesini bütün ömrümüzü bereketlendirecek bir semere ile bitirelim. O semere bizi Ramazan kıvamında bir hayata erdirsin ve son nefesimiz hakiki bayramımız olsun. Bu his ve düşüncelerle mübarek Ramazan ayınızı, Kadir gecenizi ve akabinde erişeceğimiz bayramınızı tebrik ediyor, bu kutlu zamanların hepimiz hakkında hayırlara vesile olmasını niyaz ediyoruz. Bir sonraki sayımızda görüşmek temennisiyle hepinizi Allah’a emanet ederiz.

Takdim: M. Lütfi Arslan, Altınoluk Dergisi, Sayı: 399

 

GÖK KAPILARI NE ZAMAN AÇILIR?

Gök Kapıları Ne Zaman Açılır?

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.