Üniversite Öğrencileri Geliştirdikleri 'cep Uydu'yu Fırlatacakları Günü Bekliyor

Grizu-263 Uzay Takımı kaptanı Çağla Aytaç Dursun "5x5x5 santimetrelik bir uydu olan cep uydumuzu 2020 yılının ikinci yarısında uzaya göndereceğiz ve fırlatması Yeni Zelanda'da olacak. Şu anda üretim aşamasını tamamlamak üzereyiz" dedi.

Daha önce ABD'de düzenlenen "CanSat Competition" Model Uydu Yarışması'nda iki kez dünya ikinciliği ile Türksat Model Uydu Yarışması'nda birincilik elde eden Grizu-263 Uzay Takımı, hedeflerini yükselterek başlattıkları "Türkiye'nin ilk pocketqube uydu" projesi çalışmalarına devam ediyor.

İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Uzay Sistemleri Test Laboratuvarının yanı sıra Türkiye Amatör Uydu Teknolojileri Derneği ile TU Delft Üniversitesinin teknik destekleriyle sürdürülen projede uzay takımı üyeleri, "Türkiye'nin ilk pocketqube uydu" projesiyle hazırladıkları 5x5x5 santimetre boyutlarındaki küp uyduyu uzaya fırlatacakları günü bekliyor.

Rektör Prof. Dr. Mustafa Çufalı, gazetecilere yaptığı açıklamada, Grizu-263 Uzay Takımı'nın birkaç yıldır dünya çapında büyük başarılara imza attığını söyledi.

Son iki yıldır dünya ikincisi olduklarını hatırlatan Çufalı, "Bu yıl da 2020 yaz ayında cep uydusu fırlatacaklar. Diğer öğrencilerimize örnek oluyorlar. Biz de elimizden geldiğince imkanlarımızın ölçüsünde kendilerine destek vermeye çalışıyoruz. Grizu-263 Uzay Takımı gibi diğer takımlarımıza destek vermeye devam edeceğiz." diye konuştu.

"PROJEMİZ BÜTÜN HIZIYLA DEVAM EDİYOR"

Takım kaptanı Çağla Aytaç Dursun da Grizu- 263 Uzay Takımı'nın yaklaşık 4 yıl önce kurulduğunu ve iki kez ABD'de dünya ikinciliği elde ettiklerini aktararak, cep uydunun fırlatma anlaşmasını imzaladıklarını belirtti.

Çalışmalara devam ettiklerini anlatan Dursun, "5x5x5 santimetrelik bir uydu olan cep uydumuzu 2020 yılının ikinci yarısında uzaya göndereceğiz ve fırlatması Yeni Zelanda'da olacak. Bunun çalışmasına devam ediyoruz. Şu anda üretim aşamasını tamamlamak üzereyiz, test ve deneme aşamalarına geçeceğiz. Projemiz bütün hızıyla devam ediyor." ifadelerini kullandı.

Kaynak: AA

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.