Yemenli Çocuklar Taiz'deki 'abluka ve Açlığın' Pençesinde

Savaşın büyük bir insani krize mahkum ettiği Yemen'in Taiz kentinde yaşayan çocuklar, bir yandan saldırıların hedefi olurken, diğer yandan da abluka nedeniyle yaşanan ilaç ve gıda eksikliğinin yol açtığı çeşitli sorunlarla mücadele ediyor.

Yemen'in güneydoğusunda, 2015'ten bu yana Husiler ile eski Cumhurbaşkanı Ali Abdullah Salih yanlılarının kuşatma altında tuttuğu Taiz'de kadın doğum ve çocuk hastalıkları alanındaki tek merkez olan Yemen-İsveç Kadın Doğum ve Çocuk Hastanesi'ne her gün ateş, sıtma ve ishal gibi çeşitli şikayetlerle yüzlerce çocuk geliyor.

Çatışmalarda bir kısmı yıkılan hastane, 2015'te bir süre Husilerin kontrolünde kalmasının ardından, Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyonun desteğini alan hükümet güçleri tarafından geri alındı.

Taiz'deki hastanede uluslararası yardım kuruluşlarının sağladığı ilaçları alabilmek için bekleyen onlarca çocuk, 2015'ten bu yana abluka altındaki kentte yaşanan insanlık trajedisini bir kez daha gözler önüne seriyor.

TAİZ'DEKİ İLAÇ SIKINTISI

4 yaşındaki hasta çocuğu İsam ile ilaç sırası bekleyen Hind Hamid, "Yoksulluk sıkıntılarımızı daha da içinden çıkılmaz hale getirdi. İşlerin durduğu ve ablukanın devam ettiği şu günlerde su satarak geçimimizi sağlayan eşimin ilaçları almaya gücü yetmiyor." dedi.

Oğlunun tedavisi için her gün hastaneye gelmek zorunda kaldığını söyleyen Hamid, "Oğlumun her gün pahalı bir iğne vurulması gerekiyor ancak maalesef durumumuz bunu karşılamaya yetmiyor." ifadelerini kullandı.

"ÇOCUKLAR KOLAYLIKLA TEDAVİ EDİLEBİLECEK HASTALIKLAR NEDENİYLE ÖLÜYOR"

Yeni Doğan Yoğun Bakım Ünitesi'nden sorumlu Dr. Ahmed el-Udeymi de "Kentte kadın doğum ve çocuk alanındaki tek merkez olan hastane, her hafta yetersiz beslenme sıkıntısı yaşayan 40 ila 50 çocuğu kabul ediyor. Yetersiz beslenme konusundaki bu korkutucu veriler sadece Taiz'den bize ulaşanlar. Abluka nedeniyle Taiz'in dışındaki ilçelerden bilgi alamıyoruz." diye konuştu.

Dr. Udeymi, şunları söyledi:

"Abluka sonucu çocuklar arasında hastalıklar yaygınlaştı. Onlarca çocuk açlıktan ve kolaylıkla tedavi edilebilecek hastalıklar yüzünden ölüyor. Devam eden savaş ve abluka söz konusu çocukların hayatlarını kurtarmaya imkan vermiyor."

"HUSİLERİN SALDIRILARINDA ÖLEN SİVİLLERİN ÖNEMLİ BİR KISMINI ÇOCUKLAR OLUŞTURUYOR"

Hükümete bağlı İhlalleri Soruşturma Komitesi üyesi Mahid Abesi, "Taiz kentinde Husilerin saldırılarında ölen sivillerin önemli bir kısmını çocuklar oluşturuyor. Elimizde belirli bir bilanço yok. Ancak bu savaşta yüzlerce çocuk öldü." dedi.

Kaynak: AA

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.