22 Adımda İbadet Kılavuzu

Hayatınızı güzelleştirmek, güzel bir Mü'min ve Müslüman olmak için size günlük hayatta rehber olacak başucu bilgiler, 22 adımda ibadet kılavuzu...

Büyüklerimiz buyurdular, biz de duyuruyoruz:

  1. Günlük hayatında Kur’ân-ı Kerim’e münasip bir zaman ayır. Onu metin ve meal olarak oku ve anlamaya çalış. Okumak anlamak, anlamakta yaşamak içindir.

  2. Peygamber Efendimizin hayatını ve hadislerini de çok oku. Sünnet, Kur’ân’ın açıklaması mesabesindedir.

  3. Küçük de olsa kendine ait bir kütüphane kur. İsabetle seçilmiş kitaplar edin. Her güzel kitap Kur’ân’ın tefsiri gibidir. Bu kitapları her münasip zamanda oku. Okumazsan dinini anlayamazsın. Anlamadığın dinin mü’mini mi olacaksın?

  4. Sağlığına önem ver. Peygamberimiz “sıhhat ve boş vakte” “iki nimet” buyuruyor. Her hayırlı iş sağlıkla ve boş zaman kullanılarak gerçekleştirilir. Bu iki nimeti boşa harcayanlar aldanmışlardır.

  5. Sigara içmekten kesinlikle sakın. Sigara içmek vücut, para ve çevre emanetine ihanettir ve yavaş yavaş ölmektir.

  6. Her zaman mekanda temizliğe önem ver. Unutma ki, din temizlik üzerine kurulmuştur. Allah (c.c.) temizdir ve temizliği sever.

  7. O kadar doğru sözlü ol ki, hiç kimse sana yemin teklif etme lüzumunu hissetmesin. Peygamber olmak zorunda değilsin ama “emin” olmak zorundasın. Kişi doğru söyleye söyleye Allah katında “doğrular mertebesi”ne erer.

  8. Sözünü tut, öfkeni ve kinini yut. Öfkelenmemek kolay değildir. Lâkin “kızmak var, belli etmek yok.”

  9. Adaletli ol. İnsanın Allah ile ilişkilerinde aslolan “tevhid”, insanlar arası ilişkilerde aslolan “adalet”tir. Adalet mülkün (yönetimin) temelidir. “Adalet kutup yıldızı gibi sâbit durur, diğer her şey onun etrafında döner.” Adaletsizlik zulüm, zulüm de yıkım getirir.

  10. Ne kadar servet ve bilgi sahibi olursan ol, yine de gelir getiren bir işle meşgul ol. Çalış ki, dostlara yük olmayasın, dahası, “veren el” olasın. “Yük olma, yük al” “Yatan aslandan gezen tilki yeğdir” demişler bilirsin.

  11. Mümkünse kendi işini kendin kur. Başkalarının sana açtığı rızık kapısı dar bir kapıdır. Baksana paranın onda dokuzu kimlerde?

  12. İşini kusursuz ve eksiksiz yap. Bu Allah rızasına en uygun bir davranıştır. “Her iş kendine ayrılan zamanda başlayacak ve bitecektir.” Severek çalışmak ne kadar önemliyse, zaman planlaması da o kadar önemlidir. “Başarının temelinde zaman planlaması yatar.”

  13. Mümkünse borçlanma. “Borç köleliğin başlangıcıdır.” Borçlanmak zorunda kaldıysan, borcunu zamanında öde. Sana olan itimadın sarsılmasına göz yumma. Ne demiş adam: “Atımın gittiğine değil, itimâdımın gittiğine yanıyorum.”

  14. Az da olsa malın bir kısmını hayır hasenat işlerine, bir kısmını da beklenmedik durumlar için ayır. Kesinlikle lüks eşya sevdalısı olma.

  15. Hayatın her yönünde, mümkün mertebe İslâmî örf ve adetlere riayet et. Mesela selamlaşma, kılık kıyafet, konuşma adabı, ev eşyasında sadelik, tebessüm vb. Bütün bunlarda sünnete riayet et.

  16. Her zaman Allah’ın gözetiminde olduğunu unutma. Ölüm ve ötesi yolumuzun devamıdır. Gerçek hayat ötelerdedir. Burası iki kapılı bir han, konup göçtüğümüz bir mekândır. Sonu olanlara gönül bağlama ki kopması zor olmasın. “Dünya olsun da ahiret ne olursa olsun” deme. Bir avuç arpa karşılığında bir hazineyi gözden çıkarma.

  17. Allah (c.c.) ve ilimle irtibatını kesmediğin gibi tabiatla da kesme. Tabiat Allah’ın yazdığı bir kitaptır ki, sana emanet edilmiştir ve okunması gerekir. Bu okumadan zevk almaya başladığın gün, büyük bir gün olacaktır. İşte o zaman, “sıradan”lık sınırını aşıp, “çizgi ötesi” bir insan olacaksın, Kur’ân’ın ayetlerini tabiat nasıl tasdik ediyor, göreceksin. Her varlık nasıl “subhanallah” diyor duyacak, hayretler ve hayranlıklar içinde kalacaksın. Kendini muhteşem bir sanat galerisinin, esrarengiz bir dünyanın ortasında bulacaksın. Hangi güzelliğe dalıp gideceğini şaşıracaksın. Şayet bu kitabı okumanın zevkine eremedinse... İşte bu büyük bir mahrumiyettir. Bir ömür boyu görüp işittiklerinden bir şey anlamıyor, bir tat alamıyorsan... Ne diyelim; Allah basiret ihsan buyursun.

  18. Mümkün mertebe abdestli bulunmaya çalış. Müsait oldukça nafile ibadetle meşgul ol. Tesbih, tevbe ve istiğfârı ihmal etme. Tesbih kalbi kıvamında tutma, “tevbe istikamet yenileme, istiğfar bir özeleştiridir.” İmani canlılığın sürdürülebilmesi için bunlara da ihtiyaç var.

  19. Vaktini boşa harcama. Ömür boşa harcanacak nesne değil. Giden zaman ömürden gidiyor. Eriyen sermayenin getirisi nedir, bak bakalım. Aldığın verdiğine değiyor mu? Sen zamanı verimlice harcayamıyorsan, zaman seni harcıyor demektir.

  20. Duygularını kontrol altında tut. İnsan fiziki, akli bir varlık olduğu kadar hissi (duygusal) bir varlıktır da. Bu insan fıtratının zenginliği ve Allah’ın bir lütfudur. Ne ki her söz ve davranışımız vahyin ve aklın kontrolünden sonra söylenecek ve gerçekleştirilecektir. Bu, “denge” denilen altın kurala riayet etme azminin gereğidir.

  21. Ulaştığın her meziyeti, her ahlâkî güzelliği bir başkasına taşıma gayreti içinde ol. Bu, o meziyete erme nimetinin şükrüdür, toplumun kaderiyle ilgilenmektir. İnsanı Allah’a sevdirme gayretidir. Cihadın sosyal boyutudur. Kıyametin gelişini geciktirmedir.

  22. Allah’ın dostlarına dost, düşmanlarına düşman ol. İnsanlar melek, dikenler gül olsaydı, süt liman bir dünyada yaşıyor olsaydık, herkese dost olmak isterdik ama hayatın katı gerçekleri var dostum. Cebraille şeytan, Muhammed (s.a.v.) ile Ebu Cehil, hasta ile mikrop barışmıyor. Herkes hakka-hukuka riayet etmiyor, adalete yanaşmıyor. Tek taraflı aşk iyi netice vermiyor. “Dostluk, kardeşlik, eşitlik...” Sakın bunlar bize çevrilen namluların kamuflaj malzemesi olmasın! Cenneti yaratan Allah (c.c.) cehennemi de yarattı. Pirincin tanesi de var, taşı da. Süpürüp alamayız da, süpürüp atamayız da. Çözüm: Seçmeci mantık.

Kaynak: İdris Arpat, Altınoluk Dergisi, 367. Sayı

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

  • Allah razı olsun bir müslümanın dünya ve ahireti için çok güzel tavsiyeler. Rabbim gayret edenlerden eylesin.

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.