Vahiyle İlgili Hadisler
Efendimize (s.a.v) peygamberlik müjdesi ile başlayan ve sonrasında da Efendimizin (s.a.v) vefatına kadar devam eden ilahi buyruklar, vahiy ile ilgili hadisler...
Enes b. Mâlik (r.a.) anlatıyor: Rasûlullah’ın -sallâllâhu aleyhi ve sellem- vefatından sonra Hz. Ebû Bekir (r.a.), Hz. Ömer’e “Haydi, Allah Rasûlü’nün ziyaret ettiği gibi biz de Ümmü Eymen’i ziyaret edelim.” dedi. Yanına vardığımızda (Ümmü Eymen) ağlamaya başladı. “Niye ağlıyorsun? Allah katındakiler Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- için daha hayırlıdır.” dediler. “Ben Allah’ın katındakilerin Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem- için daha hayırlı olduğunu bilmediğimden ağlamıyorum. Asıl gökten inen vahyin kesilmiş olmasına ağlıyorum.” dedi. Ümmü Eymen bu sözüyle Hz. Ebû Bekir’i ve Hz. Ömer’i de duygulandırdı. Onlar da birlikte ağlamaya başladılar. [Müslim, Fedâilü’s-sahâbe, 103.]
Müminlerin annesi Hz. Âişe (r.a.) anlatıyor: “Allah Rasûlü’nün -sallâllâhu aleyhi ve sellem- ilk vahiy almaya başlaması uykuda doğru rüya (rüyâ-i sâdıka) görmekle olmuştur. O’nun istisnasız bütün rüyaları gün gibi gerçek çıkardı. Sonra ona yalnızlık sevdirildi. Artık Hira Dağı’ndaki mağarada yalnızlığa çekilip, orada geceler boyu, ailesine dönmeden tek başına ibadet ediyordu. Bunun için yanında yiyecek de götürürdü. Sonra yine Hatice’nin yanına dönüp, bir o kadar zaman için tekrar yiyecek alırdı. Nihayet bir gün, Hira mağarasındayken ona vahiy geldi. Melek geldi ve ‘Oku!’ dedi. O, ‘Ben okuma bilmem.’ dedi. (Allah Rasûlü yaşadıklarını şöyle anlattı): “Beni tutup gücüm tükeninceye kadar sıktı. Sonra bırakıp tekrar, ‘Oku!’ dedi. ‘Ben okuma bilmem.’ dedim. İkinci defa tutup gücüm tükeninceye kadar sıktı. Bırakıp tekrar, ‘Oku!’ dedi. ‘Ben okuma bilmem.’ diye cevap verdim. Üçüncü defa tutup gücüm tükeninceye kadar sıktı ve bırakıp şöyle söyledi: ‘Yaratan Rabbinin adıyla oku! O, insanı bir alaktan (embriyodan) yarattı. Oku! Senin Rabbin en Kerîm olandır...’” [Alak, 96/1-3; Buhârî, Bed’ü’l-vahy, 1.]
Müminlerin annesi Hz. Âişe’den (r.a.) nakledildiğine göre, Hâris b. Hişâm (r.a.) Allah Rasûlü’ne -sallâllâhu aleyhi ve sellem- “Yâ Rasûlallah, sana vahiy nasıl geliyor?” diye sordu. Allah Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu: “Bazen zil/çan sesi gibi geliyor ki bana en ağır geleni de budur. (Uğultu) kesildiğinde söylediklerini tam olarak kavramış ve ezberlemiş oluyorum. Bazen de melek bana insan şeklinde görünüyor, benimle konuşuyor ve ben de onun dediklerini kavramış ve ezberlemiş oluyorum.” [Buhârî, Bed’ü’l-vahy, 1.]
Amr b. Şuayb’ın, babası aracılığıyla dedesinden naklettiğine göre, Hz. Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem- bir grubun tartıştıklarını işitmiş ve onlara şöyle buyurmuştur: “Sizden öncekiler işte böyle helak oldular. Allah’ın Kitabı’nın bir kısmını diğeriyle mukayese ediyor (çelişki arıyor)lardı. Oysa Allah’ın Kitabı, bir kısmı diğerini doğrulamak üzere indi. Kur’an’ın bazı ayetlerini ileri sürerek diğerlerini yalanlamayın. Onun mahiyetini bildiğiniz ayetleri üzerinde konuşun; bilmediklerinizi ise onu bilene bırakın.” [İbn Hanbel, II, 185.]
Cündeb b. Abdullah’ın naklettiğine göre, Hz. Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: “Kur’an’ı, kalpleriniz kaynaştığı müddetçe okuyup müzakere edin. Ayrılığa düştüğünüzde ise onun başından kalkın.” [Buhârî, Fedâilü’l-Kur’ân, 37; Müslim, İlim, 3.]
İbn Abbâs’ın naklettiğine göre, Allah Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: “Kim Kur’an hakkında bilgisizce konuşursa, cehennemdeki yerine hazırlansın.” [Tirmizî, Tefsîru’l-Kur’ân, 11.]
İbn Abbâs (r.a.) anlatıyor: Allah Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem- beni kucakladı ve şöyle buyurdu: “Allah’ım, ona hikmeti ve Kur’an’ın tevilini öğret.” [İbn Mâce, Sünnet, 11.]
Irbâd b. Sâriye (r.a.) şöyle anlatmaktadır: Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- bir gün sabah namazından sonra gözleri yaşartan, kalpleri hüzünlendiren son derece dokunaklı bir konuşma yaptı. Ashâbdan biri (dayanamayarak), “Ey Allah’ın Rasûlü! Sanki veda konuşması yaptın, bize ne tavsiye edersin?” dedi. Bunun üzerine Allah Rasûlü şu tavsiyelerde bulundu: “Size Allah’a karşı sorumluluk bilincinde olmayı ve Habeşli bir köle de olsa (idarecinizi) dinleyip itaat etmeyi tavsiye ederim. Çünkü benden sonra yaşayacak olanlarınız çok ihtilâflar görecekler. (Dinde) sonradan icat edilen asılsız şeylerden ise sakının! Çünkü sonradan icat edilen her şey bid’attir. Sizden kim bu dönemlere ulaşırsa, benim sünnetime ve doğru yolu bulan, hidayete erdirilmiş halifelerin sünnetine sarılsın! Bunlara azı dişlerinizle tutar gibi sımsıkı sarılın.” [Tirmizî, İlim, 16; Ebû Dâvûd, Sünnet, 5.]
İmam Mâlik’e ulaştığına göre Resulullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu şaşırmayacaksınız: Allah’ın Kitabı ve Peygamberi’nin sünneti.” [Muvatta’, Kader, 3.]
Muâz b. Cebel’in anlattığına göre, Allah Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem- onu Yemen’e (vali olarak) gönderirken aralarında şöyle bir diyalog geçmişti:
~ (Sana bir dava geldiğinde) nasıl hüküm vereceksin?
~ Allah’ın Kitabı’na göre hüküm vereceğim.
~ (O konuda) Allah’ın Kitabı’nda bir hüküm bulamazsan?
~ Allah Rasûlü’nün sünneti ile karar vereceğim.
~ Allah Rasûlü’nün sünnetinde de yoksa?
~ Kendi görüşümle ictihad ederek bir karara varacak ve ona göre hüküm vereceğim.
Bunun üzerine Hz. Peygamber “Rasûlü’nün elçisini (doğru görüş bildirmede) başarılı kılan Allah’a hamdolsun.” buyurmuştu. [Tirmizî, Ahkâm, 3; Ebû Dâvûd, Kadâ’, (Akdiye), 11.]
İbn Abbâs’tan nakledildiğine göre, Hz. Peygamber’e -sallâllâhu aleyhi ve sellem- “Yüce Allah’ın en çok sevdiği din hangisidir?” diye soruldu. O da şöyle buyurdu: “Kolay olan hanîflik dinidir.” [Buhârî, el-Edebü’l-müfred, 108; İbn Hanbel, I, 236.]
Temîm ed-Dârî anlatıyor: Hz. Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem-, “Din samimiyettir.” buyurdu. Biz “Kime karşı?” diye sorduk. Bunun üzerine O, “Allah’a, kitabına, Rasûlü’ne, Müslümanların idarecilerine ve bütün Müslümanlara (karşı samimi olmaktır).” buyurdu. [Müslim, Îmân, 95; Ebû Dâvûd, Edeb, 59.]
Câbir b. Semüre es-Süvâî, Rasûlullah’ı -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Veda Haccı’nda şöyle derken işittiğini anlatıyor: “Bu din kendisine düşmanlık besleyenlere üstün olmaya devam edecektir. Dine karşı duranlar ve onu terk edenler ise ona zarar veremezler.” [İbn Hanbel, V, 100.]
İbn Abbâs’ın naklettiğine göre, Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: “Allah her kimin iyiliğini dilerse, onu dinde fakih kılar (dinin inceliklerini anlama konusunda ona kabiliyet verir).” [Tirmizî, İlim, 1.]
Kaynak: Diyanet İşleri Başkanlığı, Hadislerle Onu Anlamak













YORUMLAR
-
İlk yorumu yapan siz olun!