Terbiye Ne Zaman Başlar, İhmalin Bedeli Ne Olur?

Terbiye için beklenen her yıl, aslında kaybedilen bir fırsat mıdır? Küçük yaşta ihmal edilen eğitim ileride nasıl bir bedel doğurur?

Çocuğa terbiyevî müdâhalenin ne zaman yapılacağı konusunda kesin bir yaş sınırı yoktur. Ancak konuşmaya yeni başlayan çocuğa nebevî terbiye vermek istiyorsanız, Peygamber Efendimiz -aleyhissalâtü vesselâm-’ın hadîs-i şerîflerine tâbî olmak gerekir. Bu hususta O’nun:

“Çocuklara ilk öğreteceğiniz kelime, «Lâ ilâhe illâllah» olsun.”[1] buyruğu elimizde güzel bir ölçüdür.

ÇOCUK EĞİTİMİNDE MAHREMİYET VE HAYÂ BİLİNCİ NEDEN ERTELENMEMELİ?

Terbiye açısından çocuğun girdiği en mühim devre, onun konuşmaya başladığı devredir. Bu dönemde artık çocuk, söyleneni anlar, düşüncelerini az çok anlatabilir. Tabi, bu her çocukta aynı seyri göstermez. Zira her çocuğun gelişimi farklıdır.

 Çocuklara mahremiyet anlayışının ve hayâ duygusunun yerleştirilmesi de bu yaşta dikkat edilmesi icap eden önemli bir husustur. Zira mahremiyet fertlerin özel durumlarıdır. Küçük yaştan itibaren sağlıklı bir mahremiyet anlayışıyla beslenen çocuklar, ileride sağlıklı bir cinsel kimlik geliştirebilirler. Ancak bu anlayış kazandırılırken zorlayarak, korkutarak, sert ve anlayışsız bir tarzda yaklaşmak uygun değildir. Aksi takdirde bazı çocuklar sizin söylediğinizin tersini yapabilirler. Veya bu çocuklar hiç konuşmayan, özgüveni eksik kişiler olarak topluma katılırlar.

“Ağaç yaşken eğilir.” prensibinden hareketle anneler, çocuklarına daha küçük yaşta tuvalet âdâbını öğretmeli; hayâ duygusunu yok edecek şekilde, onları bilhassa alt giysilerini çıkarmış bir vaziyette, kıyafetsiz olarak ortalığa bırakmamalıdır. Yine tuvalet eğitimiyle birlikte banyoda çocuğun avret yerlerini örtmesi gerektiği de öğretilmelidir. Çocuk tuvaletteyken kapısını muhakkak kapalı tutması gerektiğini, banyo veya tuvalete girerken içeride birisinin olabileceği ihtimalini düşünerek kapıyı çalmasının daha uygun olduğunu, bu yaşlarda öğrenmeye başlamalıdır. Bu şekilde çocuk, bu mekânların mahrem/özel yerler olduğu anlayışına yavaş yavaş sahip olacaktır.

Çocuklara, büyüklerin yatak odalarına girerken kapıyı çalarak girmeleri gerektiği de öğretilmelidir. Bu mahremiyet kuralı, onun anlayacağı lisanda, yumuşak bir ses tonuyla:

“-Canım, biz odada giyiniyor olabiliriz ve giyinirken de odada kimse olmamalı. Bu hususta bize yardımcı olmalısın!” gibi onun aklına yatacak şekilde izah edilmelidir.

Bu anlayış, küçük yaşlarda çocuklara kazandırılmazsa onlar, istemeden anne ve babalarının yatak odalarındaki özel hayatlarına da şahit olabilirler. Ayrıca eşlerin, çocuklarının yanında birbirlerine özel ve abartılı sevgi davranışları/şakalaşmaları sergilemeleri de uygun değildir.

Ebeveynlerin, çocukları arasındayken ev içi kıyafetlerinde mahremiyet ölçülerine uygun şekilde bulunmaları daha muvâfıktır. Büyüklerin bu hassasiyeti, çocuklara da emsal teşkil edecektir. Küçük yaşlardan itibaren giyinirken, elbiseler çıkarılırken odada yalnız olunması gerektiği; perdelerin ve kapının kapalı bulunması konusu ayrıca tembihlenmelidir.

Çocuk, utanma duygusunu bu yaşta hayatına yerleştirmeli, yanında hiç kimse olmasa bile meleklerin kendisini gördüğünü bilmelidir ki ona göre davranış geliştirebilsin. Ev içinde de olsa, pervâsız ve ulu orta davranışlar sergilemesine müsaade edilmemelidir. Bilelim ki baştan dikkat etmeyip sonra dövünmek bir şey ifade etmiyor.

Aynı şekilde terbiyeye yakışmayan küfür lâfızlarını söyleyenler, hattâ şakalaşmak maksadıyla bu çirkin kelimeleri çocuklarının, torunlarının tekrar etmesi için ısrar eden büyükler bulunduğunu esefle müşâhede ediyoruz. Aile büyükleri ve ebeveynler, her şeyin birbirine karıştığı, nezâket kurallarının neredeyse kalmadığı şu asırda, ağza alınmayacak kaba ve argo kelimeleri kullanmayarak küçüklere bizzat örnek olmalıdırlar. Aksi hâlde ev içinde/dışında, büyükleri tarafından ulu orta tekrar edilen bu yakışıksız ifadeler, çocukların zihninde ve dilinde yer edecek ve ömür boyu hayatlarında büyük bir ahlâkî zaafı olarak kalmaya devam edecektir.

Anne-babalar, televizyon programları ile kontrolsüz internetin âile mahremiyetine zarar vermemesi için itina göstermelidir. Yaşadığımız cemiyette çocuklarımızın ve gençlerimizin saygısız tavırlarından, lâubâliliklerinden, sigara vb. kötü alışkanlıklarından, argo ve müstehcen kelimelerle konuşmalarından az çok rahatsız oluyoruz. Ama meselenin özüne inip insanların zihinlerine bu tohumları ve alışkanlıkları eken bataklıkları tespit etmeden sadece şikâyet etmek hiçbir mânâ ifade etmiyor. Bataklıkları kurutmaya, en azından azaltmaya çalışmalıyız; sinek öldürmekle uğraşmak yerine…

Bu hususta:

“-Canım daha küçük, ne anlar dinden îmandan…”

“-Daha küçük, şimdiden sıkmayayım, nasılsa büyüyünce yapar!” gibi cümleler, insan eğitimi ile ilgili genel bir bilgisizlikten/ilgisizlikten ortaya çıkmaktadır. Herhangi bir enstrüman çalmanın, sanat ve spor branşlarıyla meşgul olmanın, hattâ yabancı dil öğrenmenin yaşı üçe dörde inerken din, ahlâk ve terbiye ile ilgili en temel meseleleri ilerleyen yaşlara bırakmak, bu sahaları ihmal etmek demektir. Elbette en ağır konuları, en sert üslupla anlatmaktan bahsetmiyoruz. Çocuğun yaşına, meraklarına ve aile yapımıza uygun şekilde zamanında yapılan ufak tefek dokunuş ve müdâhaleler, o çocuğun eğitim hayatında en önemli köşe taşları olacaktır. Bu, kesinlikle ihmale gelmeyecek, ertelenmeyecek ve başkaları tarafından yapılmasını bekleyemeyeceğimiz bir husustur.

Dr. Jale Şimşek, bu mevzuyu te’yid eder mâhiyette şunları söylemektedir:

“Çocuklarımızın kimlik problemi yaşadıkları ve inançlarının zayıfladığı, atlanmayacak bir hakikat. Çocuklarımızın bomboş bir kafayla, güncel kültüre kapılıp gittikleri de ayrı bir gerçek. Bu duruma sebep, çocuklarımıza daha küçücükken dînî ve ahlâkî değerlerimizi aktarmadaki eksiklerimiz ve ihmallerimizdir.

Onları büyütürken bazen; «Şimdi bir sürü emir ve yasakla baskı yapmayalım, serbest yetişsinler. Büyüyünce onlar doğruyu bulur muhakkak!» dedik. Bazen de «O daha çok küçük, dinden, îmandan ne anlar, ahlâktan ne anlar. O sadece derslerine çalışsın, sınavlarda başarılı olsun. Şimdi yarışı kazanma zamanı!» dedik. Ama öyle olmadı ve her iki hâlde de yanıldık.

Bizim çocuklarımıza vermediğimiz dînî, ahlâkî, kültürel değerlerimiz yerine; çevrede uçuşan, serbestçe dolaşan, sokakta, çarşıda, sinemada, evdeki ekranda önlerine çıkan her türlü ahlâk dışı şeyler; değersizlikler, zıtlıklar ve aykırılıklar onların davranışlarına, düşüncelerine, hayallerine yerleşti, çocuklarımız hepsini benimsedi. Çünkü çocukların âileleri tarafından ihmal edilen, boş bırakılan mâneviyat ihtiyaçlarını toplum doldurmaktadır. Biz bu gerçekten habersizdik önceleri… Hiç fark etmedik, tâ ki çocuklarımız ergen olup karşımıza; beklemediğimiz düşünce ve davranışlarla dikilene kadar.

Bugün, birçok gencimiz ahlâkî bakımdan geldiği nokta ile bizi üzmekle beraber çocuklarımız için yapılacak şeyler bitmiş değildir. Unutmayalım ki onlar hâlâ bizim yavrularımızdır. Hâl ve hareketleri ile bizi incitseler de sevgi ve şefkatle bağrımıza basmaktan, hatalarını affetmekten geri durmamak ebeveyn olarak bizim vazifemizdir.

Bunun için yanlışlarını emirlerle değil, güzel konuşmalar ve ricalarla düzeltme yolunu seçelim. Hemen netice alma beklentisine girmeden, sabırla ve hoşgörü ile iletişim kurmak da bugünkü vazifemiz. Çünkü çocuklarımızın kolaylıkla terbiye aldıkları küçük yaş dönemini ihmallerimizle kaçırdık. Artık çocuk eğitiminin temel amacı; «bilgide ve ahlâkta» çocukların yeterli ve dengeli donanım almalarını sağlamak olduğu konusunu iyice anlayıp uygulamaya koymamız şarttır. Ayrıca çocuklarımızın eğitimine zararlı dış faktörlerden koruyan tedbirlerin her alanda alınması önemle gerekmektedir.” diyor haklı olarak.

Çocuklarımız, geleceğimiz. Bugün ektiğimiz tohum, karşımıza yarın fidan ve ağaç olarak çıkacak! Bu dünyada Cenâb-ı Hak, çalışanın kazanacağı bir düzen kurmuş. Bizim ihmal ettiğimiz alanlarda, başkaları çalışıyor ve evlâtlarımızı elimizden ç/alıyorsa, dizlerimizi daha çok döveriz, Allah korusun.

Kaynak: Nurten Selma Çevikoğlu, Altınoluk Dergisi, Sayı: 478

İslam ve İhsan

İSLAM’DA ÇOCUK EĞİTİMİ

İslam’da Çocuk Eğitimi

ÇOCUK YETİŞTİRİRKEN DİKKAT EDİLECEK HUSUSLAR

Çocuk Yetiştirirken Dikkat Edilecek Hususlar

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle