Allah Korkusunu Güçlendiren Hasletler
Allah (c.c.) korkusunu güçlendiren hasletler nelerdir?
Hak dostlarının rehberi, her şeyde olduğu gibi haşyet husûsunda da Allah Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz’dir.
Bir kimsenin Allah hakkındaki mârifet ve muhabbeti ziyadeleştikçe, Allah korkusu da o nisbette artar.
Nitekim Fahr-i Kâinat -sallâllâhu aleyhi ve sellem-;
“Ben Allâh’ı en iyi bileniniz ve O’ndan en çok korkanınızım.” buyurmuştur. (Buhârî, Edeb, 72; Müslim, Fedâil, 127)
Efendimiz’in haşyetinin bir sebebi de ümmete bir helâkin gelmesindendi. Semâda siyah bir bulut görse veya rüzgâr şiddetli esse, Fahr-i Kâinât Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’in mübârek yüzünün rengi değişirdi. Bunun bir kahır tecellîsi olmasından, ümmeti adına endişe duyar ve bu hâdiseyi, Allâh’a ilticâ vesilesi eylerdi.
Peygamberimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem-, zelzele olduğunda da namaz kılmıştır.
Güneş ve ay tutulmalarında da Peygamber Efendimiz bu sebeple ibâdete yönelmiş ve bunu tavsiye etmiştir. (Bkz. İbn-i Hacer, Fethu’l-Bârî, II, 634)
Ay ve güneş, bizlere Cenâb-ı Hakk’ın azametini tefekkür ettiren iki büyük nimettir. Rabbimiz onları nasîb etmese; dünya zifirî karanlık olur, hayata imkân olmazdı. Allâhu a‘lem Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz; bu iki büyük lutfu tefekkür ettirmek için, tutulmalarda namaz kılmıştır.
Allah korkusu, esâsen âhiret gününün korkularından kurtulmanın yegâne yoludur.
Zira uhrevî tehlikelerden âzâd olabilmenin tek yolu, Cenâb-ı Hak ile dostluk kurabilmektir. Zira âyet-i kerîmede buyurulur:
“Bilesiniz ki, Allâh’ın dostlarına korku yoktur; onlar üzülmeyecekler de.” (Yûnus, 62)
Ancak müteâkip âyette, bu dostlukta mesafe alabilenlerin iki vasfı şöyle ifade buyurulur:
“Onlar, îmân edip de takvâya ermiş olanlardır.” (Yûnus, 63)
Takvâ ise en kısa tarifiyle; Allah korkusudur.
Bizi kahr-i ilâhîye dûçâr eden nefsânî hoyratlıkları bertaraf etme gayretidir.
Rûhânî istîdatları inkişâf ettirme gayretidir.
Her an, ilâhî kameraların altında olduğumuzu idrâk edebilmek, bu hayâ ve haşyet içinde yaşayabilmek şuurudur.
Cenâb-ı Hak, bizleri; kalp katılığı ve gaflet neticesinde, Allâh’ı ve âhireti unutan gafillerden olmaktan sakındırsın.
Bizi; Zâtından hakkıyla korkan, ittikā eden sâlih kulları zümresine ilhâk eylesin. Âmîn!..
Kaynak: Osman Nuri Topbaş, Yüzakı Dergisi, Yıl: 2026 Ay: Ekim, Sayı: 260












YORUMLAR
-
İlk yorumu yapan siz olun!