Tevrat Gerçekten Değiştirildi mi? Tarihi ve Dini Deliller
Tevrat tahrif edildi mi? Tevrat'ın tarihsel serüvenini, tahrif iddialarını, Yahudi kaynaklarındaki anlatımları ve İslâm'ın konuya bakışını ayrıntılarıyla öğrenin.
Hazırlayan: Prof. Dr. Salih İnci
Tahrif, kelime olarak “sözü bir tarafa çekmek, sözün veya kelimelerin anlamını değiştirmek” gibi manalara gelir. Konu dini bağlamda Yahudi ve Hıristiyanların kendi kutsal metinlerini kasıtlı olarak değiştirmelerini veya yanlış yorumlamalarını ifade etmek için kullanılmıştır. (Tarakçı, 2010, 39/422)
Kur’an-ı Kerim’in birçok ayetinde, Yahudilerin kendi kitaplarını tahrif ettiği ifade edilmektedir. Buna karşın Kur’an’da Hıristiyanların kendi kitaplarını tahrif ettiklerine dair doğrudan bir ifade geçmez. Bunun yerine Kur’an, Hıristiyanların yanlış inançlarına dikkat çeker. İslam alimleri bu durumu, Yahudilerde olduğu gibi Hıristiyanların da kendi kitaplarını tahrif etmelerinden kaynaklandığı şeklinde yorumlamaktadır. (Hıristiyan İncilleri için bkz. https://www.islamveihsan.com/inciller-ne-zaman-ve-nasil-yazildi-havariler-kanonik-inciller-ve-kilise-gelenegi.html) Ayrıca bkz. https://www.islamveihsan.com/gunumuzde-tevrat-ve-incilin-orijinal-metinleri-mevcut-mudur.html)
YAHUDİ KAYNAKLARINA GÖRE TEVRAT'IN TAHRİF SÜRECİ
Yahudilerin inanışına göre Hz. Musa (a.s.), on üç Tevrat nüshası yazmış, bunların on ikisini İsrailoğullarının her bir boyuna (sıpt) vermiş, birini de Ahit Sandığı'nın içine koymuştur. Ancak ilerleyen zamanlarda Tevrat İsrailoğullarının gündeminden çıkmış ve unutulmuştur. Nitekim mabedi yaptıran Hz. Süleyman (a.s.), Ahit Sandığı’nı açtırdığında içinden sadece on emrin yazılı olduğu iki tablet/levha çıkmış, Hz. Musa (a.s.)’ya indirildiğine inanılan diğer Tevrat metinleri bu sandıkta bulunamamıştır. Dolayısıyla bu dönemlerde İsrailoğulları Tevrat metinlerini koruyamamış ve Tevrat bir şekilde kaybolmuştur.
Yahudi Kaynaklarına Göre Tevrat’ın Tahrif Süreci
Tevrat metinlerine dair süreç, farklı krallıklar döneminde çeşitli aşamalardan geçmiştir. Bu çerçevede Hz. Süleyman’ın (a.s.) ölümünün ardından İsrail oğullarının devletleri ikiye bölünmüş, Kuzey Krallığı putperestliğe dönmüş ve Tevrat tümüyle yürürlükten kaldırmış ve krallık 722’de yıkılmıştır. Aynı şekilde Güneydeki Yehuda Krallarının çoğu da putperestliğe meyletmişlerdir.
Babil Talmudu'na göre Yehuda krallarından Ahazya (M.Ö.84l) ve Menasseh (M.Ö.687-642) Tevrat'tan Allah'ın isimlerini çıkartmış ve yerlerine putların isimlerini koymuşlar, Kral Ahaz (M.Ö.736) Tevrat okumayı yasaklamış, Mabed'deki Tevrat'ı mühürletmiş mevcut Tevrat nüshalarını tahrip etmiş, Kral Amon (M.Ö.642-640) Tevrat'ı yakmış, İsrailoğulları Tevrat’tan o kadar uzaklaşmışlar ki son krallardan Yoşiya (M.Ö. 640-609) zamanında tesadüfen bulunan Tevrat metinlerini anlayan bile çıkmamıştır. Bulunan bu Tevrat, Yahudilerin inanışına göre, Babillerin kuşatması sırasında mabede konulmuş (M.Ö. 586) ve bir daha bulunamamıştır (Adam, 2001, 107-111).
Dolayısıyla Yahudi metinlerinin anlatımlarına göre de Hz. Musa, Hz. Davud ve Hz. Süleyman (a.s.), sonrasında din, tamamen ruhban sınıfının keyfi tasarruflarına kalmış ve Yahudi krallar da Tevrat’ın tahrifinde etkin rol almışlardır. Nitekim peygamber Yeremya, bu dönemlerdeki kimseleri Allah'ın dinini değiştirmek ve Tevrat'ı tahrif etmekle suçlamıştır. Bu anlatı, Tevrat’ın dışındaki diğer kutsal metinlerde de geçmektedir. (Yeremya, 23: 36)
EZRA'DAN SPİNOZA’YA TEVRAT'IN TARİHSEL SERÜVENİ
Hz. Musa (a.s.) sonrası Tevrat’ın başına gelenler nedeniyle oluşan kopukluğu gidermek adına İsrailoğulları tarihinde sürgün sonrasında (MÖ. 538) Ezra denen bir şahsiyetle karşılaşıyoruz.
Yahudilere göre hikmet sahibi, bilge bir kimse olan Ezra kaybolmuş Tevrat’ı mucizevi şekilde yeniden yazdırmış, bu nedenle Yahudilerin bir kısmı onu Hz. Musa (a.s.)’dan bile daha üstün görmüşler ve aşırı yüceltmişlerdir. (Adam, 2001, 115).
İslam alimleri de Kur’an’da “Yahudiler Üzeyir Allah’ın oğludur” (Tevbe, 9/30) şeklinde geçen ayetteki Üzeyir’in Ezra olduğunu söylemişlerdir. (Bazıları ise burada kastedilen kişinin Yahudilikteki Hanok (Hz. İdris) olabileceğini söylemektedirler. (Adam, 2025, 73 vd.)
Sonuçta Yahudiler Hz. Musa (a.s.)’dan sonraki uzun kopukluk dönemindeki boşluğu, ondan 7-8 asır sonra gelen Ezra’ya Tevrat’ı nispet ederek doldurmaya çalışmışlardır. Bu durum modern dönem araştırmacıların gözünden kaçmamıştır. Nitekim Hollandalı bir Yahudi olan Baruch Spinoza (ö. 1677) mevcut Tevrat’taki anlatım, üslup, yer ve mekân adlarından, Hz. Musa (a.s.)’nın kendi ölümünden bahsetmesinden vb. hareketle Tevrat’ın yazarının Hz. Musa (a.s.) olamayacağını söylemiş, bu nedenle de Yahudi cemaatinden kovulmuştur. (herem cezası) (Spinoza, 2010, 155-160)
Ayrıca modern dönemde Batı’da yaygınlaşan Biblical Kritizm hareketleri de dil, tarih ve arkeoloji biliminin verilerden hareketle bugünkü (Tevrat dahil) Eski Ahid’in bir kişinin tek seferde yazmadığını, bunların M.Ö.9.-5. yy. arasında dört farklı kaynaklardan toplanan rivayetlerin zaman içinde birleşmesiyle oluştuğunu söylemişlerdir. (Görgün, 2013, 43/156)
Dolayısıyla Tevrat’ın tahrifi ve sonradan oluşturulduğu tezi sadece Müslümanların iddiası olmakla kalmamış modern dönem tarih araştırmalarının verileri de Müslümanların görüşlerini desteklemiştir.
Bugünkü Tevrat Ne Zaman Son Hâlini Aldı?
Mevcut elde bulunan Tevrat; Hz. Musa (a.s.)’dan 8 asır sonra gelen Ezra’ya atfedilmiş, metin en az dört farklı zamanlarda farklı kişilerce derlenmiş, Hz. Musa (a.s.)’dan 11 asır sonra Yavne’de (Miladi 100) son hali verilmiş, yine Hz. Musa (a.s.)’dan 24 asır sonra gelen Yahudi Musa bin Meymun (ö.1204) tarafından Tevrat’ın son kitap olup değişmediği inancı Yahudi iman esasları içine dahil edilmiş ve en nihayetinde bu gün en eski tam nüshası Hz. Musa (a.s.)’dan 20 asır sonrasına ait olan bir Tevrat metni ile karşı karşıya kalmaktayız.
Bununla birlikte mevcut Tevrat’ın vahiy mahsulü olduğunu reddeden, çoğunluğu batıda ve ABD’de bulunan Reformist, Liberal ve Muhafazakâr Yahudilerin bulunduğunu da vurgulamak gerekir. (Adam, 2001, 175-185)
KUR'ÂN VE İSLÂM ÂLİMLERİNE GÖRE TEVRAT'IN TAHRİFİ
Kur’an bize Tevrat’ın tahrif edildiğini pek çok ayeti kerimede haber vermektedir. Bu çerçevede Kur’an’da, önceki gönderilen kitaplar/mushaflar ilgili ifadeler genel olarak; tahrif, tasdik ve tashih ayetleri şeklinde tasnif edilmektedir.
Kur’an’da Tevrat’ın Tahrifiyle İlgili Kavramlar ve Ayetler
Kur’an’da Yahudilerin kendi kitaplarına yönelik yaptığı müdahaleler; tahrif (bozma)(Bakara 2/75; Nisâ 4/46; Mâide 5/13, 41) , tebdil (değiştirme)(Bakara 2/59; Araf 7/162), leyy (dili eğip bükme)(Ali İmran 3/78; Nisâ 4/46), kitmân (gizlemek)(Bakara 2/41-42, Ali İmran 3/71), nisyan (unutma)(Maide 5/13-14), lebs (örtmek)(Bakara 2/42, Ali İmran 3/71) kavramları ile ifade edilmiştir. Ayrıca Allah’ın ayetlerini satmak, elleriyle kitap yazmak (Bakara 2/41, 79) gibi bazı ifadeler de yer almaktadır.
Onların bu tutumu bazı ayetlerde şu şekilde ifade edilmektedir:
“Yahudiler verdikleri sözü yerine getirmedikleri için kendilerini lanetledik ve kalplerini katılaştırdık. Onlar, kelimelerin yerlerini değiştiriyorlar (tahrif yapıyorlar). Kendilerine öğretilen ahkamın (Tevrat’ın) önemli bir bölümünü unuttular.” (Maide, 5/13)
“Ey Peygamber! Kalpleri iman etmediği halde ağızlarıyla inandık diyenlerden ve yahudilerden küfür içinde koşanların hali seni üzmesin. Onlar, durmadan yalana uyar ve sana tabi olmayan kimselere kulak verirler. Kitaplarındaki kelimelerin yerlerini değiştirirler.” (Maide, 5/41)
İslâm Âlimlerinin Tevrat’ın Tahrifi Konusundaki Görüşleri
Kur’an’da zikredilen ayetlerden hareketle İslam alimleri de tahrifle ilgili çeşitli değerlendirmelerde bulunmuşlardır. Bununla alakalı olarak İbn Hazm (ö.456/1064), Tevrat’ın tüm tercümelerini mukayeseli olarak incelemiş ve Yahudi tarihi içindeki serüvenini detaylı olarak ele almış, ayrıca mevcut Tevrat’ın çoğunun lafzen de tahrif edildiğini söyleyerek Tevrat ve Yahudilikle ilgili ciddi tenkitler yönelterek bu kitabın hiçbir saygınlığının kalmadığını söylemiştir. Bununla birlikte o, Tevrat’a itibar eden Müslümanları Kur’an ve sünnete yeterince vâkıf olmamakla ve gerekli ihtimamı göstermemekle itham etmiştir. (Adam, 2001, 209-219)
Tevrat’ın tahrifi hakkında İbn Haldun (ö. 1406) ise İbn Hazm’dan farklı olarak kasıtlı ve sistematik bir metin tahrifinden ziyade, istinsah hataları, dağınık aktarım ve tarihî şartlar sebebiyle lafızlarda değişiklikler oluşmuş olabileceğini söylemiştir. (Adam, 2001, 19-21)
Son dönem müfessirlerden Elmalılı Hamdi Yazır (ö. 1942), Tevrat’ta lafzî tahrifin de meydana geldiğini söylerken, tahrifin daha çok ayetlerin gizlenmesi, anlamlarının çarpıtılması ve yanlış yorumlanması yoluyla gerçekleştirildiğini belirtmiştir.
Konuyla ilgili olarak Süleyman Ateş, Tevrat’taki tahrifin Kur’an indikten sonra olduğunu söyleyerek ilginç bir çıkış yapmıştır. (Adam, 2001, 22-27)
Oysa bu iddia Tevrat’ın tarihsel süreçteki durumuyla alakalı bilgiler göz önüne alındığında tutarlı ve itimat edilebilir bir bilgi olarak görülmemektedir. Zira mevcut Tevrat, Makkabiler döneminde (MÖ. II.YY) standart hale getirilmiş ve o dönemdeki değişik yerlerde yaşayan Yahudilere gönderilmiştir. (Meral, 2021, 88) Bu nedenle tarihsel bir hakikat olarak Tevrat’ın tahrifi sadece Hz. Muhammed (s.a.v.) döneminin değil, Hz. İsa (a.s.) döneminden önceki sürecin bir konusudur.
TEVRAT TAHRİF EDİLDİ Mİ? DELİLLER NE GÖSTERİYOR?
Yahudilerin kendi kitapları üzerinde bir tahrifte bulundukları sadece Kur’an’ın ve Müslümanların bir iddiası değildir. Bizzat Yahudilerin kendi kutsal metinlerinde ve yorumlarında kitaplarını tahrif ettiklerine dair anlatımlar söz konusudur.
Ayrıca hem Yahudilerin kendi içinden bazı bilginler hem de son yüzyıllarda ortaya çıkan ve Kitâb-ı Mukaddes’in otantikliğini sorgulayan Biblical Kritizm araştırmalarında da konu çok boyutlu olarak ele alınmış ve mevcut Tevrat’ın üslup, muhteva, tarihi bilgi ve arkeolojik veriler ışığında Hz. Musa (a.s.)’ya indirilen Tevrat olamayacağı ifade edilmiştir.
Konuya dair İslam alimlerinin çoğunluğu da Tevrat’ın tahrif edildiğini ifade ederken, söz konusu tahrifin boyutu konusunda farklı görüşler beyan etmişlerdir. Ayrıca Müslümanlar Tevrat’ın içinde peygamberlerin yüz kızartıcı büyük günahlar işlediğini söyleyen ayetleri de tahrif iddialarına karşı en önemli argüman olarak öne sürmüşlerdir. (Geniş bilgi için bkz. İnci, 2001)
Kaynakça:
- Adam, Baki. Dinler Tarihi ve Kur’an: Tartışmalı Konular Üzerine Bazı Tespitler. İstanbul: Pınar Yayınları, 2025.
- Adam, Baki. Yahudi Kaynaklarına Göre Tevrat. İstanbul: Pınar Yayınları, 2001.
- Görgün, Hilal. “Wellhausen, Julius”. Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi. 43/155-157. İstanbul: TDV Yayınları, 2013.
- Harman, Ömer Faruk. “Ahd-i Atîk”. Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi. 1/494-501. İstanbul: TDV Yayınları, 1988.
- İnci, Salih. Eski Ahit’de Peygamberlere Isnat Edilen Ahlâkî Zaaflar-Günahlar ve Islâm’da Peygamberlik Anlayışı (Kısa Bir Karşılaştırma). Sakarya: Sakarya Ü. Sosyal Bilimler Enstitüsü, Yüksek Lisans Tezi, 2001. http://ktp2.isam.org.tr/detayilhtezt.php?navdil=eng&tidno=9971&tarama=Peygamberlik
- Meral, Yasin. Yahudi Kaynakları Işığında Yahudilik. İstanbul: MilelNihal Yayınları, 2021.
- Spinoza, Benedictus. Teolojik-Politik İnceleme. çev. Cemal Bâli Akal - Reyda Ergün. Ankara: Dost Kitabevi Yayınları, 2010.
- Tarakçı, Muhammet. “Tahrif”. Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi. 39/422-424. İstanbul: TDV Yayınları, 2010.
- Tarakçı, Muhammet. “Tahrif”. Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi. 39/422-424. İstanbul: TDV Yayınları, 2010.









YORUMLAR
-
İlk yorumu yapan siz olun!