7 Maddede Bayramın Gerçek Mânâsı
Gerçek bayram nedir? 7 Maddede bayramın gerçek mânâsı.
Cenâb-ı Hak, ümmet-i Muhammed’e senede iki bayram lutfetmiştir.
Tefekkür ettiğimizde, bu iki bayramın iki vesileye istinâd ettiği görülür:
- Ramazan Bayramı / Iydü’l-Fıtır; bir aylık oruç, terâvih vesâir ibâdete teksifin akabinde bir mânevî neşve, bir ikram… Âdetâ bir eğitim programının sonunda bir şahâdet-nâme takdim etme merasimi…
Diğer bayram da;
- Kurban Bayramı / Iydü’l-Adhâ da fedâkârlığa, Allah yolunda sevdiklerini infâk etmeye istinâd eder. Gönülleri hac iklimine çağırır.
Demek ki;
Bayram sürûru, Allah yolunda gayretlerde ve ibâdetlerde bedenen yorulanlara, sevdiklerinden fedâkârlık edenlere ikrâm edilen birer atiyyedir.
Yani esasen dünya hayatında kulluk, bülûğ çağından son nefese kadar devam eder ve onda hiçbir fâsıla olmaz. Bayramlar, vazife değiştirerek dinlenme kabîlinden birer ikrâm-ı ilâhîdir. Vazifeden bir paydos değildir.
7 MADDEDE BAYRAMIN GERÇEK MANASI
Bu mânâda gerçek bayram;
- Son nefesi îmân ile, kelime-i şahâdet ile verip Cenâb-ı Hakk’ın huzûruna yüz akı ile göçebilmektir.
- Kabirde münker ve nekirin suallerine cevap verebilmektir.
- Amel defterini sağ taraftan alabilmektir.
- Mîzanda, hasenat kefesinin ağır geldiğini görebilmektir.
- Sırat’tan geçebilmek, nâr-ı cehennemden kurtulabilmektir.
- Rasûl-i Ekrem -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz’in şefâatine nâil olabilmek, havz-ı Kevser’inden tadabilmek, livâü’l-hamd sancağı altına kabul edilmektir.
Hâsılı;
- Cennette Cemâlullâh’a nâil olabilmektir.
Bu gerçek bayramlara kavuşabilmenin yolunu ise Hâlid-i Bağdâdî Hazretleri şöyle ifade eder:
“Sırat köprüsü kıldan ince, kılıçtan keskincedir. Dünya hayatında İslâm’ı yaşamak da böyledir. İslâm’ı tam olarak yaşamaya gayret etmek, Sırat köprüsünden geçmek gibidir.
- Burada nefse karşı mücadele güçlüğüne katlananlar, orada Sırât’ı kolay ve rahat geçeceklerdir.
- İslâm’a uymayan, hevâ ve heveslerine düşkün olanlar ise; Sırât’ı geçerken çok büyük zorluk ve meşakkatlerle karşılaşacaklardır.
Bunun içindir ki Allah Teâlâ, İslâm’ın gösterdiği doğru yola; «Sırât-ı Müstakîm» ismini vermiştir. Bu isim benzerliği; İslâm yolunda bulunmanın, Sırat köprüsünü geçmek gibi olduğunu göstermektedir…”
Bize «sırât-ı müstakîm»i gösteren Allah Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz’dir. Hazret-i Mevlânâ ne güzel buyurur:
“Gel ey gönül! Hakikî bayram, Cenâb-ı Muhammed’e vuslattır. Çünkü cihânın aydınlığı, O mübârek varlığın cemâlinin nûrundandır.”
Bu zorlu ve yüksek hedeflere doğru istikametli bir hazırlık içinde olmadığı hâlde, sadece takvimler bayramı gösterdi diye; büyük sevinçlere gark olmak, yeni ve süslü kıyafetler giyip, dünyevî yiyeceklere, bineklere, eğlencelere dalıp gitmek, ârif gönüllere pek hazin görünmüştür.
Behlül Dânâ Hazretleri bayramı ne güzel tarif eder:
“Bayram; yeni elbiseler giyinmek için değil, ilâhî azaptan kurtuluşa erip selâmet ve emniyette olabilmeyi sağlayacak merhamet tezâhürlerinin gerçekleşebilmesi içindir.
Bayram; güzel binitlere binmek için değil, hata ve günahları temizleyerek nefsi berraklaştırmak ve böylece Allâh’a götürecek bir kalb-i selîme sahip olmak içindir.”
Hazret-i Ali -radıyallâhu anh- şöyle der:
“Bayram o kimse içindir ki; orucu makbul olmuş, çalışması yerinde görülmüş, günahları da bağışlanmıştır. Bugün bize bayramdır, yarın bize bayramdır, Allâh’a âsî olmadığımız her gün bize bayramdır.”
Necip Fazıl merhum da, içtimâî bir bakışa davet ederek; İslâm âleminin yaşadığı maddî ve mânevî onca ızdırap karşısında, gafilce şımarmaya bir mânâ veremeyerek şöyle yazmıştı:
“Deliyi akıllandıracak (gafili şuurlandıracak), muzdaribi sevindirecek büyük bayram hangi (rûhî) hamleye muhtaçtır?
Deliye (gafile) her gün bayram… Muzdaribe hiçbir gün… Allâh’ın gerçek bayramı baş üstüne… Zâlimin sahte bayramı ayak altına…”
Bize bu şuuru kazandıracak hamle; bayramları içtimâî vazifelerle dolu, gerçek merkezine oturtmaktır.
Kaynak: Osman Nuri Topbaş, Yüzakı Dergisi, Yıl: 2026 Ay: Mart, Sayı: 253




YORUMLAR
-
İlk yorumu yapan siz olun!