Yasin Suresinin 22. Ayeti Ne Anlatıyor?
Şehrin öbür ucundan gelen cesur bir ses: Tehditlere boyun eğmeden elçileri savunan Habîb en-Neccâr’dan bahseden Yâsîn Suresi 22. ayetin Arapçası, derin manası ve tefisiri yazımızda.
Yasin Suresi 22. âyette şöyle buyrulur:
Yasin Suresi 22. Ayet Arapça:
وَمَا لِيَ لَٓا اَعْبُدُ الَّذ۪ي فَطَرَن۪ي وَاِلَيْهِ تُرْجَعُونَ
Yasin Suresi 22. Ayet Meali:
“Hem ne diye beni yaratan ve sizin de dönüp kendisine varacağınız Allah’a kulluk etmeyeyim ki?” (Yâsîn, 36/22)
KOŞARAK GELEN DAVETÇİ: HABÎB en-NECCÂR
Bilgi:
Kur’an’ın aktardığı kıssalardan biri de “Ashâbu’l-karye/Şehir halkı” kıssasıdır. Bu şehir halkına iki peygamber gelmiş, ikisini de yalanlamışlardı. Allah Teâla üçüncü bir peygamber gönderdi. Şehir halkı, kendileri gibi insan olmalarını gerekçe göstererek hepsini birden yalanladılar. O peygamberleri, başlarına gelen bütün uğursuzlukların kaynağı olarak gördüler.
Tebliğden vazgeçmedikleri takdirde onları taşlamakla ve türlü işkencelerle tehdit ettiler. Derken şehrin öbür ucundan koşarak bir adam geldi. Şehir halkını peygamberlere iman etmeye çağırdı. Ele aldığımız âyet, işte onun bu sırada haykırdığı hakikatlerden birini aktarmaktadır.
Mesaj:
- Kulluk sadece bizi yaratan Allah’a yapılır.
- Ahirette mahcup olmamak için kulluğumuzu eksiksiz yapmalıyız.
- Asıl şaşılacak şey Allah’ı inkar edip O’nun sayısız nimetlerine şükretmemektir.
Kelime Dağarcığı:
Karye: Köy, şehir.
Kaynak: Diyanet, Kur'an-ı Kerim'den Serlevha Ayetler
TEFSİR
Yasin Suresi 22. Ayet Tefsiri:
- Derken, şehrin tâ öbür ucundan bir adam koşarak geldi. Ayağının tozuyla şunu söyledi: “Ey kavmim! Gelin, bu elçilere uyun!”
- “Uyun, yaptıklarına karşılık sizden hiçbir ücret istemeyen ve bizzat kendileri de doğru yolda olan bu güzel insanlara!”
- “Hem ben, niçin beni kendime has özelliklerle yoktan yaratana kulluk etmeyeyim? Sonunda siz de O’nun huzuruna çıkarılacaksınız.”
- “Ben hiç O’ndan başka ilâhlar edinebilir miyim? Çünkü Rahmân bana bir zarar vermek istese, onların şefaati bana hiçbir fayda sağlamaz ve hiçbiri beni kurtaramaz.”
- “Kaldı ki, başka ilâhlar edinecek olursam, o zaman ben apaçık bir sapıklığın içine yuvarlanmış olurum.”
- “Doğrusu ben, sizi de yaratan ve yaşatan Rabbinize iman ettim; öyleyse gelin beni dinleyin!”
Şehrin en uzak ucundan koşarak gelen o talihli adam, Habîb-i Neccâr’dır. Gelip ayağının tozuyla elçilere arka çıktı. Halka nasihat edip, onlardan elçilere tâbi olmalarını istedi. Çünkü kalbine iman dürbünü takmış o Allah adamı, elçilerin nasıl bir şahsiyet ve hususiyette seçkin insanlar olduğunu derhal anlamıştı. Bunlar sıradan insanlar değildi. Allah’ın dinini tebliğ ediyorlar, tebliğlerine karşılık hiçbir ücret talep etmiyorlardı.
Doğru yol üzere bulunuyor, insanları da o yola çağırıyorlardı. Bunun akabinde Habib-i Neccâr sözü tevhide getirip kendisinden misal vererek nasihatlerine şöyle devam etti: “Bu elçilerin davet ettiği esas, şirki terk edip Allah’ın birliğini kabuldür. Ben de bir olan Allah’a inanıyor ve O’na kulluk yapıyorum. Çünkü beni yoktan var edip ruhumla bedenimle bana en güzel insan kıvâmı veren O’dur. Siz de O’na kulluk etmelisiniz; çünkü sizin dönüşünüz de O’na olacaktır. O’nun dışında taptığınız putların bize bir fayda ya da zararı yoktur. Meselâ Allah Teâlâ bize bir zarar vermek istese, onlar bu zararı engelleyemezler. Bizi helak etmek istese, onlar bizi Allah’ın azabından kurtaramazlar. O halde Allah’ı bırakıp putlara tapmak apaçık bir sapıklıktır. İşte bu sebepledir ki ben, putları terk edip benim de sizin de Rabbimiz olan Allah’a iman ettim. Eğer sözümü dinleyip gereğini yaparsanız bu sizin için faydalı olacaktır.”
Kaynak: Ömer Çelik Tefsiri, kuranvemeali.com









YORUMLAR
Kıssanın devamını da ekler misiniz? "Gir cennetime" kadar