Peygamberimizin Kabrini Ziyaret Etmenin Fazileti

Peygamber (s.a.v.) Efendimiz'in kabrini ziyaret etmenin adabı nasıl olmalıdır? Peygamberimizin (s.a.v.) kabrini ziyaret etmenin hükmü ve fazileti.

Yeryüzünün en üstün ve şerefli yeri, Medine’de Peygamberimiz (s.a.v.) Efendimizin medfun bulunduğu yani, defnedilmiş olduğu yerdir. Bu itibarla onun kabr-i şerifini ziyaret etmek mendubdur.

Esasen hacca gidip de Peygamberimizin (s.a.v.) kabrini ve onun hicret yurdu ve İslam’ın cihana yayıldığı yer olan Medine-i Münevvere’yi ziyaret etmeyen bir mümin düşünülebilir mi?

Bir zaruret olmadıkça müminin bu manevi hazdan kendini mahrum edeceğini düşünmek mümkün değildir.

PEYGAMBERİMİZİN KABRİNİ ZİYARET ETMENİN FAZİLETİ

Peygamber (s.a.v.) Efendimizin kabr-i şerifinin ziyaretinin faziletiyle ilgili hadis-i şerifler vardır. Bir tanesi şöyledir:

İbn Ömer’den (ra.) rivayete göre Peygamberimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuşlardır:

“Kim benim kabrimi ziyaret ederse ona şefaatim hak olur.”

Peygamberimizin (s.a.v.) mescidinde namaz kılmanın fazileti hakkında şöyle buyrulmuştur:

“Benim şu mescidimde kılınan namaz, (Mekke’deki) Mescid-i Haram hariç, başka mescidlerde kılınan bin namazdan hayırlıdır.”

Bunun içindir ki hacca giden her Müslümanın, hacdan önce veya sonra Medine’ye de giderek Peygamberimizin (s.a.v.) Kabr-i Şerifini ziyaret etmesi ve onun mescidinde namaz kılması iyi değerlendirilmesi gereken bir fırsattır.

PEYGAMBERİMİZİN KABRİNİ ZİYARET ADABI

Medine-i Münevvere uzaktan görülünce, “Allahım, burası senin Peygamberinin haremidir, vahyinin indiği mübarek yerdir. Bu yeri benim için cehennemden korunma, azaptan ve hesaptan güvence vesilesi kıl.” diye dua edilir.

Medine’de kalınacak yere eşyalarını yerleştiren kimse mümkünse gusleder, değilse abdest alır. Temiz elbiseler giyer, güzel koku sürünür, salutüselam getirerek edep ve tevazu içinde Mescid-i Saadet’e gider.

Kerahet vakti değilse iki rekât tehiyyatü’l-mescid kılar. Dilediği duaları yapar. Sonra büyük bir tevazu ve edeple Kabr-i Saadete yaklaşır. Peygamberimizin (s.a.v.) mübarek başı hizasında yüzünü Peygamberimize (s.a.v.) çevirerek durur ve bununla ilgili selam ve duayı okur. Bundan sonra bir metre kadar sağ tarafa ilerleyip Hz. Ebubekir’in (ra.) başı hizasında durur, selam ve duadan sonra bir metre kadar daha sağa ilerleyip Hz. Ömer’in (r.a.) başı hizasına gelir, selam ve dua okunduktan sonra Resul-i Ekrem’in (s.a.v.) başı hizasına gelip kıbleye karşı durur ve burada da dua okur. Daha sonra Ravza-i Mutahhara’ya gelir, orada dilediği duaları yapar ve çokça salatüselam getirir.

Peygamberimizin (s.a.v.) kabrini, Beytullah’ı tavaf eder gibi tavaf etmek caiz değildir. Kabr-i şerif’e el sürmek, onu öpmek mekruhtur.

Medine-i Münevvere’de ikamet ettiği sürede beş vakit namazını Mescid-i Saadet’te kılar. Boş vakitlerini de kaza ve nafile kılarak ve Kur’an okuyarak değerlendirir.

Medine-i Münevvere’den ayrılmak istediğinde Mescide gelir, iki rekât namaz kılar ve dua ederek ayrılır.

Kaynak: İslam İlmihali, Diyanet

İslam ve İhsan

PEYGAMBERİMİZİN KABRİNİ ZİYARET ETMENİN HÜKMÜ

Peygamberimizin Kabrini Ziyaret Etmenin Hükmü

MESCİD-İ NEBEVİ İLE İLGİLİ HADİSLER

Mescid-i Nebevi ile İlgili Hadisler

PEYGAMBERİMİZİN KABRİ NEREDEDİR?

Peygamberimizin Kabri Nerededir?

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.