Teyemmüm Ayetinin İniş Sebebi

Teyemmüm nedir, nasıl yapılır? Teyemmüm hangi durumlarda gereklidir? Teyemmüm ayeti ne zaman ve nasıl indirilmiştir? İşte teyemmüm abdestinin alınışı...

Hz. Âişe vâlidemiz şöyle anlatıyor:

“Resûlullâh ile (Müreysî) seferinde berâber idik. Beydâ nâmıyla anılan mevkîye veya Zâtu’l-Ceyş denilen yere gelmiştik ki, benim bir kolyem koptu. Resûlullâh onu aramak için bir müddet orada kaldı, O’nunla birlikte diğer insanlar da kaldılar. Civarda su olmadığı gibi yanlarında da su kalmamıştı. Bir kısım insanlar Ebûbekir’e gidip:

«–Âişe’nin yaptığını gördün mü! Hem Rasûlullâh’ı hem de diğer insanları burada oyaladı. Onlar bir su başında değiller, yanlarında su da yok!» demişler. Rasûlullâh başını dizlerimin üzerine koymuş uyurken babam Ebûbekir çıkageldi.

«–Sen Resûlullâh’ı de insanları da burada hapsettin. Civarda su olmadığı gibi yanlarındaki su da tükendi!» diyerek beni azarladı ve pek çok söz söyledi. Hattâ öfkesini yenemeyip eliyle canımı acıttı. Resûlullâh’ın başı dizimin üzerinde olduğu için hareket etmemeye çalıştım.

TEYEMMÜM AYETİ

Allâh Resûlü sabah kalktığında hiç su yoktu. Bir müddet sonra Allâh Teâlâ teyemmüm âyetini inzâl buyurdu:

«...Hasta yâhut yolculuk hâlinde bulunursanız, yâhut biriniz abdest bozmaktan gelirse, yâ­hut kadınlara dokunmuşsanız ve bu hâllerde su bulamamışsanız, temiz toprakla teyem­müm edin de yüzünüzü ve (dirseklere kadar da) ellerinizi onunla meshedin! Allâh size herhangi bir güçlük çıkarmak istemez; fakat sizi tertemiz kılmak ve size (ihsân ettiği) nî­metini tamamlamak ister; umulur ki şükredersiniz.» (el-Mâide, 6)

Üseyd bin Hudayr dedi ki:

«–Ey Ebûbekir âilesi! Bu, ümmet için sizin sayısız bereketlerinizden sâdece biridir.»

Bindiğim deveyi kaldırdığımda kolye altından çıktı.” (Buhârî, Teyemmüm, 1; Ashâbu’n-Nebî, 5, 30)

Üseyd, Âişe vâlidemize:

“Allâh seni hayırla mükâfatlandırsın! Vallâhi ne zaman başına hoşlanmadığın bir iş gelse, Allâh onu senin için de Müslümanlar için de hayır kılıyor.” demiştir. (Buhârî, Teyemmüm, 1)

Kaynak: Osman Nuri Topbaş, Hz. Muhammed Mustafa 2, Erkam Yayınları

TEYEMMÜM NEDİR, NASIL ALINIR?

Teyemmüm Nedir, Nasıl Alınır?

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.