Tiroitte Ameliyat Gerektiren 6 Neden!

Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Tamer Karşıdağ tiroit nodüllerinde ameliyat kararı aldıran 6 nedeni anlattı.

Tiroit bezinde oluşan ve içi sıvı veya katı dokularla dolu olan “tiroit nodülleri” ülkemizde sıkça görülen bir sorun. Öyle ki her 100 kişiden 5’inde tiroit nodülü tespit ediliyor. Yapılan ultrasonografilerde bu oran yüzde 35, otopsi çalışmalarında da yüzde 70’lere kadar yükseliyor. Tiroit nodülleri kadınlarda erkeklere nazaran 4-5 kat daha fazla görülüyor. Kadınlarda neden daha sık ortaya çıktığı konusunda kesin bir bilgi olmasa da, bunda hormonel faktörlerin etkili olduğu düşünülüyor. İyot eksikliği, aile öyküsü, trioit kistleri, haşimato hastalığı ve genç yaşta radyoaktif maddelere maruz kalmak, tiroit nodüllerine yol açan etkenleri oluşturuyor. Toplumda tiroit nodülü tespit edildiğinde tek çözümün ameliyat olduğuna dair bir kanı var. Oysa bu yaygın inanışın aksine her tiroit nodülünün ameliyatla alınması gerekmiyor.

GENELLİKLE TESADÜFEN TESPİT EDİLİYOR

Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Tamer Karşıdağ, küçük boyutlardaki tiroit nodüllerinin genellikle belirti vermediğine dikkat çekiyor. “Bu yüzden küçük nodüllerin çoğu başka bir hastalık nedeniyle hastaya yapılan boyun incelenmesi sırasında veya ultrason ile MR gibi tetkiklerle tesadüfen tespit ediliyor “ diyen Doç. Dr. Tamer Karşıdağ sözlerine şöyle devam ediyor:

“Tiroit nodülleri çoğu zaman ancak 3-4 santime ulaştıklarında soluk veya yemek borusuna ya da büyük damarlara baskı yaptıklarında yakınmalar oluşturuyor. Biz ise tirotnodüllerini bu boyutlara ulaşmadan önce yakalamak istiyoruz. Bu nedenle ailesinde tiroit nodülü veya tiroit kanseri hikayesi olan kişilerin herhangi bir hastalık nedeniyle hekime başvurduklarında bu bilgiyi vermeleri çok önemli. Bu sayede nodüller henüz küçük boyutlardayken yakalanabiliyor”

KANSER VARLIĞI MUTLAKA ARAŞTIRILMALI

Tiroit nodülleri çoğu zaman tedavi gerektirmiyor; 6 ay ile 1 yıl aralığında, ultrason ve ihtiyaç duyulursa kan tahlilleri ile yapılan takipler yeterli geliyor. Bazı nodüllerin küçülmesi ya da kontrol altına alınması için ilaç tedavisi veya radyoaktif iyot tedavisine başvuruluyor.

Doç. Dr. Tamer Karşıdağ, tiroit nodülleri tespit edildiğinde aşırı tiroit hormonu salgılayıp salgılamadıklarının, daha da önemlisi kanser varlığının mutlaka araştırılması gerektiği uyarısında bulunarak bunun nedenini şöyle açıklıyor:

“Aşırı tiroit hormonu salgılanması hastada ellerde titreme, sinirlilik, kilo kaybı gibi birçok önemli problemler oluşturuyor. Ayrıca tiroit nodüllerinin yüzde 5’ini kanserli nodüller oluşturuyor. Bu nedenle nodül çok küçük olsa bile içinde sıvı yerine katı bileşkeler varsa veya nodül büyüyorsa kanser şüphesini ortadan kaldırmak gerekiyor. Tiroit nodüllerinin varlığında ultrason tetkiki ile TSH ve T4 adı verilen tiroit fonksiyon testlerine başvuruluyor. Kanser yönünden şüpheli bir durum varsa altın standart olarak nitelendirilen ince iğne aspirasyon biyopsisi yapılıyor. Biyopsi sonucuna göre düzenli takip veya ameliyat kararı veriliyor.”

TİROİTTE AMELİYAT KARARI ALDIRAN 6 NEDEN

Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Tamer Karşıdağ tiroit nodüllerinde ameliyat gerektiren 6 nedeni şöyle sıraladı:

  1. İnce iğne aspirasyon biyopsisi sonucunda kanser tespit edilmişse,
  2. Kanser açısından şüpheli hücreler saptanmışsa,
  3. Soluk veya yemek borusuna bası yapması sonucunda hasta nefes alma sorunu yaşıyorsa, konuşurken veya yemek yerken yutkunma probleminden şikayetçi ise,
  4. Tiroit hormonunu fazla salgılayan ve toksik adenom olarak adlandırılan iyi huylu nodüller varsa,
  5. İlaç veya nükleer tıp tedavisi ile kontrol altına alınamayan hipertiroidi (tiroid hormonlarının çok çalışması durumu) tanısı konmuşsa,
  6. Dışarıdan bakıldığında boyun bölgesinde şişlik belli oluyorsa ve hasta bundan estetik açıdan rahatsızlık duyuyorsa, ameliyat kararı alınıyor.

Bu belirtilere dikkat!

Aşağıda yer alan belirtilerden biri bile olsa zaman kaybetmeden bir hekime başvurmayı ihmal etmeyin.

  • Boğazda bir kitle hissi ile birlikte solunum güçlüğü çekiyorsanız
  • Yutkunduğunuzda boynunuzun içinde bir şey hareket ediyor, sürtünüyor veya bası yapıyorsa,
  • Boynunuzda şişlik ele geliyorsa veya dışarıdan fark ediliyorsa,
  • Kronik öksürükten veya ses kısıklığından yakınıyorsanız,
  • Kilo kaybı, sinirlilik, ellerde titreme ve sıcağı tolere edememe gibi şikayetleriniz varsa, bu yakınmalar tiroit nodüllerine işaret edebiliyor.

TİROİD NODÜLLERİ AMELİYATINDA DİKKAT EDİLMESİ GEREKENLER

Tiroit nodülleri ameliyatları eskiden boğazın alt bölgesinde gerçekleştirilen ve aşırı kanamalara yol açabilen büyük kesilerle yapılıyordu. Günümüzde ise ameliyatlar genellikle boyun çizgisi üzerinde küçük bir kesiden veya robotik cerrahi ile koltuk altından girilerek gerçekleştiriliyor. Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Tamer Karşıdağ bu sayede aşırı kanama gibi ciddi komplikasyonların önlediğini ve hastanın ertesi gün hastaneden taburcu olabildiğini belirterek şu bilgileri veriyor:

“Tiroit nodülleri ameliyatında dikkat edilmesi gereken en önemli nokta ise; tiroit bezinin arkasında yer alan, ses tellerine giden sinirler ile paratiroit olarak adlandırılan ve kalsiyum dengesini sağlayan dokuların hasar görmemesini sağlamak. Ameliyat hangi yöntemle uygulanırsa uygulansın tiroit dokusu çıkartılırken, her iki dokuya da hasar vermemek büyük önem taşıyor. Aksi halde kalıcı ses kısıklığı ve istemsiz kasılmalar gibi ciddi problemler oluşabiliyor.”

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.