Yasin Suresinin 30. Ayeti Ne Anlatıyor?

İlâhî davete alay ve nefretle karşılık verenlerin acınası hâllerini bildiren Yâsîn Suresi 30. ayetin Arapçası, meali ve tefisiri yazımızda.

Yasin Suresi 30. âyette şöyle buyrulur:

Yasin Suresi 30. Ayet Arapça:

يَا حَسْرَةً عَلَى الْعِبَادِۚ مَا يَأْت۪يهِمْ مِنْ رَسُولٍ اِلَّا كَانُوا بِه۪ يَسْتَهْزِؤُ۫نَ

Yasin Suresi 30. Ayet Meali:

O kullara yazıklar olsun! Kendilerine bir peygamber gelmeye görsün, onu mutlaka alaya alırlardı. (Yâsîn, 36/30)

İNKÂRCILARA YAZIKLAR OLSUN!

Bilgi:

Kur’an-ı Kerim’in çeşitli sûrelerinde peygamberlerin getirdiği dine inanmayan insanların karakteristik özellikleri anlatılmaktadır. Onlar önce kendilerine gönderilen peygamberlerle alay ederler, sonra onlara hakaret ederler, bunu da yeterli görmezler de tehdite yönelir ve en sonunda öldürmeye çalışırlardı. Hâlbuki onların aslında inkâr ettikleri şey, ahirette kendilerine azap olarak geri dönecektir. İşte Allah -celle celâlühû-, inkâr edenlerin bu acınası hâllerini, “Yazıklar olsun!” diyerek bize anlatmaktadır.

Mesaj:

İnanmak, insanda fıtrî bir duygudur. İnançsız insanın, bu duygusunu bastırmak için alay, hakaret gibi çeşitli davranışlar sergilemesi kendi aleyhinedir.

Kelime Dağarcığı:

Hasret: Üzüntü, hüzün.

Yâ hasreten: Ne yazık! Ne kötü!

İstihzâ: Alay etme, dalga geçme.

Kaynak: Diyanet, Kur'an-ı Kerim'den Serlevha Ayetler

TEFSİR

Yasin Suresi 30. Ayet Tefsiri:

  1. Yazıklar olsun o kullara! Ne zaman kendilerine bir peygamber gelse mutlaka onu alaya alırlardı.
  2. Onlardan önce nice nesilleri inkârları yüzünden helâk ettiğimizi görmezler mi? Gidenlerin de hiçbiri geri dönmüyor?
  3. Sonunda onların hepsi yakalanıp hesapları görülmek üzere huzurumuzda toplanacaklar.

Önceki kavimlerin helâkinin asıl sebebi, peygamberlere karşı gelip onları alaya almaları idi. Bu yüzden sönüp yok oldular. Eğer onlar, daha önce helak edilmiş toplumların durumundan ibret alsalardı, peygambere uyar ve aynı feci âkibete uğramazlardı.

Şöyle bir bakalım: O helak edilen insanlardan hiç geri dönen var mı? Gazaba uğrayınca yıkılır gider, bir daha geri dönemezler. Fakat bu şekilde başkalarının durumundan ibret alıp intibâha gelenler genellikle az olmuştur. Ancak şuna dikkat etmek lazımdır ki, verilecek ceza sadece dünyadaki helakle sınırlı değildir. Nihâyet hepsi mahşer günü Allah’ın huzurunda toplanacak, hesaba çekilecek ve hak ettikleri esas cezaya burada çarptırılacaklardır.

Kaynak: Ömer Çelik Tefsiri, kuranvemeali.com

İslam ve İhsan

İNKARCILAR SAKIN SENİ ALDATMASIN

İnkarcılar Sakın Seni Aldatmasın

KADERİ İNKAR EDENLER HAKKINDA NAZİL OLAN AYET

Kaderi İnkar Edenler Hakkında Nazil Olan Ayet

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.