PEYGAMBERİMİZİN MEDİNE DÖNEMİ

0

Allâh Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’in Medîne’ye hicretiyle İslâm ve müslümanlar için yeni bir safha ve târihî bir dönem başlamış oldu.

Peygamber Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem-, Medîne’de bir mültecî durumunda değildi. Bilâkis O, müstakbel bir dünyânın baş mîmârı, lideri, rehberi, yeni kurulan İslâm Devleti’nin başkanı, velhâsıl her şeyiydi. O’nun Medîne’ye teşrîfiyle İslâm’ın teblîği ve müslümanların hareket tarzı, büyük bir hamle gücü kazandı.

Allâh Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem-, “Mescid-i Nebî” yapılıncaya kadar Ebû Eyyûb el-Ensârî -radıyallâhu anh-’ın evinde yedi ay misâfir kaldı. Mihmandâr-ı Rasûl Ebû Eyyûb el-Ensârî Hazretleri’nin evindeki bu misâfirliğin, asırlar öncesine dayanan uzun bir mâzîsi vardı:

Yedi yüz sene evvel, Medîne’ye (o zamanki ismiyle Yesrib’e) gelen Yemen hükümdarlarından Tübba’ Ebû Kerib, Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’in Mekke’de zuhûr edip Medîne’ye hicret edeceğini yahûdî âlimlerinden öğrenince, orada bir ev yaptırmıştı. Bir de mektup yazarak altın mühürle mühürledikten sonra Medîne âlimlerinin en büyüğüne vermiş, kendisi erişemezse nesilden nesile emânet edilerek Âlemlerin Efendisi’ne takdîm edilmesini emretmişti.

Tübba’ daha o zamandan Allâh Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’e îmân ederek müslüman olmuştu.

İşte bu ev, babadan evlâda aktarılarak Medîne âlimlerinden birinin neslinden gelen Ebû Eyyûb Hâlid bin Zeyd -radıyallâhu anh-’a intikâl etmişti. Bu mübârek ev, Mescid-i Nebevî’nin doğusunda idi.

Tübba’ın mektubunu ellerinde bulunduranlar, Allâh Rasûlü’nün Medîne’ye gelmekte olduğunu öğrenince, mektubu O’na teslîm etmek üzere Süleym kabîlesinden güvenilir bir zât olan Ebû Leylâ’yı gönderdiler. Ebû Leylâ, Mekke yolunda Peygamber Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’e rastladı. Allâh Rasûlü, onu görünce yanına çağırdı ve:

“−Sen Ebû Leylâ mısın?” diye sordu.

Ebû Leylâ:

“−Evet!” deyince Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem-:

“−Senin yanında Tübba’ın mektubu var! Getir, ver bana o mektubu!” buyurdu.

Ebû Leylâ, Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’i henüz tanımıyordu. Çok şaşırdı ve:

“−Sen kimsin? Ben Sen’in yüzünde sihirbazlık alâmeti görmüyorum. Sen bende mektup olduğunu nasıl bildin?!” dedi.

Allâh Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem-:

“−Ben Muhammed’im! Getir, ver mektubu bana!” buyurdu.

Ebû Leylâ mektubu sakladığı yerden çıkarıp Peygamber Efendimiz’e takdîm etti. Hazret-i Ebû Bekir -radıyallâhu anh- mektubu okuyunca, Âlemlerin Efendisi üç defâ:

“–Merhabâ sâlih kardeş Tübba’!” buyurdu.

Ebû Leylâ’ya da Medîne’ye dönmesini emretti. Ebû Leylâ, Medîne’ye dönüp, onlara Varlık Nûru’nun gelmekte olduğunu müjdeledi. Medînelilerden her biri, bu müjdesinden dolayı ona ikramda bulundu.

KAYNAK: Osman Nuri TOPBAŞ, Hazret-i Muhammed Mustafa-1, Erkam Yayınları, İstanbul

Paylaş.

Yorumlar